Milli Piyango için yarış başladı

Milli Piyango İdaresi’nin özelleştirilmesinde son teklif verme tarihi 5 Ağustos’tan 8 Kasım’a ertelendi. Şartnamede iyileştirme yapıldığı için ilgi arttı. Şartname alanlar arasında Net Holding ve ABD’li ortağı Scientist Games, Çorumlu Kuyumcu Ahlatçı ve ERG Ortak Girişim Grubu, Hitay Grubu’nun olduğu belirtiliyor.

DİLE kolay. AK Parti hükümetleri 2003-2015 yılları arasında tam 61 milyar dolarlık özelleştirme yaptı. 2015 yılı ise özelleştirme bakımından diğer yıllara göre sönük geçti ve gelir 2 milyar dolar düzeyinde kaldı.

Özelleştirme İdaresi’nin bu yıl en önemli özelleştirme kalemleri arasında Elektrik Üretim AŞ’nin santrallarıyla, Milli Piyango İdaresi yer alıyor… Eylül- Kasım ayları arasında önemli ihale süreçleri yaşanacak.

Milli Piyango İdaresi özelleştirmesinde ilk ihale geçen yıl yapılmıştı. Şans oyunlarının lisansının topluca verilmesi için yapılan ihaleye Net Şans-Hitay Ortak Girişim Grubu, ERG-Ahlatçı Ortak Girişim Grubu ve Turkish Lottery Holding BV katılmıştı. En yüksek teklifi 2 milyar 755 milyon dolar olarak Net Şans-Hitay Ortak Girişim Grubu vermiş ancak o tarihte dövizde yaşanan tribülans nedeniyle ihale sonuca ulaşamamıştı.

İhalede ikinci olan grubun da parayı yatıramaması üzerine ihale iptal edilmişti. Bu süreçte hükümet şartnamede eleştirilen bazı maddeleri düzeltti. Yeni süreç açıklandı. Önce son başvuru tarihi 5 Ağustos olarak açıklansa da başvuran sayısındaki artış üzerine süre uzatıldı. Süre uzatma nedenleri arasında “ortak girişim gruplarındaki değişiklik yapma” talebi yer alıyordu.

Son açıklamalara göre ön yeterlilik için son başvuru tarihi 14 Ekim’e, son teklif verme tarihi ise 8 Kasım’a ertelendi. Süre uzun ancak şu ana kadar Milli Piyango ile ilgilenen ve şartname alan gruplar arasında kulislerde şu isimler dolaşıyor:
– Net Şans ve ABD’li ortağı Scientist Games, Çorumlu Kuyumcu Ahlatçı, ERG.

– Geçen ihaleye Net Şans’la giren Hitay’ın ise ayrı olarak ihalede yer alacağı belirtiliyor.
– Bu arada geçen yıl Yönetim Kurulu tarafından ihaleye girmeme kararı alan Turkcell’in ise bu ihale için tavrı bilinmiyor. Turkcell bir sürpriz yapar mı, sonbaharda göreceğiz…

İŞ PLANIMIZI YAPTIK

Milli Piyango için şu ana kadar en net açıklama yapan ve tavır alan grup Net Holding. ABD’li partneri Scientist Games ile ihaleye girmek için çalışmalara şimdiden başlamışlar. Bu işle bizzat ilgilenen ise Net Holding Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Hande Tibuk. Şartnamedeki değişiklikleri olumlu bulduklarını öğrendim. Özellikle ödeme şeklinde peşinatın yüzde 40’tan yüzde 20’ye indirilmesi, bir günde birden fazla çekiliş yapılabilme kararı ve münhasırlık (başkası bu alana giremeyecek) kararı alınması Net Holding’in bu kez ihaleye daha sıkı hazırlanmasına neden olmuş. Ama ihaleye hazırlanmak yetmiyor çünkü Milli Piyango’ya ödenecek bedel az buz değil. Bu yüzden Net Holding finanman modeli yaratmak için de çalışmalara başlamış.

Bizzat Hande Tibuk’u arayıp sordum ancak üzerinde çalıştıkları finansman modelini açıklamak istemedi. ABD’li partner ile 26 ülkede piyango işletmesi üzerine anlaşmalarının olduğunu da söyleyen Tibuk, birçok ülkede lisans verilmeye devam edildiğini onlarla da ilgilendiklerini anlattı. Tibuk “Dünyada bu işi yapan bir kaç operatör var. Geçen ihalede bu işe çok iyi hazırlanmıştık. Ancak dövizdeki oynaklık engelledi. İş modelimiz hazır. Sosyal sorumluluk ilkeleri çerçevesinde yapmak, en önemlisi bu. Biz de öyle yapmak istiyoruz” dedi.
Yıl sonuna doğru gerçekleşecek ihalede önceki ihale rakamlarına çıkılır mı? Bu bir soru işareti. Ancak Milli Piyango İdaresi’nin özelleştirmede kalan son değerli varlıklardan biri olduğu kesin!

MERİT MARKASI KARADAĞ’DA

Bu arada Net Holding’in yatırımlarına değinmişken Gayrimenkul, casino, otel ve finans alanlarında büyümeyi hedeflediklerini de belirtmek lazım. Öğrendiğime göre, Merit markası ile yatırımlarının büyük bölümünü Kuzey Kıbrıs’a yapan grup, şimdi yurtdışına açılacak. Karadağ, Hırvatistan’da Merit markası ile casinolar açarak başlıyorlar öncelikle. Daha sonra turizm konusunu da düşünecekler. Ekspres Finans’la ise yatırım bankacılığında büyüme hedefindeler.

CARLYLE MENA MACERASINI BİTİRDİ

Dünya 2008 krizinin derin etkisini yaşarken 2011’de Türkiye yüzde 8.5 büyüyordu. Ekonomide istikrar, barış süreci gibi olumlu gelişmeler de yabancı fonlar için Türkiye’yi son derece cazip kılıyordu. Fonların gözü sağlık, tekstil, eğitim, perakende gibi hızlı büyüyen sektörlerdeydi.

Danışmanları arasında ABD başkanları, başbakanlar, bakanlar bulunan dünyaın en büyük özel yatırım fonlarından biri olan Carlyle da bu rüzgardan etkilendi. Dünyada 178 milyar dolarlık varlık yöneten Carlyle’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika için kurduğu MENA fonu TVK Tersanecilik, Medikal Park, Bahçeşehir Koleji ve Penti’ye yatırım yaptı.

Ancak aradan geçen 5 yılda Türkiye ekonomisinin büyümede yüzde 3’e çakılması, bölgede artan gerilim, fonlar için Türkiye’nin cazibesini azalttı. Bu gelişmeler üzerine Carlyle da Türkiye’deki yatırımlarından çıkmaya başladı. TVK ve Medikal Park’tan çıkan fon, son olarak Bahçeşehir Koleji’ndeki hisselerini de grubun kurucusu Enver Yücel’e sattı. Fonun şu anda sadece Penti’de yatırımı var.

Carlyle’ın eğitimden çıkmasında sadece ekonomik gerekliliklerin olduğunu söylemek doğru olmaz. “Milli ve yerli” eğitim kararı da kısa süre önce Doğa Koleji’nden çıkan Türkiye’de yabancıların kurduğu bir başka fon olan Turkven gibi Carlyle’ı etkiledi.

Türkiye’ye büyük övgülerle giren fon, artık yeni yatırım düşünmüyor. Ortadoğu bölgesi için oluşturulan yaklaşık 1 milyar dolarlık MENA Fonu kapatıldı.

Carlyle’ın ortaklığı Bahçeşehir Koleji’nde 90 milyon TL olan cironun 4.5 yılda 800 milyon TL’ye çıkmasına neden olmuş.
Fonların ya da yabancı yatırımların sermaye birikimi yetersiz olan Türkiye’ye katkısını bu rakam göstermiyor mu?

DEMİR ÇELİKÇİ DTÖ’YE DAVA AÇILMASINI BEKLİYOR

Türk demir çelik sektörü, Avrupa’nın ikinci, dünyanın ise sekizinci büyük üreticisi. Dubai’nin en yüksek binası Burj El Halife’nin yüzde 90 inşaat çeliği Türkiye’den. Yani dünyanın en kaliteli üretimlerinden de birine sahip.
ABD’nin inşaat demiri ihtiyacının da yüzde 80’i Türk üreticiler tarafından karşılanıyor.

Ancak sektörün bugünlerde canı sıkkın. ABD’li ve rakip üreticilerin bastırması nedeniyle sürekli antidamping davasıyla karşı karşıyalar.
2010’dan bugüne 43 dava açılmış. Bu yılın ilk üç ayında açılan dava sayısı ise dört.

Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, “Vahşi kapitalizmin pençeleriyle karşı karşıyayız” diyor. ABD’de 150 kongre üyesinin karar verecek bakanlığın yetkililerine mektup yazdığını, bu olayın bile seçim malzemesi yapıldığını anlatıyor.
Davalarda bir şey bulunamadığını ancak iki yıl sürdüğünü bunun da üreticiyi mağdur ettiğini söylüyor Ekinci.

Haksız damping davaları için Ekonomi Bakanlığı’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne dava açması gerekiyormuş. Üreticiler dört gözle şimdi bu davayı bekliyor. Ekinci “Geciktikçe sektörün piyasa kaybı artıyor” diyor.
Demir çelikte katma değeri düşük inşaat demiri üretimi yüzde 45 civarında. ABD ton başına 2 bin dolar değer elde ederken Türkiye’nin rakamı 530 dolar civarında. Ekinci, teşvikler, desteklerle büyüyen Çin’in dünya piyasasını ele geçirmesiyle zaten sıkıntıda olduklarını söylüyor ve sektörün geleceğe kalabilmesi için şu önerileri yapıyor:
“Dünyaya baktığımızda ölçekler büyüyor. Birleşerek büyük şirketler oluşuyor. Dünyada 9 firma, toplam üretimin yüzde 23’ünü karşılıyor. Türk firmalarının sıralamadaki yeri Erdemir 47’inci, İçtaş 74’üncü. Diler 118’inci, Çolakoğlu 122’inci. Bu şirketler birleşmek zorunda. Platform oluşsun. Biraraya gelmeleri, devletin de destekleyici olması şart. Dünya aile şirketleriyle yürüyememiş.”
Cumhuriyetin sanayileşme hamlesini başlattığı ilk sektörlerden biri demir çelik. Bugün 10 milyar dolara yakın ihracat var. Dünyadaki gelişmeye adapte olamazsa sonu parlak görünmüyor!

TÜRK KAHVESİ ABD’DE

Dünyada Türkiye’yi kültürel olarak tanıtan üç şey var. Türk lokumu, Türk kahvesi ve Türk hamamı… Bugünlerde Türk kahvesi için Arçelik ve Arzum’un çabalarıyla icat edilen kahve makinaları dünyada satışa çıkmış durumda. Bu Türk kahvesinin bir espresso kadar kolay hazırlanabilmesi, dünya ofislerine de girebilmesi demek.
Makina dünyaya yayılmaya başlayınca, Türk kahvesine yatırımcılardan ilgi artmaya başladı. Caroline Koç’un ortağı olduğu Haremlik, Selamlık markalı özel kahveleriyle kapsül olarak dünya pazarlarına çıkmaya başladı. Şimdi de Nar Gourmet daha farklı bir stratejiyle çıkıyor.

Türk kahvesini Osmanlı’daki geleneğine uygun ritüellerini de hatırlatarak dünyaya tanıtmak istiyor Nar Gourmet. Bunun için ABD’de üçüncü nesil kahve zincirlerinden Savaya Cafe ile anlaştı. Burç Maruflu’nun kurduğu Savaya Cafe zincirinde özel Türk kahvesi, lokum ve akide şekeri birlikte satılacak.

Genel Müdür Samir Bayraktar, “Amacımız bu toprakların yeme-içme kültürünü yurtdışında da tanıtıp yaşatmak. Amerika ve birçok pazarda yer alacağız” diyor.
hurriyetcom

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar