Deniz.. Yusuf.. Hüseyin..

Duruşma yargıcı: Mahkemeye itimadınız var mı?

Cemil oğlu, 1947 doğumlu, Erzurum Ilıca Mahallesi, Öznü köyü nüfusunda kayıtlı, Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Deniz Gezmiş:

“Mahkemeye asla güvenim yoktur. Mahkeme diye böyle bir yerde bulunmaktan utanç duyuyorum.”

Duruşma yargıcı: Mahkemeye itimadınız var mı?

Beşir oğlu, 1947 doğumlu, Çekerek ilçesi Kussaray köyü nüfusuna kayıtlı Ankara ODTÜ fizik bölümü 2’inci sınıf öğrencisi Yusuf Aslan:

“Mahkemeye güvenim yoktur.”

Duruşma yargıcı: Mahkemeye itimadınız var mı?

Hıdır oğlu 1948 doğumlu Kayseri Sarız ilçesi, Bahçeli Mahallesi Nüfusuna kayıtlı ODTÜ’den ayrılma Hüseyin İnan:

“Mahkemeye güvenim yoktur. Sıkıyönetim Mahkemeleri’ni yargı organı olarak kabul etmiyorum.”

Karar: “Deniz Gezmiş Yusuf Aslan, mahkememiz Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını, bir kısmını, tağyir, tebdil veya ilgaya cebren teşebbüs suçunu işlediğiniz sabit gördü, TCK’nın 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezasına tezcilinize karar verdi.”

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın da aralarında bulunduğu 26 sanıklı THKO-1 davası 16 Temmuz 1971’de Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nde başlamış, 2 ay 23 gün sonra 18 kişinin idam kararı çıkmıştır. Gezmiş, Aslan ve İnan Askeri Yargıtay, Meclis onaması, Anayasa Mahkemesi başvurusu dâhil 9 ay 19 gün sonra idam edilir.

Tuğgeneral Ali Elverdi’nin başkanlık ettiği mahkeme heyetinde Hâkim Albay Ahmet Tetik ve Hâkim Yarbay Mehmet Turhan, savcı ise Albay Baki Tuğ’dur.

1969’da öldürülen Taylan Özgür’ün yanına gömülme istekleri yerine getirilmeyen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1.00-3.00 arası, Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edilir.

İşte Deniz’in, Yusuf’un, Hüseyin’in son sözleri:

Deniz: “Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm’in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler.”

Yusuf: “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm.”

Hüseyin: “Ben şahsi hiç bir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm.”

Deniz Gezmiş’in son mektubu:

“Baba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağını inanıyorum.

Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…

Oğlun Deniz Gezmiş”

Yusuf Aslan’ın son mektubu:

“Sevgili Babacığım,

3/5/1972 ANKARA
Bu mektubu aldığın zaman, ben ebediyen bu dünyadan göç etmiş olacağım. Ne kadar sarsılacağını tahmin ediyorum. Bir buçuk seneden beri, benim yüzümden nasıl üzüntü içinde olduğunuz malûm.. Bu son olayı da, metanetle karşılamanızı, sadece dileyebiliyorum.

Babacığım, bu olayda da, Annemin ve Yücel’in, senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçları çok. Bunun için, ne kadar metin olursan, hem senin sağlığın için, hem de onlar için o kadar iyi olur. Elbette ki, yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğulun, bir günde öldürülmesi, kolay göğüslenecek bir olay değildir. Fakat siz, benim ne için, kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz. Ben, bu açıdan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. Sizlerin de, bu bakımdan rahat ve huzur içinde olduğunuzu ve olacağınızı biliyorum.

Babacığım, Annemin ve Yücel’in senin desteğine muhtaç olduğunu, yukarıda söylemiştim. Onları rahat ettirmek için, bütün gücünü kullanacağından zaten eminim. Babacığım, burada şunu ilâve edeyim ki, Yücel’in hastalığından kendimi sorumlu hissediyorum. Yücel için her şeyinizi ortaya koyacağınız konusunda da, kuşkum yok.
Ablamlar için söyleyeceğim: Fazla üzülmesinler. Olayın sarsıntıları geçtikten sonra, normal hayatlarını devam ettirsinler.
Mehtap’a ne diyeyim? Benim için her zaman, bol bol öpün.

Babacığım, cezaevinde kalan arkadaşları ara sıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan, çok memnun olurum. Her birisi oğlun sayılır. Dışarıda, bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını hiçbir zaman unutmayacağını biliyorum.
Mektubum burada biterken, Sizi, Annemi, Yücel’i, Ablamı, Aziz Ağabeyi, Mehtap’ı hasretle kucaklarım, Babacığım.
Sağlıkla kalın?
Hoşça kalın?
Yusuf Aslan
Not: Akrabalara da bir mektup yazdım. Fakat belki, vermeyebilirler”

Hüseyin İnan’ın Son Mektubu:

“Babama, Anneme, Kardeşlerime ve Yakın Akrabalarıma,
Söyleyecek fazla söz bulamıyorum. Bir insanın, sonunda karşılaşacağı tabii sonuç, bildiğiniz sebeplerden dolayı, erken karşıma çıktı?
Üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum. İleride, durumumu daha iyi anlayacağınız inancındayım.
Metin olunuz. Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız.
Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selâmlar, sevgiler.
Yapılacak çok şey var. Fakat hem mümkün değil, hem de sırası değil.
Candan selâmlar”

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar