Kılıçdaroğlu: Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girerse işte böyle darbe girişimleri olur

“Terörsüz devralınan bir ülke 14 yılda nasıl bir bataklığın içine sürüklendi”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, darbe girişimine ilişkin olarak, “Bu darbe girişiminden hepimizin çıkarması gereken dersler var. Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmeyecek. Buralara siyaset girerse işte bunlar olur. Din farklı bir alandır. Kışlaya siyaset asla girmemelidir” dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Cumhuriyetin kurucu değerlerini kavramayan bu topraklarda rahat yaşayamaz. Gençler bizim umudumuz, geleceğimiz, onlar bu ülkeyi yönetecekler. Bu ülkeyi demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti ilkesinden şaşmadan yönetmeliler. Onlardan en büyük arzum bu.

Gençlerden çok beklentimiz var. Ama gencecik çocuklarımızı terör vuruyor. 15 Temmuz’dan bu yana 36 vatan evladı şehit oldu. Onlar biz rahat yaşayalım diye canlarını feda ediyorlar. Onlara bu ülkenin ve hepimizin minnet borcu var. Ben terör konusunda bütün siyasal partilerin aynı duyarlılığı göstermesini dile getirdim. Bir şeyi de unutmayacağız, terörsüz devralınan bir ülke 14 yılda nasıl teröre sürüklendi. Aklımızı kullanmalıyız, eğriyi doğrudan ayırmalıyız. Terörden şikayet etmek kolay, sorun, şikayetin ötesinde. Terörle mücadelenin akılla, mantıkla, kolektif yapılması lazım. Teşhisi doğru yaparsanız tedaviyi doğru yaparsınız. Sadece PKK değil, IŞİD terörü de var. 70 ilden katılım varsa, bu terör örgütü de Türkiye’de taban tuttu demektir.

Geçen hafta çok önemli bir değerimizi kaybettik, Halil İnalcık Hocamız. Bir alimin ölümü alemin ölümü demektir. Halil İnalcık öyle bir insandı. Tarihçilerin kutbu olarak adlandırılırdı. Osmanlı döneminde doğmuştu ama bir Cumhuriyet genciydi. Her eser bir tarih anıtı olarak önümüzde duruyor. Dünyanın en sayılı üniversitelerinde kitapları okutuluyor. Bir bilge, Halil İnalcık için ‘Bugün dünya üniversitelerinde Halil İnalcık okutuluyor. Onu tarihçi olarak düşünmek yetersiz kalır, dünya bilimine katılıları su götürmez.’ Eğer Halil İnalcık için böyle bir şey söyleniyorsa bu hepimiz için gurur vesilesidir.

Bugün TBMM’de bir kanun teklifi görüşülecek. Teklifin Türkiye’ye vereceği zarar konusunda endişelerini dile getirdiler. Biz mali af kanunu çıkarılmasından yanayız. Ama yapılan düzenlemenin yanlış ve eksik yönleri var. AKP iktidarında 6 kez af kanunu çıkarıldı. 2 yılda bir af kanunu çıktı. 2 yılda bir af kanunu çıkıyorsa, oturup düşünmemiz lazım, neden? Demek ki yönetimde sorun var. En son 2014’ün 9’uncu ayında çıktı. 2014’te 67 milyar lira vergi alacağı, bugün 90 milyar lira. Af kanunu çıkıyor yeniden yapılanmaya rağmen artıyor. SGK primi 32 milyar liradan 68 milyar liraya çıkmış durumda. Bizim arkadaşlarımız ısrarla esnafın da ödeyebileceği bir yapılandırmadan yana olduklarını söylediler. Bir de dürüst mükellef var. Bankadan kredi çekip primini yatıran var. Adaletli devlet, devlete borç bırakmayan insanı da ödüllendirmeli. Bir de borcu olmayan ödüllendirildiği mekanizmayı gündeme getirmeliyiz.

Yurt dışında herhangi bir para gelirse, parayı kimin getirdiği belli değil, ben bu parayı harcarım diyor. İnsan ticareti mi, uyuşturucu mu önemli değil. Peki kime ait bu para? Belli değil. Niye Türkiye’ye geliyor, kara parayı aklamak için. Türkiye kara parayı aklayan bir ülke olursa, dünya ekonomi çevresine verecek çok hesap vardır. Türkiye ekonomi alanında kazandığı bütün itibarını kaybeder.

“Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset
girerse işte böyle darbe girişimleri olur”

15 Temmuz darbe girişimi oldu. Hala etkilerini toplum üzerinden atmış değil. Bu darbe girişiminden hepimizin çıkarması gereken dersler var. Siyaset kurumuna yeni pencereler açmak gerek. Bu darbe girişiminde ders olarak neleri çıkarmalıyız ve siyaset kurumu nasıl davranmalı? Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmeyecek. Buralara siyaset girerse işte bunlar olur. Din farklı bir alandır. Kışlaya siyaset asla girmemelidir. Niçin gözyumdunuz bugüne kadar?

Bu darbe bilimsel, laik eğitimin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bilge insan eğitimle olunur. Eğitimle biz bunu yapabilirsek, eğitimi bilimsel raya oturtabilirsek Türkiye büyümüş, kabuğunu kırmış olur. Laik bir eğitimin olmadığı bir düzende sistem değişmez. Yeniliklere Türkiye kapılarını kapatır. Sadakat kavramı güzel bir kavramdır. Akılla bir arada olursa olumludur. Aklını kapatıp körü körüne sadakat bu tabloyu hazırlar. Eğitim sistemindeki yozlaşmayı anlattım. Bu eğitim sisteminin yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade ettim. Birisine körü körüne bağlanıp, onun söylediklerini yapmak aklı yok saymak demektir.

“Demek ki geçmişten ders alınmamış”

Siyaset kişisel çıkarlar için yapılmaz. Ailenin çıkarları, zümrenin, cemaatin çıkarları için yapılmaz; toplum için yapılır. Ben topluma ne vereceğim anlayışıyla siyaset yapılır. Bir cemaate, tarikata, inanç grubuna devleti teslim edemezsiniz. Umarım bundan da ders çıkarmış oluruz. Siyaset aynı zamanda özeleştiri yapma ve geçmişi iyi analiz etme sanatıdır. Bir toplum geçmişi iyi analiz etmezse, tarihi tekerrür ettirir. Siyaset kurumu geçmişten ders almadığı için tarihi tekerrür ettirmiştir. Nasıl oluyor da Türkiye Cumhuriyeti tekrar bir darbenin eşiğine gelebiliyor. Siyaset kurumu demek ki geçmişten ders almamış. Geçmişi iyi analiz eden toplumlar geleceği sağlıklı inşa eden toplumlardır.

Darbeciler, dikta heveslileri dayatır. Demokraside dayatma olmaz. Oturup konuşalım, danışma yapalım diyoruz. Bir dayatma kültürü vardı. Darbe girişimi sonrası bu dayatma kültürünün ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkar. Umarım siyaset kurumu bundan ders çıkarır.

Liyakat sisteminin ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Devleti aileye, cemaate teslim ederseniz sonu böyle olur. Kim olursa olsun, işi ehline verin diyorlar. Niye işi ehline vermiyorsun? İşi ehline vermezsen Türkiye bu tür olaylarla karşı karşıya gelir. Bugün geldiğimiz nokta devletin çökertildiği bir noktadır. Parlamenter sistemin gücünü gösterdi bu darbe girişimi. Gerçekten gazi Meclis olduğunu gösterdi. Parlamentonun gücü bir kez daha kanıtlanmış oldu. Demokratik parlamenter sistemimizi daha da güçlü hale getirelim, başka arayışlar felaketleri gündeme getirir.

Koşulsuz demokrasiye sahip çıkmayı öğretti. Demokrasinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz öğrendik. Tanklarla bir halkın ezilemeyeceğini gördük. Halk olarak direnme hakkımızı kullandık.

Özgür medyanın gücünü öğretti. Hani baskılar vardı, gazeteler kapatılıyordu, niye yayın yapıyorsunuz diyordu, TRT iktidar partisinin borozanı konumuna gelmişti. Umarım siyaset kurumu bütün bunlardan ders çıkarır. Fatura millete çıkıyor. Demokrasi için direnme hakkını kullanan vatandaşa çıkıyor.

Mustafa Kemal Atatürk 1922 yılında ‘Basın milletin müşterek sesidir’ diyor. Şimdi birilerinin aleyhine yayın yapmak suç oldu. 1920’lerdeki anlayışlara dönmek zorundayız. Laikliğin ne kadar önemli olduğunu öğretti. Laiklik dinsizliktir diye propaganda yaptılar. Laiklik din ve vicdan özgürlüğünün ana direncidir. Hangi görüşten olursak olalım darbeye karşı çıktık. Neden anayasamızda bunun değişmesi için teklif dahi edilemez diyor. Bu bizim tarihi birikimimizdir. Şehitler, gaziler var arkasında. Direnme var, Kurtuluş Savaşı var. Sen bunu değiştiremezsin dedik, darbe bunu bir kez daha öğretti.

Bir devleti devlet yapan, saygın kılan herhangi bir suçla karşı karşıya geldiğinde hukuk içinde hareket etmesidir. Yakalarsınız, adalete teslim edersiniz. İşkence, kötü muamele devleti kötü duruma düşürür. Bu bize haklılık kazandırır. Mücadele ederken, şuçluların şahsiliği ilkesinin ihlal edilmemesi lazım. Ailesini suçlayamazsınız. Umarım siyaset kurumu darbecilerle mücadele ederken bunları dikkate alır. Adalet ama intikamla değil. Er ve erbaşları linç edenlerin de adalete teslim edilmesi lazım. Adalet herkes için geçerlidir. Onların da ailelerini korumalıyız. Son derece dikkatli bir dil kullanmak siyasetin gereğidir. Olağanüstü süreçten geçiyoruz, dilimize dikkat etmeliyiz.

Parlamenter sistemi güçlendirmeliyiz. Şu yüzde 10 seçim barajından Türkiye’yi arındırmalıyız. Demokrasi üzerindeki her vesayete karşı çıkacağız. Birilerinin gölgesini kabul etmeyeceğiz. Demokrasiyi katıksız savunacağız. Ne darbe, ne dikta diyoruz. Tam demokrasi diyoruz. Geçmişte, FETÖ terör örgütünün mağdur ettiği binlerce kişi var. İntihar edenler oldu. Büyük iftiralar atıldı. Bir kumpasa kurban edildiklerini devletin tüm yetkilileri dile getiriyor. Bu ülkede adalet kırıntısı varsa, o insanların itibarları iade edilir ve görevlerinin başına döndürülür. O insanlara yapılanları unutmamalıyız, ve haklarını teslim etmeliyiz.

Cadı avı başlatılmamalı. Bütün darbelerden sonra olmuştur. Kurunun yanında yaş da yanmıştır. Bu atmosfer son derece tehlikelidir. Bir kurum bütün dekanlara istifa dilekçesini göndersin diyor. Bin 500 dekan istifasını veriyor, bir kişi de itiraz edemiyor. Korkudan söyleyemiyor. Böyle bir atmosfer insanlığa, bilime zarar verir.

İş dünyası üzerinde baskı var. Falan bankaya niye para yatırdın. Bu bankaya siz izin vermediniz mi? Şimdi niye para yatırdın diyorlar, şimdi gel hesabını ver. Bunun adı tuzaktır. İş dünyasını tedirgin edersen bu son derece tehlikelidir.

“Adres yasama organıdır”

Darbe girişiminde bulunanlar, devletin içine belli bir zaman içinde belli bir disiplin içinde yerleşti. En duyarlı birimlere yerleştiler. Bunlarla mücadele etmek gerekiyor. OHAL anayasaya uygun olarak çıkarıldı. Tereddütümüz, OHAL uygulamalarının amacını aşan şekilde kullanılması bizde kaygı yaratıyor. ohal OHAL uygulamaları zaman dilimiyle sınırlıdır. OHAL durumunu ortadan kaldırmak, gerekli mücadeleyi yapmak için yapılır. OHAL’i kullanıp, OHAL sonrası kullanılacak düzenlemeler yapılırsa hakimiyet millette değil, yürütme organında olur.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı var. KHK’ler OHAL için geçerlidir, diyor. OHAL bittikten sonra hiçbir işlemi kalmaz. Bu devlet senin devletin mi, bu devlet hepimizin devleti. Bu devlet hepimizin devletiyse parlamentoda yasaların çıkması lazım. Adres yürütme organı değil, yasama organıdır. Devletin yapısıyla böyle oynanmaz. Devletin yeniden yapılanması gerekebilir. Belli kurumlar yapılanmalı. Ama parlamentoya gelmeli, tartışmalıyız. O zaman devleti yeniden yapılandırırız. Mete Han’dan bu yana ordudaki hiyerarşi bozulmamıştır, bunun korunması lazım. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nden yanayım, Merkez Bankası’ndan nasıl yanaysam orduyu da, BDDK’yı da öyle savunuyorum.

Ordunun her aşaması sivil denetime açılmalıdır. TBMM’de Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu kuruldu. Güya gelip soruları cevaplayacaklardı. 1 güvenlik birimi başkanı bu komisyona bilgi vermedi.Bu kişiler TBMM’ye bilgi vermiyorlarsa, siyasi otoritenin isteği üzerine gelmiyorlar. Bu TBMM’nin saygınlığına gölge düşürür. Ya bu komisyona gelir bilgi verirler ya da bu komisyonu kapatın.

“Başkomutan Meclis’tir”

Başkomutanlık görevi TBMM’nindir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana TBMM başkomutandır. Başkomutanlık yetkisi 3’er aylık sürelerle verilmiştir. Dördüncü defa verilecekken, itiraz etmiştir. Bütün sağır sultanlara sesleniyorum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk kendi yetkilerini kısıtlarken, birileri ben komutanım diye ortada gezinemez. Yetki parlamentonundur. Anayasa’nın 104’üncü maddesinde yetki çok açıktır. Bu yetki Meclis’in namusudur, devredemez.

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar