Kartal halkı barış istiyor

Yasemin TİRYAKİ
İstanbul

Her gün gelen ölüm haberleri, ülkeyi yönetinlerin ve medyanın ağzında düşürmediği savaş söylemleri, asker, gerilla, çocuk, genç, kadın, erkek cerazeleri… Her dakika savaş diyenlere inat araştırmalar halkın önemli bir bölümünün barış istediğini ortaya koyuyor. Barış için bir araya gelenlerin oluşturduğu Barış Bloku, birçok ilde ve ilçede de kurulmaya başladı. Bu yerlerden biride İstanbul’un Kartal ilçesi. Siyasi partilerden sendikalara, kitle örgütlerinden derneklere birçok kurumun içinde bulunduğu Barış Bloku şuana kadar birçok etkinlik yaptı. Blokun kurulmasında Genel-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şubenin katkısı çok önemliydi. Genel-İş Yöneticisi Murat Aydoğan, sendikanın örgütlü olduğu Kartal Belediye işçileri Gül Altınöz ve Hasan Daşdelen ile Barış Blokunu ve çalışmalarını konuştuk.

Kartal’da birçok kesimi kapsayan, içinde siyasi partilerin, örgütlerin, yöre derneklerinin, sendikaların olduğu bir barış bloku kuruldu. Genel-İş olarak buranın genişleyip büyümesinde, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yapılan eş zamanlı eylemlerin Kartal ilçesinde gerçekleşen kısmının örgütlenmesindeki payınız büyük. Neden böyle bir çalışmanın içinde yer aldınız?
Murat Aydoğan: Savaşın iki türlü boyutu var. Bir insani boyutu birde emek cephesinden kaybettirdikleri var. İnsani boyutu çok önemli, savaş ortamında en çok kadınlar, çocuklar, siviller zarar görüyor. Ama emek cephesinden de kaybettirdikleri büyük. Emekçiye gitmesi gereken bütçe savaşa aktarılıyor. Bunu da şöyle değerlendirmek lazım, eskiden Kartal’da toplumsal meselelere duyarlılık daha fazlaydı. Şu on dönem Kartalın üzerinde bi ölü toprağı var. Kartal işçi ve emekçilerin yoğun olduğu bir yer. Fakat bakıldığı zaman sinmiş ve hiçbirşeye tepki göstermeyen bir hal almış. Bizimde bu atıl kalmış işçi emekçi kesimini aktif hale getirmek için daha fazla çlşmamı gerekiyor ve bu sebeple Kartal Barış Blokunun varlığı, gelişmesini önemsiyorum. Biz bu Kartal Barış Blokuna girerken de sadece 6 Eylül barış mitingine kadar değil, savaşın yaşamın her alanında sürdüğünü bilerek bloka girmeyi kararlaştırdık. Savaş, Kürdistan bölgesinde çatışmalarla, eğitimde, iş cinayetlerinde, emek cephesinde, pazarda her yerde devam ediyor. Bizim bu bloku yaygınlaştırıp barış talebini sürdürdüğümüz, ama bir yandan da emek cephesini güçlendirip emek bloku oluşturmamız gerekiyor. Kartal’da yapılan 1 Eylül Barış mitingine katılım istediğimiz gibi olmadı, bu savaştan en çok etkilenen kadın, çocuk ve işçilerin orda olmsı gerekiyordu. Biraz daha çalışmamız gerekiyor.

Gül Altınöz: Kartal Barış Blokunun 1 Eylül Dünya Barış Günü eyleminin örgütlenmesinde iş yerimizde bu eylemin çağrısını, duyurusunu yaptık. Semt pazarlarında bildiri dağtımlarına belediye işçieri olarak güçlü katılım gösterdik. Genellikle duyarsız ve tepkisiz olan kesim şu an en azından iş yerinde barış blokunu ve ülkede süren savaşı konuşur hale geldi. Şu an bu yapılanlar Kartal’da bir ilk, çaışmalar yaygınlaştıkça katılımın artacağına inanıyorum. Kartalda işçiler ilk defa “sendikal haklar” dışında bir talep için yürüdüler.

Hasan Daşdelen: Bu sürecin işçi emekçi kesmine şöyle bir katkısı oldu; işçiler barışın gelmesinin kendi ellerinde olduğunu anladılar. Bu savaşın tek çözümü işçi ve emekçilerin ortak mücadelesile olacak. Savaş işçi ve emekçiler açısından da büyük kayıplara yol açmaktadır. Savaş sürecinde maaşlara yapılacak olan zamların erteleneceği, her şeye zam geleceğini ve mehzepsel ve kimlik ayrıştırmalarının iş yerlerine sokulmaya çalışılacağını ama biz işçilerin birbirimize düşman olmayacağımızı, en büyük ortak noktamızın emek mücadelesi olduğu konusunda iş yerlerimizde sohpetler ediyoruz. Barış blokuna girmiş olmamız iş yerinde hareketlilik yarattı. Tepkisiz dediğimiz belediye işçileri iyi kötü biraraya gelen ve bu süreci konuşan hale geldi. Önemli olan bunu bir adım ileri taşımak, işçi sınıfı mücadelerine, emek mücadelesine taşımak.

SADECE SARAY SAVAŞ İSTİYOR

1500 işçinin çalıştığı bir iş yerinde çalışıyorsunuz. Bütün bu çalışmaları, tartışmaları iş yerlerinize taşıdınız. Kartal Halkına neden bildiriler dağıttınız. Neler gözlemlediniz?

Murat Aydoğan: Savaşın dediğim gibi emek boyutu olduğu gibi insani boyutu da var. İnsanlar ölüyor ve bunu bizim gördüğümüz gibi herkes de görüyor. Bu savaşta Kürt ve Türk halkı savaşmıyor. Bu savaşın bir ucunda sadece saray ve onun polisi var diğer ucunda ise Türkiye halkları. Türk ve Kürt halkı düşman değil. Aksine halklar barış istiyor, sadece saray savaş istiyor. Biz Kartal halkına, pazarlarda meydanlarda dağıttığımız bildirilerle, afişlerle söylemlerle bu olanları anlatmaya çalıştık. Ve aldığımız tepkiler de olumlu oldu. Pazar ve sokak esnafı, halk, işçiler, kadınlar v.s hiçkimse svaş istemiyor. Her şehit ailesi artık ‘Bir çocuğum gitti diğeri de feda olsun’ söylemi yerine ‘evlatlarımız niye ölüyor, kim savaşmak istiyor?’ diyor. En son yarbayın söylemleri çok önemli ve dikate alınması gerekiyor. ‘Düne kadar çözüm diyenler bugün neden sonuna kadar savaş diyor?’ dedi. Bu artık halkın uyanış süreci. Elbette başlangıç ama bunu daha ileri taşımamız gerekiyor. Gezi süecinden sonuç alınamamasının en büyük nedeni işçi sınıfının alanlara inmemesiydi. İşçiler o süreçle üretimden gelen gücünü kullansaydı bambaşka bir boyuta girerdi. Biz şimdi bunu aktif hale getirmeye çalışıyoruz.

Hasan Daşdelen: Biz ikamet ettiğimiz semtlerde çalıştığımız için Kartal halkı tarafından az çok tanınıyoruz ve sürekli söylediğimiz ‘barış işçi ve emekçilerin ortak mücadelesi ile gelecek’ söylemi burda anlam buluyor. Çünkü semt pazarlarına bildiri dağıtımına çıktığımızda halk işçilerin de bu sürece müdahil olduğunu görüyor. Daha önce Kartal’da bu işler örgütler ve siyasi partiler üzerinden giderdi. Şimdi ise işçiler alanlara indi bu süreçle beraber. Sendikalar bu mücadelenin merkezinde olmalı. Bu çeperin genişlemesi için çabalayacağız.

Gül Altınöz: Önceden sendikaya üye değildim ve sendikanın yaptığı eylemleri kişisel isteklerini alamadıkları için yaptıklarını düşünüyordum. Bu süreçte sendikanın barış için böyle bir görev üstlendiğini gördüm ve çok memnun oldum. Sendikanın ne için mücadele ettiğini, toplumsal olaylara duyarlı olduklarını, halkların ve işçilerin yararına birşeyler yaptığını yeni fark ettim. Bu süreç bana biz işçi sınıfının ne denli sıkıntıları olduğunu öğretti.

Kartal’da bir kadın dayanışması da kuruldu ve bu dayanışmanın içinde de bir kadın işçi olarak yer alıyorsunuz. Kadın işçilerin tüm bu süreç içerisinde daha farklı duyguları, soru ve sorunları oluyor mu?

Gül Altınöz: Kadın işçiler daha hassas. En azından herkesin bi evladı var. Anneler çocuklarını askere göndermekten korkuyorlar, savaşa katılmalarını istemiyorlar. Kadın işçiker barışı destekliyorlar, hiçbiri savaş ortamına sıcak bakmıyor.

kaynak: evrensel

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar