Bahçeli: arkanızdayız..!

Suriye’nin kuzeyine yıldırım gibi saplanın; aydın müsveddelerinin ihanet bildirisini başlarına yıkın, arkanızdayız!

“CHP’ye göre uzlaşma komisyonuna isim bahane, masayı yıkmak şahane!”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 28 kişinin hayatını kaybettiği Ankara’daki terör saldırısına ilişkin olarak, “Meselenin özü bir terör saldırısıdır ve Ankara’nın beyni bombalamıştır. Ha PKK ha PYD fark etmez” dedi. “Bu istihbarat nerede, bu emniyet ne iş yapmaktadır. Başkentini dahi koruyamayan bir iktidarla nereye kadar gidilecektir?” diye soran Bahçeli, aydınların imzaladığı “Savaşa hayır” bildirisini de ağır ifadelerle eleştirdi. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na çağrıda bulunarak, “Aydın müsveddelerinin hazırladığı ihanet bildirisini başlarına yıkın, MHP arkanızda olacaktır” diye konuştu. “Gerekirse Kandil’i yakın, yıkın, PKK’nın içine yıldırım gibi saplanın” diyen Bahçeli, “Haydi Davutoğlu, haydi Erdoğan Türk milleti sizden yürekli adımlar beklemektedir. PKK’yı kazıyın, PYD’yi yok edin” dedi.

Bahçeli, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nundan ayrılan CHP’yi eleştirerek, “Ana muhalefet partisine göre uzlaşma komisyonuna isim bahane, masayı yıkmak şahane” dedi. Bahçeli, “CHP ikna edilmezse, hazırlanacak olan anayasa ölü doğacaktır” ifadesini kullandı.

MHP grup toplantısında konuşan Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle:

24 yıl önce Hocalı’da yaşanan insanlık dışı olaylarla ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Yukarı Karabağ’daki Hocalı kasabasında 25-26 Şubat 1992’de Azerbaycan Türklüğü zulüm ve saldırılara maruz kalmıştı. Rusların destek ve kışkırtmasıyla harekete geçen Ermeni çeteler insanlık değerlerini yok saymıştır. Türk toprakları Rus ve Ermeni saldırganlığıyla kirletilmiştir. Azerbaycan’ın kopmaz parçalarında dramlar yaşanmıştır. Çocuk, kadın ve yaşlı demeden 613 soydaşımızın canına kastedenleri Türk milleti asla affetmeyecektir. Türk’ün mührünü tarihin alnına vuran aziz ecdadımıza mahcup olmamak için ne gerekiyorsa yapacağız. Bedelse ödeyeceğiz, çileyse çekeceğiz. İster Azerbaycan, ister Doğu Türkistan, isterse Bayırbucak olsun, Türklük gurur ve şuurunun, İslam ahlak ve faziletinin savunucusu olacağız.

Sözde Ermeni Soykırımı şakşakçılarının Hocalı’yı ağızlarına almamaları nadir göreceğimiz bir iki yüzlülüktür.

Uluslararası hukuk 24 yıldır çiğnenmekte, buna karşılık dünyanın gıkı çıkmamaktadır. Bu örtülemez çelişki, devasa boyutlara ulaşmıştır. Azerbaycan’ı egemenliği yeniden tesis edilmeden Kafkaslara huzur gelmeyecektir. Karabağ meselesinin çözümü amacıyla kurulan Minsk üçlüsünün meseleyi savsakladığı ortadadır. Karabağ sorunu Hınçak kafası, Taşnak mantığı, Asala gözlüğü, Rus mantığı, barışçıl taleplerin önündeki en büyük engellerdir. Hocalı’nın Türk kimliğini hiçbir güç silemeyecektir.

Milletini ve vatanını inkar etmiş köksüzlerin bunu anlamasını beklemek yersizdir. Onlar, döviz açıp Ermeni çetelerine isimlerini yazdırmaya devam etsinler. Bizler, zulme ortak olanlarla mücadeleye son nefesimize kadar devam edeceğiz.

Bu düşüncelerle Hocalı katliamında hayatını kaybden soydaşlarımıza rahmet diliyor, benzeri acıların tekerrür etmemesini niyaz ediyorum.

‘İsim bahane, masayı devirmek şahane’

Siyasi ve toplumsal kutuplaşma ülkemizin elini zayıflatmaktadır. Herkesin, her idelojik grup, her siyasi çevre içe kapanmaktadır. Çok tehlikeli bir hal alan bu durum Türkiye’nin milli güvenliğini zedelemektedir. Gidişatın önüne geçilemezse ülkemizin milli birlik ruh ve iradesi, kaygım odur ki, paramparça olacaktır. Yeni anayasa sürecinin kesintiye uğramasının temelinde bu kutuplaşma kurgusu esas eksendir. TBMM Başkanı Meclis’te grubu bulunan partilerin genel başkanlarına 8 Ocak’ta bir mektup yazarak kurulacak komisyona isim verilmesini istemiştir. Elbette olumlu yaklaştık, herhangi bir gecikmeye müsaade etmeden üç değerli vekilimizin ismini ilettik. Peşi sıra diğer partiler de bildirdi. Teşkil edilen komisyon ilk toplantısını 4 Şubat’ta, ikincisini 10 Şubat, üçüncüsünü 16 Şubat’ta gerçekleştirmiştir. Kurulan masa devrilmiştir. CHP komisyonun kuruluş amacı ve adı dışında farklı farklı isteklerde bulunuş, sudan bahanelerle uzlaşma sürecini sabote etmiştir. 27. Dönem’de ismi belirlenen TBMM, Anayasa Uzlaşma Komisyonu tabirini beğenmeyen CHP, Türkiye’yi Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu ismini dayatmıştır. Elbette CHP’ye göre isim bahane, uzlaşma komisyonu masasını yıkmak şahanedir. CHP’nin ilk dört madde ve parlamenter sistem şartları kamuoyuna yansımıştır. Bu bizim de kırmızı çizgimizdir. Ancak hem AKP’nin hem CHP’nin bu konuda kafası oldukça karışıktır. Kılıçdaroğlu’nun bu konuya tutarsız bakışı sır değildir. Geçen yıl ilk üç maddenin değişebileceğini söyleyen CHP lideridir. Kısa bir süre sonra U dönüşü yapan da yine aynı kişidir. CHP’nin malum nedenlerden dolayı uzlaşma sürecini tıkaması doğru ve isabetli olmamıştır.

AKP anayasa masasını başkanlık sistemiyle kilitlemiştir. Başkanlık sistemiyle sakat yaklaşım anayasa sürecini tesir altına almıştır. TBMM Başkanı da buna hizmet etmektir. Erdoğan’ın suyunda çalışan TBMM Başkanı’nın başkanlık sistemine odaklanması talihsizliktir. Bu yeni bir şey değil, herkesin bildiği çarpıklıktır. CHP’nin bu bahanesi inandırıcı değildir. CHP olmadan da diğer partilerle anayasa yapılabileceğinin söylenmesi maksadını aşan söylemdir. Tam mutabakat olmadan kapsayıcı olmaz. Anamuhalefet partisi olmadan yeni anayasa yazımı sakıncalıdır. CHP’nin ikna edilip masaya daveti sağlanmalıdır. Aksi takdirde anayasa ölü doğacaktır. Gereken anayasa bir kişinin ihtiraslarına kurban verilemez.

Biz Erdoğan’ın başkanlık hayalini gerçekleştirmek için anayasaya yapamayız. Biz Türklüğü ve Türk milletini anayasa kanalıyla tahliye etmek isteyenlere fırsat veremeyiz. Yeni anayasayı Türk milleti adına yapacağız.

TBMM Başkanı, Erdoğan’ın telkin ve yönlendirmesinden uzak durmalıdır. Tarafsızlığı şarttır. Biz Sayın Kahraman’dan TBMM’yi onurlu bir şekilde temsil etmesini bekliyoruz. Erdoğan’ın gizli gündemine kurşun asker gibi durumundan vazgeçmesini istiyoruz. CHP’nin insiyatif alarak sürecin devamını arzuluyoruz.

Türkiye darboğazdadır. İç ve dış düşmanlar milli birliğimizi hedef almıştır. Yok edilmek istenen istikbalimizdir. Türk milletiyle hesabı olan şerefsizler kuyruktadır. Bu bin yıldır unutulmamış hesaptır. BOP sevdalıları Cizre, Nusaybin, İdil, Yüksekova’da çözümden bomba imal etmiştir. Türkiye zelzele geçiriyorsa sorumluları bellidir. Buna ortam açanlar çok uzakta değil, kimileri sarayda, kimileri köşkte ama hepsi de iktidardadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ana karargagına canlı bomba saldırısı yapılmıştır. Terör örgütü iyice azmış, ülkemizi kan gölüne çevirmiştir. Rezil bir canlı bomba saldırısı düzenleyebilmiştir. Bu bomba hazırlanırken hiç mi görülmemiş, duyulmamıştır. Süreç ihaneti devredeyken, Türkiye’nin bomba ile doldurulması, yabancı ajanların ayak oyunları hiç mi fark edilmemiştir. Bu nasıl devlet yönetimidir, nasıl bir istikrardır?

Anlaşılan başkent Ankara, şer güçlerin yeni eylem sahasıdır. Gar saldırısından sonra yeni bir şiddetin vuku bulması ibret vesikasıdır. Başbakan ve Cumhurbaşkanı saldırıyı Salih Neccar isimli YPG’li bir katilin yaptığını açıklamıştır. Ankara saldırısını TAK isimli taşeron örgüt düzenlemiştir. Bu terörist için Van’da utanmadan taziye çadırı açılmıştır.

“Aydın müsveddelerinin hazırladığı ihanet bildirisini başlarına yıkın, arkanızdayız!”

Başbakan Davutoğlu ise TAK’ın üstülenmesi, YPG’yi ortadan kaldırmaz diyerek görüşünden sapmıştır. Meselesinin özü bir terör saldırısıdır ve Ankara’nın beyni bombalanmıştır. Bunun arkasında olanları bulmak hükümetin işidir ve gizlemeye gerek yoktur. Türkiye’de huzur ve emniyet kalmamıştır. Bu istihbarat, bu emniyet ne iş yapmaktadır, nerededir? Başkenti bile koruyamayan bir hükümetle nereye kadar gidilebilecektir. Erdoğan başkanlık, Davutoğlu eylem planı açıklama derdindir. Diyorlar ki bıçak kemiğe dayandı, diyorlar ki sabrımız taşıyor; hep aynı hikaye. Şu anda katillerin nerede ölüm planları yaptıkları meçhuldür. MİT ne yapmaktadır, ne işe yaramaktadır, derin bir uyku halinde midir? İçişleri Bakanı ne iş yapmaktadır?

Obama, Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Türkiye’nin meşru müdafaa hakkını söylemiştir. Bir gün sonra Erdoğan da Obama’dan aldığı icazeti saklamamıştır. AKP hükümetine çağrıda bulunuyorum, milli muhalefet olmadığını söyleyen Davutoğlu’na sesleniyorum: Milletimize kim kurşun sıkıyorsa aranıp bulunmalıdır. Gerekirse Kandil’i yakın, yıkın, PKK’nın içine yıldırım gibi saplanın! Türkiye’nin gücünü dosta da düşmana da gösterin. PKK’nın nifak saçtığı her yeri tertemiz yapın. PKK şubesi HDP’nin dokunulmazlıklarının kaldırılması başta olmak üzere her aşamayı ele alın. Aydın müsfeddelerinin hazırladıkları bildiriyi başına geçirin.

MHP, bunları yaparsanız her zaman destekçinizdir, her zaman arkanızdadır. Fitne kampayanyasına karşı her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız. Türk milletinin yanındayız, Türkiye’yi yaşatma konusunda yeminliyiz. Haydi Davutoğlu, haydi Erdoğan Türk milleti sizden yürekli adımlar beklemektedir. PKK’yı kazıyın, PYD’yi yok edin.

Türkiye’yi kimse Suriye’ye çeviremeyecek, Irak yapamayacaktır. Çok şükür bu millet ölmemiştir.”

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar