Ekolojik Pazar öze döndürdü

Müşterilerle ilişkilerinin bir aile ortamında yapıldığını söyleyen pazar esnafı, “Onlarla ilişkimiz akraba, eş, dost gibi. Burada bir müşteri bu hafta gelmesin hemen fark edilir. Paraya pula odaklanan buradan alışveriş yapmaz” dedi.

Kartal’daki Türkiye’nin ikinci Anadolu yakasının da ilk yüzde yüz ekolojik pazarındaydız. Organik tüketim tutkunlarını her pazar sabahın erken saatlerinde burada toplayanın ne olduğunu pazara girdiğimiz andan itibaren teneffüs ettiğimiz mis gibi meyve ve sebze kokularından anlıyoruz. 2009 yılında açılan pazarda mevsimlik tüm meyve ve sebzeleri en doğal haliyle bulmak mümkün. “Organik tüketim de üretim de para pul işi değil, gönül işi” diyen onlarca insan alışveriş yapıyor burada. Pazarda müşteriyle ahbap, satıcıyla dost olan bu insanlar pazar sabahı yüzde yüz ‘organik’ bir gün yaşıyorlar kendi ifadelerine göre. Pazara Kadıköy’den gelen de var Gebze’den gelen de. Herkesin tek derdi sağlıklı yaşam için organik ürün tüketmek.

Buğday Derneği tarafından kurulan Kartal organik pazarında sabah saatlerinden itibaren ciddi bir yoğunluk yaşanıyor. Hafta sonunu güzel bir kahvaltı hayaliyle süsleyen İstanbullular pazarda tezgahlar kurulur kurulmaz alışverişlerini tamamlama telaşında. Günlük organik süt ve yumurtadan, taze meyve ve sebzeye kadar her türlü mutfak ihtiyacını karşılayan vatandaşlar gayet mutlu. Her pazar organik ürünlerden alabilmek için Suadiye’den Kartal’a gelen Zuhal Mermutlu, üç yıldan beri organik yiyecek dışında bir şey yemediğini söylüyor.

‘Aynı parayı veriyorum’

Tadı ve kokusuyla semt pazarlarındaki ürünlere kıyasla buradaki ürünlerin çok farklı olduğunu belirten Mermutlu, şöyle konuştu: “Yıllarca en lüks manavlardan alışveriş yaptım. Ama asıl burayı keşfettiğim günden beri meyve ve sebzenin tadını ve kokusunu hissettim. Eskiden de aynı parayı veriyordum şimdi de. Böyle bir hizmet sunulduğu için çok mutluyum. Her şeyi mevsiminde yiyebiliyoruz. Sağlıklı ve güzel olduğu için de fiyatları hiç önemsemiyorum.” Zuhal Mermutlu gibi organik pazar için Kartal’a gelen Bora Özeren de “7-8 yıldan beri organik ürün tüketiyorum. Caddebostan’da oturduğum halde bazen Feriköy’e bazen de buraya geliyorum. Her hafta mutfak ihtiyacımı bu pazarlardan karşılarım. Buradaki esnafı tanıyorum. Ürünlerine de güveniyorum” diye konuştu.

‘Artık aile gibiyiz’

Önceki gün Milliyet’te organik tarımı konuştuğumuz Kalecikli Metin Yılmaz ile dün de tezgahının başında satış yaparken karşılaşıyoruz. 95 dönümlük arazisinde 35-40 çeşit ürün yetiştiren Yılmaz, perşembe günü tarladan hasat ettiği ürünleri Cuma Bakırköy’de, cumartesi Şişli’de, pazar da Kartal’daki pazarda sattığını söyledi. Ankara’nın Kalecik ilçesine bağlı Gökdere köyünde 8 yıl önce başladığı organik üretime bugün son sürat devem eden Yılmaz, “Bazı vatandaşlar fiyatları çok pahalı buluyor ama emin olun harcadığımız emeğin değeri bundan daha fazlası. Asla şikâyetçi değilim ama yol masraflarımla birlikte değerlendirdiğimde elimde ürün kalmaması gerekiyor. Bizim müşteri sayımızın hiç artmıyor olması tek sorun. İnsanların organik ürün tüketmesi gerektiği konusunda daha fazla bilinçlenmeleri gerekiyor” dedi.
Daimi müşterileriyle aile gibi olduklarını dile getiren Yılmaz, “Müşterilerimizin çoğu bilinçli ve seviyeli insanlar. Onlarla ilişkimiz akraba, eş, dost gibi. Mesela bir aydır pazara çıkmayan bir amca bugün geldi, sarıldık, hasret giderdik. Burada bir müşteri bu hafta gelmesin hemen fark edilir. Zaten organik üretmek de organik tüketmek gibi gönül işi. Paraya pula odaklanan buradan alışveriş yapmaz” diye anlatıyor pazardaki atmosferi.

‘Çok para kazanmıyoruz’

Bir başka organik tarım üreticisi de İsmail Nacak. O, yalnızca Kartal’daki organik pazarda satış yapıyor. Ankara’nın Beypazarı ilçesinde 100 dönümlük çiftliği olduğunu söyleyen Nacak, 2003’ten beri organik tarımla uğraşıyor. İlçe Tarım Müdürlüğü’ne bağlı ziraat mühendislerinin tavsiyesiyle organik tarımla tanışan Nacak, “Bir gün Tarım Müdürlüğü’nden mühendisler geldi köye. ‘Organik tarım yapar mısınız? Hem daha fazla kazanır hem de sağlıklı ürünler yetiştirirsiniz’ dediler.

Bizde kabul ettik. Onlar bize her şeyi öğretti. 15 dönümle başladığımız organik tarım işinde şimdi epey ustalaştık ve işleri geliştirdik” dedi. Dönemin Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sami Güçlü’nün de katıldığı bir törenle organik tarıma geçtiklerini anlatan Nacak, “O günlerde köyümüzün tamamı organik üretime geçmişti. Fakat gel zaman, git zaman sadece biz kaldık bu işle uğraşan.

Satacak yer bulamadıkları ve çok da para kazanamadıkları için köydekilerin hepsi vazgeçti organik tarımdan. Biz hâlâ devam ediyoruz. Kazandığımız bir şekilde yetiyor şimdilik” diye konuştu.

‘Çocuğum için geliyorum’

Sinan Kara ise Gebze’den arkadaşının tavsiyesiyle gelmiş Kartal’daki organik pazara. Daha önce organik pazardan alışveriş yapmadığını söyleyen Kara “Burada yalnızca organik ürünlerin satıldığını öğrendik ve geldik. Artık piyasadaki birçok şey GDO‘lu. 4 yaşında çocuğum var ve onun sağlığı için bundan sonra daha dikkatli alışveriş yapacağım. Buradaki satıcılara bu meyvenin, sebzenin diğerlerinden farkını sorduğumda ‘yediğin zaman anlarsın abi’ diyorlar.

Bildiğim kadarıyla buradaki her ürün kontrollerden geçiyor. O yüzden onlara güveniyorum” diye anlatıyor ve ekliyor “Lütfen organik tarım daha da yaygınlaşsın ve fiyatlar düşsün.”

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar