İstanbul’un taksi sorunu

Mevzu taksiler olunca İstanbul’da kime sorsanız size bir hikâyeyle döner. Buyurun taksiyle bir İstanbul turuna…

Neşe Şenol / Habertürk – Yağmurlu bir İstanbul günü, elim dakikalardır havada… Aklımda sürekli şu soru: “Yağmur yağınca taksicilerin saklandıkları bir yer mi var?” Bunun cevabını bilmiyorum ama tek bildiğim, en gerektiği zamanda toz oldukları! 2011 verilerine göre kayıtlı 18 bin 500, korsan 15 binden fazla taksi var. Yahu 33 bin 500 taksinin hepsinin dolu olma ihtimali var mı? Herkes mustarip; ertesi sabah haberlerde sırılsıklam olmuş bir kadın isyan ediyor, “Kucağımda 3 aylık bebek, elimde okula yeni başlayan oğlum, yağmur ciseliyor, 3 boş taksi çevirdim, 3’ü de bizi almadı!” Çocuklu kadın alınmadığına göre benim zaten hiç şansım yokmuş!
Başka ülkelerde taksicilerle ilgili sorunlar yok sanmayın. Sırf bu sorunlara çözüm yaratan bir proje olduğu için Uber’e ABD ve Çin gibi ülkelerde devlet ödenek sağlıyor. 58 ülkede de en çok kullanılan uygulamalar arasında. Aç akıllı telefonunu, iki dokun hop taksin karşında. Üstelik uygulamada şoförün davranışlarını puanlayabiliyorsun da, temiz! Türkiye’de de var ama bizde en çok kullanılanı BiTaksi. Ama o da belirli yerlerde…
İyi de nedir bu taksicilerin yolcularla derdi? Yoksa bizim bilmediğimiz bir şey mi var? Bu sorunun cevabını bulmak için fotomuhabiri arkadaşım Mehmet Emin Demirezen ile düştük yollara. İstanbul’un en işlek caddelerinde, belirlediğimiz saatlerde taksilere binmeye, onlarla konuşmaya çalıştık. Nazik şoför de vardı, bizi taksiden kovan da ve hatta trafiğe soktuğumuz için daha fazla para isteyen de… Başta şurada anlaşalım; taksicilerin tamamına leke sürmek gibi bir derdimiz yok. Ama bazı işlerin düzelmesi gerek. Bakın başımıza neler geldi…
1. GÜN
‘ABLACIM HADİ BİNİN’
Taksim – Beşiktaş (12.00)
Tam şirketlerin mola vaktinde Taksim’e çıktık. Meydandaki otellerin önünde boş en az 15 taksi görünce “Oh be!” dedim ama hevesim kursağımda kaldı. Kimin kapısını açsak ya turist olmadığımız için uygun olmadığını söyledi ya da “Beşiktaş’a bu saatte girmem” dedi. 20 dakika sonunda biri aldı bizi. “Beşiktaş” der demez başladı söylenmeye: “Zaten hastayım, grip olmuşum çıkmışım yollara. Arkadaş aradı, kıramadık iyi mi? Sizden önceki yolcuyu da çok trafik olduğu için indirdim. 5 TL fazla verecek diye çekemem o trafiği. Zaten yevmiyeyi de çıkaramadım. Siz de beni trafiğe sokuyorsunuz!” Resmen fırça yedik! Bir soru sormaya kalkıyorum, lafı ağzıma tıkıyor. Bir ara Emin soru sorunca sesi yükseldi. Tam Dolmabahçe’ye geldik, “Geldik işte, Beşiktaş burası ablacım hadi inin” dedi. Meydana gitmek istediğimizi, üstelik havanın bozduğunu söyleyince de “Trafiği görmüyor musun ablacım? Meydana 5 dakikada yürüyerek gidersiniz” diye söylendi. 11 TL aldı, apar topar indirdi.
‘YOLUMUN ÜZERİNDE OLMASANIZ ALMAZDIM’
Dolmabahçe – Beşiktaş (12.30)
Yarı yolda kaldık, trafik de iyice sıkıştı. Çok taksi var ama ancak 20 dakikanın sonunda birine binebildik. Amca “Hoş geldiniz” der demez başladı trafiğe söylenmeye. Anlattığına göre o trafikten çok değişim saatinden şikâyetçi. Birazdan yolu Gaziosmapaşa’ya düşmeyeni almayacakmış. Yoksa gecikeceğini söylüyor. Bir düşündüm, kır saçlı amcanın saat en geç 15.00’te aracı teslim etmesi gerekiyor. Saat 13.00’e geldi, bu trafikle ve yolcu alırsa yetişmesi çok zor görünüyor. İyi de bunun çözümü de yolcuları almamak olmamalı… Çünkü tam bizi meydanda indirirken bir veda itirafında bulunuyor: “Gideceğim yolun üzerinde olduğunuz için sizi aldım.” Bu kısa yolculuk trafikle uzayınca 10 TL tutuyor. Sahi bir de fiş istedik ama en son fişi önceki müşteriye verdiğini söyledi. Oysa ki bu yasal zorunluluk…
SONUNDA YÜRÜDÜK!
Beşiktaş Meydanı – Zincirlikuyu (14.00)
Çok uzun süre beklesek de sonunda nazik bir şoföre denk geldik. Bu sefer şikâyet dinlemedik, adı- nın Servet olduğunu söyleyen taksici “Trafiğe bakmayın arkadaşlar, ekmek kapısı bu. Yolcuya işkence çektirmenin ne anlamı var?” dedi ve ondan sonra yolculuğumuza kısık bir radyo sesi eşlik etti… Normalde 10 TL’ye gittiğimiz yere trafikten dolayı 19 TL verdik. Ardından tekrar Taksim’e dönmek için elim havada neredeyse 15 dakika bekledim. Gideceğimiz yeri beğenmeyince korna çalıp giden mi dersiniz, “Değişim saatinde taksi durdurulur mu” diyen mi? Sonunda dayanamadık, Gayrettepe’ye yürüyüp metroya bindik.
2. GÜN
NORMALDE 20, KISA YOLLA 30 DAKİKA!
Harbiye – Mecidiyeköy (15.00)
İkinci gün tabii daha tecrübeliyiz. Boş bulduğumuz taksiye şoför “Nereye?” diye sormadan bindik. Tabii suratı beş karış, söylenerek açtı taksimetreyi. Değişim saatini kaçıracağım diye bizi sözüm ona kısa yoldan götürmeyi teklif etti. Neden olmasın, yolları bizden daha iyi biliyordur diye kabul ettik. Belki de trafikte en fazla 20 dakikada gideceğimiz yere yarım saatte ancak vardık! Dayanamadım açtım internetten Google Maps’i, bir baktım ki gideceğimiz yerden uzaklaşmış ve yine aynı yola doğru geri gitmeye başlamışız! Hadi dolaştırmayı boşverin, emniyet kemerlerini takmayı bırakın, uyarı alarmını susturmak için bir yol bile bulmuş. Sadece kendi kemerini değil. Yolcu kemerinin de kullanılması mümkün değildi. Canımız tehlikede uzun bir yolculuk oldu, 25 TL verdik.
‘BÖYLE YOLCU İSTEMİYORUZ’
Mecidiyeköy – Kadıköy (16.00)
İstikamet Kadıköy… Yine bekle Allah bekle. Anadolu yakasına gitmek istediğimizi duyan basıyor gaza. Sonunda yine aynı taktikle şoförü dinlemeden bindik araca. Taksimetreye öyle bastı ki az daha kırılacaktı: “Bilseydim almazdım, köprü büyük dert. 5 saatim gidecek ancak 30 TL kazanacağım. Git-gel olacak akşam. Evime ekmek götüremeyeceğim üstelik. Metroyla ya da metrobüsle geçseydiniz. Böyle yolcu istemiyoruz, siz taksici olun ne yaparsınız?” Köprüye geldiğimizde artık onun söylenmesinden başım ağrıdı, insan diyemiyor ki “Sus be adam” diye… Sonunda geldik Kadıköy’e… Taksimetrede 31 TL yazı- yor, ben 40 TL verdim. Bekliyorum para üstünü ama hiç oralı değil. “Para üstünü vermeyecek misiniz?” deyince “Biz köprü ücretini gidiş-dönüş alıyoruz. 40 TL ediyor işte” dedi. İner inmez İstanbul Taksiciler Esnaf Odası’nı aradım. Normalde sadece 3.5 TL alınması gerekiyormuş. Açıkça dolandırıldık.
ÇARE METRO
Taksim – Levent (23.00) Gece bir etkinlik sonrası, bu sefer de karşıya geçmeyeni almıyor taksiciler. Trafiğe girecek olan da daha fazla para istiyor. Elimde paketler, hava yağmurlu, şemsiye kırık… Ne kadar vahimleşebilirse durum o kadar vahim. Boş taksiler “Alamam” dercesine ellerini sallayıp gidiyor. Size bir gece hikâyesi anlatamayacağım maalesef. Sonunda metroya binmek zorunda kaldık…
YAĞMURLU HAVADA TAKSİLER NEDEN DURMAZ?
Onca yolculuk ve sohbetten sonra şu sonuçlara vardık:
■ Islaksınızdır ve koltuklar ıslansın istemezler. Ayakkabılarınız pistir ve paspaslar çamur olsun istemezler.
■ En yakın toplu taşıma durağına gitmek için kullanırsınız ve yakın mesafe kabul etmezler.
■ Uzun mesafe olabilecek noktalarda durmaya çalışırlar.
■ Durakta taksi bitince şefleri yolcu almadan dönmelerini ister.
■ Tipinizi beğenmeyebilir
BUNLARI BİLİN
■ Havaalanı taksileri koyu turuncu gibi bir renk oluyor.
■ Taksiciler günlük 15.00-03.00 ve 03.00-15.00 çalışıyor.
■ Türkiye’de Uber ve BiTaksi uygulaması aktif olarak kullanılıyor.
■ Taksilerde panik butonu bulunması zorunlu ama çoğunda yok.

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar