Gücünün farkına varan kadınlar

Geride bıraktığımız seçim sürecinde kadınlar, belki de hiçbir dönem olmadığı kadar yer aldı, yüzyıllardır “elinin hamuru” karışmasın diye dışına itildiği siyasette… Siyasi iktidar “senin yerin ev, çocuk bak yemek yap”, patron “çok çalış maaşından keserim”, eş- dost “dayak yiyorsan hak etmişsindir” dedikçe, “benim de sözüm var, yaşadığım bu şehir benim” diyerek bir araya geldiler. Kartal Atalar Mahallesi’nde sorunlarına çözümü tartışırken Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile tanışan ve seçim çalışması yürüten iki kadın, Gülümser Yıldırım ve Sibel Yalçın ile tanıştırayım sizi…

‘ALTIN GÜNÜ DEĞİL BİLGİ GÜNÜ YAPALIM’

Şuan 50 yaşında olan Gülümser, 1976 yılından çalışmaya başlamış… “Haksızlıklarla karşılaşmam o zamana denk gelir” dediği yaş ise 12. Hesap kitaba gerek yok, hayata çocuk işçi olarak atılmış desek yeri… 3 çocuğu var. Onlara iyi bir gelecek sunmak adına gece gündüz çalışmış. Çocuklarını büyütürken siyasetten uzak durmak zorunda kaldığını söylüyor. “Seçim boyunca HDP içinde faaliyet yürüttüm” derken ise heyecanına tanık olmamak elde değil. “Seni HDP ile aynı yolda yürümeye iten neydi peki?” diye sorduğumda, hiç tereddütsüz “renkleri” diyor. “İçinde farklı insanlar ve görüşler var. Din, dil, cinsiyet ayırımı yok. Kadına değer veriliyor. Doğal olarak sesimi gür çıkarma imkanı da yakaladım. Zaten seçim sonrası mahalle meclisi olarak çalışmalara devam etme kararı aldık” diyor Gülümser.

Sıra sorunları konuşmaya geldiğinde bitmez ya, sayar da sayarsın… Gülümser de başlıyor AKP Hükümeti’nin kadına yönelik uygulamalarını sıralamaya. “Kadına her şeyi yasakladılar. Hamile kadının bile sokakta dolaşmasını yasakladı, neredeyse ayıplayarak… Kadına şiddet, cinayetler, işsizlik arttı da arttı.” İşte tüm bunları yaşarken kadınların siyasette yer almasının önemli olduğunu farkettiğini söyleyen Gülümser’in bir de çağrısı var: “Gelin altın günü değil de bilgi günü yapalım. Haklarımızı birlikte savunalım.”

‘KADIN ERKEK EŞİT OLMALI’

Sibel ise bir “çocuk gelin”. 13 yaşında okuldan alınıp zorla evlendirilmiş. “Her zaman kadın ve erkeğin eşit olması gerektiğine inandım.” diyor Sibel, “Bunu çok istedim, çocukken bile…” HDP seçim çalışmasına da bugüne kadar canını en çok yakan iki sorun üzerinden girdiğini söylüyor: Kadın- çocuk hak ihlali ve Kürt sorunu. “Oyunu kullanırken eşine soran kadınlar var hala. İşte bu yüzden bizim 1-2 ay değil, sürekli çalışmamız ve kadınlara ulaşmamız gerekiyor” diyor Sibel. Gülümser’in sorunları tarif ederken bıraktığı yerden devralıyor Sibel ve başlıyor anlatmaya: “Hükümet erkeğe itaat eden, sorgulamayan kadın istiyor. Tecavüzcüler, kadınları öldürenler serbestçe dışarıda dolaşıyor. Neredeyse ölen kadınlar suçlu bulunuyor. Ama ne yapmaya çalışırlarsa çalışsınlar, kadınlar da karşı koymayı ve direnmeyi öğreniyor. Mahallelerde yan yana gelmeye çalışıyorlar. Baskılara itiraz ediyorlar.”

Biri çocuk işçi, diğer “çocuk gelin”… Yaşanan onca acı ve baskıya rağmen yine de gücünü ve inancını hiç yitirmeyen iki kadın… Sözü uzatmaya gerek yok. Sibel özetliyor: “Gücümüzün hep beraber farkına varmalıyız. Önce kadının özgücünün farkına varmasını sağlamalıyız. İşte o zaman bize zulmeden bu düzeni değiştirebiliriz…”

Haber: Dicle TOZLUYURT

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Önerilen Başlıklar
Yorumlar