Ey yürütmenin başı hem korkuyorsun hem titriyorsun hayırdır!?

Umut Oran’dan, Hüseyin Çelik ve Süleyman Soylu’ya:

 

– Ey yürütmenin başı hem korkuyorsun hem titriyorsun hayırdır!?

 

– 2010 yılında “ne özeli, genel bu genel” diyerek sarı öküzü teslim edip sürünün ilk kurbanını vermekle hatalar zincirini başlattı.

 

– Hodri meydan, kaset tezgahlarının failleri kimse açıklayın, açıklamazsanız, müfterisiniz, başyalancısınız.

 

– 40 milyon sosyal medya kullanıcısını karşısına almak bir siyasetçi için intihar demektir. Bunu göze alan siyasi kişiliğin sosyal medyaya yansımasından korktuğu çok büyük bir korkusu, günahı, defosu olması gerekir.

 

ANKARA

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, AKP genel başkan yardımcıları Hüseyin Çelik ve Süleyman Soylu’nun kendisine yönelik sözlerine yanıtladı. Umut Oran, “ – Ey yürütmenin başı hem korkuyorsun hem titriyorsun hayırdır!? 2010 yılında “ne özeli, genel bu genel” diyerek sarı öküzü teslim edip sürünün ilk kurbanını vermekle hatalar zincirini başlattı. Hodri meydan, kaset tezgahlarının failleri kimse açıklayın, açıklamazsanız, müfterisiniz, başyalancısınız. 40 milyon sosyal medya kullanıcısını karşısına almak bir siyasetçi için intihar demektir. Bunu göze alan siyasi kişiliğin sosyal medyaya yansımasından korktuğu çok büyük bir korkusu, günahı, defosu olması gerekir” diye konuştu.

 

Kağıttan şatonuz yıkılmak üzere

 

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran yazılı açıklama yaparak AKP’li Çelik ve Soylu’ya kendisiyle ilgil sözlerinden dolayı yanıtladı.

“Anlaşılan o ki seçime 7 gün kala AKP büyük panik yaşıyor ve her sözümüzü çarpıtmak için fırsat kolluyor. Korkunun ecele faydası yok, kağıttan şatonuz yıkılmak üzere” diyen Umut Oran’ın açıklaması şöyle:

 

İstihbaratçı Yılmazer daha yeni açıkladı şantajı

 

Sayın Hüseyin Çelik, 12 yıldır uyguladıkları, üstadı oldukları siyasi şantaj suçlamasında bulunmuş ama bu işin ustası kendileridir, kimse ellerine su dökemez. İstihbaratçı emniyet müdürü, Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte siyası linç, şantaj davalarını nasıl kurguladıklarını daha bu hafta açıkladı. CHP açık, saydam, temiz siyaset yapar. Biz siyasi olarak farklı görüşü savunanları düşman değil rakip olarak görürüz, Erdoğan ve yardımcıları gibi “ya bendensin ya onlardan” “bunlar, şunlar, onlar”, “bitaraf olan bertaraf olur” demeyiz, her siyasi görüşe saygı duyuyoruz. AKP’ye oy veren dürüst, namuslu vatandaşlarımıza ‘harama karşıysanız, helalden yanaysanız, sandıkta vicdanınızın sesini kullanarak oy kullanın’ diyoruz. Sonuç olarak biz kimseyi düşman olarak görmüyoruz ama bir siyasi parti yurttaşlarının bireysel hak ve özgürlüklerini, demokrasinin nimetlerini düşman olarak görüyorsa ona karşı direnmek, 76 milyonun hakkını savunmak da CHP olarak bizim görevimizdir.

 

Fırıldak Kubi’yi hatırlattı

 

Türk siyaset tarihine 1995’lerin “Fırıldak” ünvanlı siyasetçisi kadar önemli iz bırakacak olan ve daha dün Erdoğan ve AKP hakkında ettiği koca koca lafları yutarak tıpış tıpış bu partiye giden Sayın Süleyman Soylu’ya yanıt vermeye gerek dahi yok. Ancak kamuoyunu bilgilendirmek adına bir şeyler söylemek gerekmektedir.

 

Müneccim olmaya gerek yok

 

30 Mart sonuçları ve Erdoğan’ın siyasi geleceği hakkında öngörülerde bulunmak için müneccim olmaya gerek yok, görünen köy kılavuz istemez. 12 milyonu twitter olmak üzere toplamda 40 milyon sosyal medya kullanıcısı vatandaşımızı karşısına alma pahasına AKP ve Erdoğan niçin canhıraş biçimde yasak silahına sarıldılar?

 

Yürütmenin başı korkuyorsun ve titriyorsun hayırdır

 

40 milyon sosyal medya kullanıcısını karşısına almak bir siyasetçi için intihar demektir. Bunu göze alan siyasi kişiliğin sosyal medyaya yansımasından korktuğu çok büyük bir korkusu, günahı, defosu olması gerekir.  30 Mart’ta çıkacak sonuç ne olursa olsun 40 milyonu karşısına alan Erdoğan zaten yürütmenin başında kalamaz. Erdoğan’ın 17 Aralık sonrasındaki tavır ve hamleleri, koyduğu sert yasaklar, uyguladığı faşizmin dozunu giderek artırması, aklıselim herkeste aynı kanıyı uyandırıyor: Ey yürütmenin başı hem korkuyorsun hem titriyorsun hayırdır!?

 

Sarı öküz 2010 yılında verildi

 

Bugün geldiğimiz noktada “at iziyle it izinin” birbirine karışmasına yol açan bizzat Erdoğan ve uyguladığı şantaj politikasıdır. Bugün tapelerden, görüntü ve ses kayıtlarından yakınan yürütmenin başı, 2010 yılında “ne özeli, genel bu genel” diyerek sarı öküzü teslim edip sürünün ilk kurbanını vermekle hatalar zincirini başlattı. 2011 seçimleri öncesinde MHP’ye karşı da bu kirli tezgah yürütüldü. Amiral gemisi gazetemizde 7 sütuna manşet olacak şekilde hani MİT’e talimat vermişti Erdoğan peki ne oldu? 4 yıl oldu kaset tezgahını kuranlar kimlerdir, bunu açıklayacak olan elindeki yüzbinlerce kolluk görevlisi ve binlerce MİT ajanı olan iktidardır, yürütmenin başıdır! Anamuhalefet partisi nasıl soruşturma yürütecek de failleri bulup ortaya çıkaracak?

 

Hepiniz oradaydınız, hodri meydan açıklayın

 

Erdoğan ve şürekası işine gelmeyen konularda muhalefet temsilcisi gibi konuşmaktan artık vazgeçmelidir, Türkiye’nin bu hale gelmesinde 12 yıllık iktidar olarak bizzat sorumludurlar, kaçamazsınız bunlar yaşanırken hepiniz oradaydınız! Abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Hodri meydan, kaset tezgahlarının failleri kimse açıklayın, açıklamazsanız, müfterisiniz, başyalancısınız.

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar