Komünistlerden çağrı: Aydınlık Türkiye için görev başına

Komünist Parti, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “Yeni anayasada laiklik olmamalı” sözleri sonrası yaptığı çağrıda “O halde, hırsıza, yalancıya, pişkine, katile, yobaza, işbirlikçiye, çocuk istismarcısına ve onları yaratan sermaye düzenine karşı yeni bir Türkiye için, haydi, birlikte mücadeleye!” ifadelerine yer verdi.

AKP’nin yıllardır süren gerici saldırıları sonucunda Meclis Başkanı dün “yeni anayasada laiklik olmamalı” derken Komünist Parti, “Aydınlık Türkiye için görev başına” çağrısı yaptı.

Komünist Parti’nin açıklaması şöyle:

Aydınlık Türkiye için görev başına

Bu düzeni değiştirmek, yeni bir ülke kurmak gerek!

O halde, hırsıza, yalancıya, pişkine, katile, yobaza, işbirlikçiye, çocuk istismarcısına ve onları yaratan sermaye düzenine karşı yeni bir Türkiye için, haydi, birlikte mücadeleye!

Bu ülkede, “Yeni anayasada laiklik ilkesi yer almamalıdır” diyen bir Meclis Başkanı var.

Bu ülkede, Türkiye’nin birleştirici gücünü İslam, ortak kimliğini Müslümanlık olarak kabul eden bir cumhurbaşkanı var.

Bu ülkede, 23 Nisan kutlamalarının “çoluk çocuğun baldır bacak vaziyette” yapıldığını söyleyen, bunu 150 senenin rezaleti olarak sunan Cübbeli Ahmet var, bir de onu “dergâh”ında ziyaret eden

başbakan, cübbesiz Ahmet var.

Bu ülkede, “Sınırdan roket yağıyor ama tek derdiniz laiklik” diyen, “Bugün için laiklik tehlikededir diyemem” sözlerine sahip bir muhalefet partisi lideri var.

Kim daha Müslüman yarışı yapan, cuma namazlarına çağıran, ayinler için oturumlarına ara verilmesini “özgürlük” olarak gören bir muhalefet var.

Bu ülkede, “Osmanlı hanedanı” mensuplarına maaş bağlanmasını, çocuklarına yurt ve burs sağlanmasını talep eden, eskiden muhalefet partilerinin ortak cumhurbaşkanı adayı da olmuş bir milletvekili var.

Çocuk dergisinde, “keşke ben de şehit olabilsem” diyaloğuna yer veren bir Diyanet İşleri Başkanlığı var.

Hanefi mezhebini resmi din olarak gören, kurtuluşu İslam’da gören, toplumsal alanda dinsel olanın uygulanmasını isteyen bir Diyanet İşleri Başkanı var.

Cinsel istismar vakalarında sorumlulara sahip çıkan, “çeyiz hesabı”nı kız çocuklarının geleceği olarak gören Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı var.

Her okulu imam hatip okulu ve medrese yapmaya niyetli, gerici vakıf ve derneklerin at koşturduğu bir Milli Eğitim Bakanlığı var.

Bu ülkede, okul açılış törenini dua ile yapan, teneffüs zilini ilahi müziği ile değiştiren, ilköğretim çağındaki çocuklara salavat getirten okul müdürleri var.

Çocukları türbana sokan, onlara ilahi ezberleten ve din eğitimi veren anaokulları var.

Çocukları Kuran kurslarına, kaçak yurtlara iten, onları sapkınların eline bırakan, çocuklarına sahip çıkamayan bir iktidar var.

Bu ülkede, “Tillo Evliyalarının Kerametlerinin Derlenmesi”, “Cuma Namazının Sosyalleşmeye ve Toplumsallaşmaya Etkisi”, “Kanser Hastalığını Yenmede Dini İnancın, Duanın ve Olumlu Düşüncenin Etkisi Üzerine Bir Araştırma” başlıklarını, bilim projesi olarak kabul eden, onlara ödül veren bir TÜBİTAK var.

Yurt öğrencilerine kutlu doğum etkinliklerine katılmayı zorunlu kılan, harem selamlık toplantılar ve geziler organize eden Kredi ve Yurtlar Kurumu var.

Antrenörlük sınavında “AKP’nin en çok oy aldığı yer neresidir?”, “Kuran’ın son iki suresinin adı nedir?”, “Rabia ne demektir? Kuran okumayı biliyor musun?” gibi sorular soran Gençlik ve Spor Bakanlığı var.

Kültür etkinliği olarak çocukları namaza götüren yerel yönetimler var.

Çünkü, bu ülkede, laiklik, gericilerin kastettikleri anayasadaki o bir kelimeyi de saymazsak, yok.

Çünkü, bu ülkede, bu tabloyu yaratan, bu tablodan beslenen,kazandığı paraya bakan sermaye sınıfının iktidarı var.

Çünkü, bu ülkede, emekçi halkın çıkarlarını savunan bir devlet yok.

Bu düzeni değiştirmek, yeni bir ülke kurmak gerek!

O halde, hırsıza, yalancıya, pişkine, katile, yobaza, işbirlikçiye, çocuk istismarcısına ve onları yaratan sermaye düzenine karşı yeni bir Türkiye için, haydi, birlikte mücadeleye!

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar