Başbakanın Kapatma Demokrasisi

Sayın Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu sonrası dershanelerin kapatılması ile ilgili konunun toplantıda tartışıldığını, sonuç olarak meselenin paydaşlarla yani dershane yetkilileriyle konuşulacağını açıklamıştı.

Kamuoyu bu sözlerle rahatlamışken Başbakan Tayyip Erdoğan dün gece katıldığı programda “Biz kararımızı çoktan verdik.” diyerek sözün bittiği yeri gösterdi. Hiçbir itirazın dikkate alınmadığı ortaya çıktı.

Başbakan’ın müracaat ettiği sihirli kelime “dönüşüm”. Dershaneciliği kentsel dönüşüm açısından değerlendiriyor. Dershaneleri gecekonduya benzetiyor. Bu sözlerle sadece dev bir sektör yara almıyor, dershaneye giden milyonları aşkın bir kitle de “nereyi tercih edeceğini bilmeyen”, “parasını çarçur eden” birileri olarak niteleniyor.

Bu dönüşüm pratiğe dökülmeden daha teoride dökülüyor. Sayın Başbakan yanlış bilgilendirilmiş olmalı ki dershaneye gitme oranını yüzde 15 olarak açıkladı. Oysa MEB istatistikleri oldukça farklı. Toplam 2 milyon 207 bin öğrenci dershaneye gidiyor. Bunlardan 739 bini lise son sınıf öğrencisi. Bu öğrencilerin yüzde 74’ü yani 550 bini dershaneye gidiyor. Özel okulun kendisini çevirmesi için minimum 10 bin TL ücret alması lazım. Bakanlık öğrenci başına 1.500 TL teşvik vereceğini ilan etmişti. Kalan minimum 8.500 TL’yi devlet okulunda okuyan öğrenci niye versin, zaten bir lisede okuyor? Diğer sınıflarla birlikte dershaneye giden 2 milyon 207 bin öğrenci var. Bunların özel okula kayıt olacakları mı planlanıyor?

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer zamanında başarılı öğrenciler özel okullarda okutulacaktı buna izin vermedi. Ama bu rakam 10 binden ibaretti. “Mevcut dershanelerin yüzde 20’si hemen özel okula dönüşme imkân ve kriterlere sahip” deniyor. Geri kalanlar ne olacak? Ayrıca şu an faaliyet gösteren özel okullar öğrenci sıkıntısı çekiyor. Özel okullar yüzde 52 dolulukla eğitim veriyor. Yeni özel okullara ihtiyaç olmasının geçerliliği yok. Sayın Başbakan “Hepsine imkân tanıyoruz, özel okula dönsünler.” diyor ama Bakanlık 3.858 dershanenin yüzde 20’sinin yani 770’inin okula dönüşebilecek yeterlikte olduğunu söylüyor.

Geri kalan 3.086 dershane ve buralarda görev yapan 50 bin öğretmen ne olacak? Bunların mülakatla MEB bünyesine alınacağı söyleniyor. Peki bunları MEB’e alırken atama bekleyen 215 bin öğretmen kenarda beklemeye devam mı edecek? Başbakan kenarda beklemeyi doğruluyor, yalnızca ocak ayında 8 bin öğretmen alınacağını ifade ediyor.

Stüdyodaki gazetecilerin bile ısrarla ‘tansiyonu düşürün’ tavsiyelerine kulak tıkayan Başbakan, çıkışı ve çözümü olmayan bir yolu işaret ediyordu. Başbakan, 1980 yılından beri dershaneleri kapatma çalışmaları olduğunu vurguluyor ama bahsedilen dönem 12 Eylül darbe dönemi ve kapatma kararını alanlar Evren ve arkadaşları. O tarihten sonra bir daha Sayın Başbakan’a kadar kapatma girişimi yok. İleri demokrasi vaat eden bir iktidarın en son benzemek isteyeceği dönem herhalde darbe dönemi olacaktır. (ZAMAN)

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar