Şiddetsiz hayata ilk adım – Umay Aktaş Salman

Türkiye’de 167 belediyenin sığınma evi açma yükümlülüğü var. Buna uyanların sayısı ise sadece 32. Al Jazeera, Üsküdar Belediyesi’nin sığınma evine girdi. Burada 11 kadın kendine yeni bir yaşam kurmaya çalışıyor

Üsküdar Belediyesi’nin kadın sığınma evinde 11 kadın,15 çocuk yaşıyor.

Üsküdar Belediyesi’nin kadın sığınma evinde 11 kadın,15 çocuk yaşıyor.

Biri 40 yaşında. Çocuğu olmadığı için ailesi tarafından psikolojik şiddet görmüş. 15 tüp bebek denemesi, dört düşükten sonra uzun bir yas ve travma dönemi yaşarken sürekli aşağılanmış. Bir diğeri boşandıktan sonra ailesi tarafından şiddet ve baskı gören bir genç kız. Bir başka kadın ise tecavüz sonrası hamile kalmış. Ailesi onu da, bebeği de istememiş. Mağdur olmasına karşın suçlu gibi davranılan yüzlerce kadından sadece biri. Bu üç kadın Üsküdar Belediyesi’nin Kadın Konukevi’nde kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışıyor.

Türkiye’de 125 kadın sığınma evi var. Nüfusu 100 binin üzerinde her belediyenin sığınma evi açma yükümlülüğü var. Ancak Türkiye’de bu nüfusa sahip 167 belediyeden sadece 32’sinde sığınma evi var.

Yeni hayatın en küçük tanığı

İstanbul’da sadece sekiz belediyenin kadın sığınma evi var. Üsküdar Belediyesi de bu belediyelerden biri. Al Jazeera olarak Üsküdar Belediyesi’nin Kadın Konukevi’ne girdik.

11 kadın ve 15 çocuğun yaşadığı konukevinde, geniş bir salon, kadınların odaları, kurum sorumlularının odaları, yemekhane ve mutfak var. Konukevinin kapısı, hüzne, korkuya ve umuda açılıyor. Yaşadıklarını atlatmaya çalışan kadınlar, evin salonunda drama dersi alıyor. Salonun ucundaki koltuk üzerinde yatan birkaç aylık bebek, annesinin ve diğer kadınların kendini yeniden var etme sürecinin en küçük tanığı. Birkaç ay önce tek kelime etmeyen, kafasını yerden kaldırmayan kadınlar, bireysel ve grup terapileriyle, sosyal etkinliklerle yeniden kendine güvenmeye başlayan, gelecek umutlarını artıran kadınlara dönüşmüş. En ufak bir şeyden korkar halde eve gelen çocuklar, konuk evinin kreşi sayesinde ‘normal’ bir hayata başlamış. Travmatik bir ortamdan çıkarak okulda geçirdikleri zaman onları da iyileştiriyor.

50 kadın kendine ev kurdu

Üsküdar Sığınmaevi’nde 15 personel çalışıyor. Ayrıca kurum dışından gönüllü gelen uzmanlar da var. Kurumda şiddet ve tecavüz mağduru kadınlar var. Altı yıldır hizmet veren konukevinden bugüne kadar 270 kadın ve 240 çocuk yararlandı. Bunlardan 50’si kedine ev kurarak buradan ayrıldı. Kadınlar karakollardan önce Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezleri’ne (ŞÖNİM) yönlendiriliyor. Oradan da kadın konukevlerine gönderiliyor. Kurum sorumlusu Özlem Bağlar, konukevinde kadınlara psikolojik ve sosyal anlamda her türlü desteği sunduklarını anlatıyor:

Belediyenin kültür merkezinin tüm etkinliklerini takip ediyor ve kadınların yararlanmalarını sağlıyoruz. Pazar günleri yüzmeye gidiyoruz. İş bulmalarına ve ev kurmalarına diğer kurumlardan da destek alarak yardım ediyoruz. Ev kuranlara kira yardımı ve eşya yardımı yapılıyor. Sonuçta kadınlar buralarda 3-6 ay kalabiliyor. İş bulanlar çalıştıkları yerlerde sığınma evinde kaldığını gizliyor. Kadınların sığınma evinden geldiğini öğrenince davranışları değişiyor çünkü. Bazen de kadınlarımıza nasıl olsa muhtaç diye daha az para veriliyor. Bir kadınımız var evlere her gün temizliğe gidiyor. Bir temizlikçi 100 TL alıyorsa, ona 30 TL veriyorlar mesela. Bu bakış açısının da değişmesi lazım

‘Çocuğum iyi olsun da’

Evdeki 19-43 yaş arasındaki her bir kadının hikâyesi, kadın sorunlarının özeti gibi. Bu kadınlardan biri 6 ay önce, ailesi tarafından istenmeyen tecavüz mağduru A.C. Evde en uzun terapiyi gören ve en büyük duygusal gelişimi gösteren kadınlardan biri. Hamile geldiği konukevinde doğurmuş çocuğunu. Ürkek, ama kararlı. Çocuğuyla birlikte kendine yeni bir yaşam kurmak istiyor. Tüm karşı çıkışlara rağmen çocuğunu kucağına aldıktan sonra onu Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’na (SHÇEK) vermekten vazgeçmiş. “Çocuğum iyi olsun yeter, onu asla vermek istemiyorum” diyor.

‘Kadınların umudu olmak istiyorum’

Yedi aydır evde kalan, boşandığı için ailesinden şiddet gören U.V’nin gözlerinin içi gülüyor. ‘İmkânsızı başardım’ diyor ve anlatmaya başlıyor:

“Geldiğim yerde kadınların söz hakkı yoktur. Kendimi keşfettim burada. Aldığımız eğitimler, katıldığımız sosyal etkinlikler sonrasında ‘Bu ben miyim’ diyorum. Şimdi dershaneye yazdırdılar beni. Eğitimimi tamamlayıp üniversiteye de gitmek istiyorum. Psikolog olup benim durumumdaki kadınların elinden tutmak istiyorum. Öldürülüp intihar süsü verilen, töre cinayetine kurban giden, şiddet gören kadınların umudu olmak istiyorum.”

‘Yıllarca kısır diye hitap ettiler’

İki aydır evde kalan 41 yaşındaki Z.B. yaşadıklarını anlatırken, “İki ay önce olsa, ağlayarak anlatırdım size bunları” diyor. Uzun yıllar maruz kaldığı psikolojik şiddet sonrası öz güvenini yitiren bir kadına dönüşmüş. “‘Yeter’ dediğimde yağmurlu bir havada, ayağımda pabuçlarla sokak ortasında buldum kendimi” diyor.

“Çocuğum olmadı benim. Tam 15 kere tüp bebek denedik. Dört kez düşük yaptım. Çok istedim çocuğum olmasını ama olmadı. Eşimi başkasıyla evlendirmek istediler. Eşim ile aramda bir sorun yoktu ama hem benim ailem hem onun ailesi hep hor gördü beni. ‘Kısır’ diye hitap ettiler, ‘katır’ dediler. Oysa kimse o bebeği benim ne kadar istediğimi hiç anlamadı. Geceleri uykudan uyandığımda bir mememi açıkta buluyordum. Çocuğumu emziriyor zannediyordum. Evde bebek sesleri duyuyordum. Kendimden korkmaya başladım. Tedavi olayım, yardım edin bana’ dedim. Tedavi olmaya gittim. Sonra da deli muamelesi yaptılar. Sonra dayanamadım evden ayrıldım.”

Umudu yeşerten telefon

Z.B. birkaç gün sonra eşiyle birlikte yeni bir ev kuracak, hem de bu zor dönemde yaşadığı büyük bir sürprizle. Sığınma evindeyken koruyucu aile olmak için başvuran Z.B, bunun için yanıt beklerken hayatında beklenmedik bir gelişme oldu. Bir gün telefonu çaldı. Telefonun ucundaki ses, üç yıl önce devletin masraflarını karşılayacağı tüp bebek tedavisi için başvurduğunu ve ona sıra geldiğini söylüyordu. İnanamadı. Doktorunun ‘yorgun savaşçım’ dediği Z.B. artık mutluluk gözyaşları döküyor.

ara1_1-300x168

Kadın sığınmaevi sayısı

* Türkiye’de aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı 90, yerel yönetimlere bağlı 32, sivil toplum kuruluşlarına bağlı 36 olmak üzere 125 kadın konuk evi var.

* Bu konukevlerinin toplam kapasitesi 3256.

* Bakanlığa ve belediyelere bağlı konukevlerinden bugüne kadar 24 bin 780 hizmet aldı.

* İstanbul’da bakanlık, belediye ve STK’lara ait 17 konukevi var

* Bartın, Bitlis, Muş, Niğde, Rize ve Sinop olmak üzere 6 ilde kadın konukevi yok. Bakanlık bu illerde konukevi yapılması için çalışmaların hızla sürdüğünü belirtiyor.

ara2_2-300x168

Yaptırım yok

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Gönüllüsü Melike Keleş, eskiden nüfusu 50 bini geçen belediyelerin kadın sığınma evi açma yükümlülüğü olduğunu ancak yeni belediyeler yasasıyla bunun 100 bine çıkarıldığını belirterek şöyle konuşuyor:

Bu belediyelere verilen bir yükümlülük. Zorunluluk değil. Sığınma evi kurmayanlar için yaptırımı da yok maalesef. Keşke her belediyenin sığınma evi olsa ama bu evlerin niteliği de çok önemli. Buraların kadınları güçlendiren yerler olması lazım. Şiddetsiz yaşam kurabilecekleri yerler olması lazım. Bu açıdan da sığınma evlerine bakış açısı değişmeli. Devlet, kadın sığınma evlerdinin adını konuk evi olarak belirledi. Yönetmeliklerinde de böyle geçiyor. Bize göre konuk evi değil sığınak. Sığınak kötü gelebiliyor ama ne yazkı ki kadınlar şiddeten kaçarak buraya geliyor, sığınıyor.

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar