DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 10 Ekim’de Ankara’da “Emek Barış Demokrasi” mitingi yapacak

10 Ekim’de Ankara’da buluşalım
AKP’nin başlattığı savaşa karşı 10 Ekim’de Ankara’da yapılacak ‘Emek Barış Demokrasi’ mitingine; insandan, emekten, adaletten, kardeşlikten, barıştan yana olan herkes davetli

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 10 Ekim’de Ankara’da “Emek Barış Demokrasi” mitingi yapacak. İnsandan, emekten, haktan, hukuktan, adaletten, kardeşlikten, barıştan yana olan örgütlü örgütsüz herkesi mitinge davet eden emek ve demokrasi güçlerinin çağrısı şöyle:

“İnsanlarımızın öldüğü ve öldürüldüğü karanlık gidişata dur demek için, savaşa karşı barışı savunmak için; emeğin haklarını geliştirmek, ‘Emek en yüce değerdir’ sözünü büyütmek için, emek sermaye çelişkisinin çözümünde emeğin yanında saf tutmak için; yaşam alanlarımızın, doğamızın, kentlerimizin yağmalanmasını engellemek için; iş cinayetlerini, katliamları durdurmak için, kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine karşı durmak için; baskı, şiddet ve zora karşı demokrasiyi hakim kılmak için, sarayın saltanatına son vermek için, ‘Gençlik geleceğimizdir, ölümleri durdurun’ demek için, insanımızın kardeşçe bir arada yaşamasını savunmak için, bölgemizde emperyalist işgal ve savaş politikalarına karşı halkların kardeşliğini büyütmek için; ‘Kahrolsun emperyalizm, yaşasın halkların kardeşliği’ demek için; eşit, özgür, demokratik, laik ve bağımsız bir Türkiye için, şimdi hep birlikte yüksek sesle sözümüzü söyleme ve mücadelemizi büyütme zamanıdır.”

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Başkanları, miting öncesinde BirGün’e konuştu.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan:
Emek ve demokrasi düşmanlarına oy vermeyin
Türkiye 7 Haziran seçimleri sonrası gittikçe tırmanan bir şiddet ortamına sürüklendi. 7 Haziran seçim sonuçları bir anlamda Saray kaynaklı operasyonlarla işlevsizleştirildi. Şimdi de kasımda yeniden seçime gidiyoruz. Ancak böylesi bir çatışma ortamında da demokratik süreçlerin bu biçimde sekteye uğradığı bir ortamda seçimden nasıl bir sonuç çıkacağı konusunda ve seçim sonrasında Türkiye’de sorunların çözüleceğine dair ciddi tereddütler doğdu. Biz hem demokrasi talebiyle hem emeğin talepleriyle hem de bu çatışma ortamının bir an önce sonuçlanması talepleriyle 10 Ekim’de alanlarda olacağız. Bir anlamda çatışmasızlık talebiyle, barış talebiyle, emeğin ve demokrasinin taleplerini bir arada haykıracağımız bir miting gerçekleştireceğiz.

Mitinge TTB olarak, insan sağlığının olmazsa olmaz parçaları olan bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini talep edeceğiz. Sosyal iyilik hali denilince savaşlardan ve çatışmalardan uzak bir ortam gerekiyor. Savaşın olduğu, çatışmaların sürdüğü yerlerde sağlıktan da sağlığa erişimden de söz etme imkânı kalmıyor. Yine demokrasinin olmadığı yerde, emeğin haklarının verilmediği bir ortamda da sağlıktan bahsetmeye imkân yok. Eğer bir insanın düzenli yaşayacağı bir barınma olanağı, yeme, içme olanağı ve işi yoksa o kişinin sağlığından söz etmenin imkânı yok. Emeğinin karşılığını alamıyorsa zaten o kişinin sağlıklı olduğundan söz edemeyiz. Yani demokrasi işlemiyorsa, o toplumun sağlığından da söz edemeyiz. Bu taleplerin hepsi iç içe geçmiş taleplerdir. 10 Ekim’deki mitingimizde hem bu taleplerimizi haykıracağız, hem de 1 Kasım seçimlerine yönelik alanlardan haykıracağız. Savaş isteyenlere, emek düşmanı politikalara, çatışama isteyen politikalara oy vermeyin diyeceğiz. Türkiye’de demokrasi düşmanı, emek düşmanı politikalara prim vermeyin 1 Kasım’da oyunuzu verirken bunlara dikkat edin diyeceğiz.

DİSK Genel Başkanı Kani Beko:
Sarayın savaşını durduracağız
7 Haziran genel seçimleri sonrasında Suruç’ta 33 genç katledildikten sonra bu ülkede hükümetin iç ve dış politikası, IŞİD’e karşı aldığı tutum değişir diye umut etmiştik. Fakat bu böyle olmadı. Bir anlamda kendisine oy vermeyen ve Saray’daki Recep Tayyip Erdoğan’ı başkan yapmayan halka karşı operasyonlar başladı. Bu topraklarda 7 Haziran sonrası en az 500’e yakın insanımızı kaybettik. Erdoğan “Eğer siz 400 vekil verseydiniz, bu böyle olmazdı” dedi. Erdoğan’ın bu açıklaması “AKP’ye 400 vekil vermediniz, ben başkan olamadım. O zaman bana muhalefet yapanlara karşı ben de savaşa çıkıyorum” anlamına geliyor. Bölgeye gittiğimizde oradaki insanlar bu savaşın sarayın savaşı olduğunu söyledi. Ama bu topraklar kana ve gözyaşına doydu. Bundan sonra anaların ağlamaması ve çocukların ölmemesi için mutlaka silahların susması gerekiyor. Bu topraklarda mutlaka kalıcı barış sağlanması gerekiyor. Biz de kurulduğu günden bu yana barış isteyen bir konfederasyon olarak barış çağrısını yükseltmek için 10 Ekim’de alanlarda olacağız. Bu savaşı durdurabilmek için taşın altını elimizi koyacağız.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı:
Bu gidişata son vermek için…
7 Haziran seçimlerinden bu yana ülkemiz yeniden yangın yerine döndü. Ölüm, çatışma, gözyaşı ve acı dört bir yanımızı sardı. “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderir, sekiz füze attırırım” diyenlerin 7 Haziran seçimlerinin ardından bugüne kadar neler yapabileceğini de görmüş olduk. ABD emperyalizminin isteği ve yönlendirmesiyle, uzun süredir Suriye ve Irak’ta savaş sürüyor. Kadınlar, çocuklar, gençler ölüyor, sakat kalıyor; salgın hastalıklar, evsizler, sığınmacılar çoğalıyor. Çağdışı cihatçı IŞİD vb örgütler, Ortadoğu halklarına, en çok da kadınlara dünyayı dar ediyor. Milyonlarca savaş mağduru çok kötü koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Binlercesi, “umuda yolculuk” adı altında çıktığı göç yollarında can veriyor. En tepedeki demokrasi tanımaz, iktidar saplantılı Saray, Suriye’deki savaşa nasıl benzin döktüyse, ülkemizde de çatışmaları başlatıp büyüterek, kan ve gözyaşı üzerinden iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Şimdi AKP’nin yarattığı bu karanlık gidişata son verme zamanıdır. Sözümüzü hep birlikte söylemek ve mücadelemizi büyütmek için 10 Ekim’de Ankara’da yapılacak olan “Emek Barış Demokrasi” mitingine insandan, emekten, haktan, hukuktan, adaletten, kardeşlikten, barıştan yana olan örgütlü örgütsüz herkesi davet ediyoruz.

KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse:
Barışa ses ver, diktatörü durdur!
Diktatör çözüm masasına tekmeyi vurdu ve çatışmasızlık dönemini sona erdirerek, ülkemizi sonuçları kestirilemez bir kanlı kargaşaya sürükledi. Her gün gencecik bedenler toprağa düşerken; kadınlar, çocuklar, yaşlılar keskin nişancıların hedefi olurken, günlerce sürdürülen sokağa çıkma yasaklarıyla halk gıdasız, susuz bırakılırken, hastaneler ve okullar kışlaya döndürülürken, kamu hizmetleri savaş stratejisine bağlı olarak ortadan kaldırılırken BİZ SESSİZ KALAMAYIZ
Barış mümkün ve elzem! Etnik, dini, şovenist bir yarılma yaratılmak isteniyor.

Biz KESK olarak yaratılmak istenen bu yarılmaya karşı “Gün daha fazla kardeşleşme günüdür” şiarını öne çıkarıyoruz. Ancak işçi emekçi kardeşleşmesi bu savaşı durdurabilir diyoruz.

Çünkü AKP’nin savaşı herkese karşıdır. Savaş, kapitalizmin gizli tapınaklarında işçi cinayetleri olarak devam ediyor. Patriyarkanın sessiz ve çirkin savaşı, kadınların yaşamlarını elinden alıyor.
Doğaya karşı savaş acımasız biçimlerde sürdürülüyor. Hopa’yı hatırlayalım.

Biz sessiz kalamayız! Bize karşı topyekûn bir savaş sürdürülüyor. Öyleyse topyekûn cevap verme, itiraz etme hakkımız var. 10 Ekim’de yüreği barıştan yana atan herkes Ankara’da bu itirazı yükseltecek. Türkiye savaş lobisinin, Erdoğan-Ergenekon ittifakının kanlı planlarına terk edilemez. “Saray darbesini” barış önler. Durdurabiliriz!

KESK olarak 10 Ekim’de herkesi harekete geçmeye ve Ankara’ya akmaya davet ediyoruz.

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Önerilen Başlıklar
Yorumlar