‘FETÖ’ye kimler güç verdi, büyüttü, besledi?’

CHP’li Gülsever, FETÖ’ye “Kimler güç verdi, büyüttü ve besledi” diye sordu.

İBB CHP Meclis Grubu Başkan Vekili Ertuğurul Gülsever, FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişimi öncesini ve sonrasını, FETÖ terör örgütü suçlamaları nedeni ile haksız iş akidleri fesih edilenler ile ilgili meclis kürsüsünde bir konuşma gerçekleştirdi.

Gülsever şöyle dedi:
Sayın Başkan, değerli meclis üyeleri; Maalesef ülkemiz yeri doldurulamaz bir büyük sanatçısını daha kaybetti. Demokrasi ve Cumhuriyet sevdalısı, Türk sinemasının değerli sanatçısı, sevgili Tarık Akan’ı 100 binin üzerinde gönül dostunun katılımı ile sonsuzluğa uğurladık. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun inşallah.
Değerli arkadaşlar; Yaklaşık olarak iki ay önce, hain bir darbe teşebbüsü girişimi yaşandı ülkemizde. Din ile, iman ile, kur ’an ile, Allah ile milleti aldatan, hükümetleri kandıran, sinsi bir örgüt; Devletin silahlarıyla, tanklarıyla, uçaklarıyla, ülkenin yönetimini ele geçirmeye çalıştılar Türkiye’de. Bu hainler kendi silah arkadaşlarını esir aldılar, üzerlerine ateş açtılar. Demokrasimizin kalesi parlamentomuzu bombaladılar… Direnen halkımızı acımasızca katlettiler, binlerce yurttaşımızı yaraladılar…
Tanrıya şükürler olsun ki; Yurtsever, vatanına milletine bağlı, gerçek askerlerin karşı duruşu, makam mevki uğruna benliğini, kişiliğini kiraya vermemiş olan emniyet mensuplarımızın azimli mücadelesi ve hangi dünya görüşünden olursa olsun, demokrasiden asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya gösteren halkımızın onurlu ve kararlı direnişi ile bu büyük bela önlendi, püskürtüldü ve durduruldu… Şimdi devlet yaralarını sarmaya çalışıyor. Nerede nasıl hatalar yaptığını irdelemeye ve saptamaya çalışıyor… Bu terör örgütünün yandaşlarını, uzantılarını devletin kurumlarından ayıklamaya, uzaklaştırmaya çalışıyor…
Değerli meclis üyeleri; Türkiye bu günlere birdenbire gelmedi. 40 belki 50 yılı aşkın süredir, kendi siyasal iktidarlarını sürdürmek isteyen birçok Türkiye Cumhuriyeti Hükumeti, bunlara maalesef güç verdi, büyüttü, besledi… Bu arkadaşlar ”Bizimle aynı dünya görüşünü, aynı ideolojiyi paylaşan insanlardır, onlar ne kadar güçlü olurlarsa, bizde o kadar güçlü oluruz” diye düşündüler… Bunların okullarını, yurtlarını, eğitim kurumlarını, kendi arka bahçeleri olarak gördüler, kabul ettiler… Her taleplerini karşıladılar ve ne istedilerse verdiler… Bunların gerçek yüzünü göstermeye çalışan, bu amaçla ikaz ve uyarıda bulunan, yüzlerce insanın başına gelmedik kalmadı bu ülkede…
Rahmetli Kamer Genç gibi, iyi niyetle “Arkadaşlar yanlış yapıyorsunuz, hata ediyorsunuz, bunlar yeterince güçlenince sizin başınıza da bela olacaklar” diye uyarıda bulunmak isteyenlere kulaklarını tıkadılar, kızdılar… Hatta daha da ileri giderek dinen, ahlaken, siyaseten, yıpratma kampanyaları başlattılar yıllarca hunharca ve hoyratça…
Değerli arkadaşlar; Bütün bunları dünü karışmak, birilerini hırpalamak ve buradan siyasi bir çıkar sağlamak amacı ile anlatmıyorum. Dünü hatırlatmak, bugün aynı yanlışların yapılmamasını sağlamaya çalışıyorum… Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak biliyoruz ki “biz demiştik, gördün mü bak haklı çıktık” demenin artık kimseye faydası yok. 250 insanımız hayatını kaybetti, binlerce insanımızın yaralandı, belki de yüzlerce insanımız sokakta kaldı. Olan oldu, giden gitti… Keşke olmasaydı… Keşke yaşanmasaydı ama oldu… Bugün artık yanlış yapma lüksümüz yok… 16 Temmuz sabahı Türkiye yeni bir güne doğdu. Başta siyasal iktidar olmak üzere, tüm siyasi partiler, bütün siyaset insanları, siyasetin dilini, üslubunu yeni baştan dizayn etme gereği duydular…

Diyalog kanallarını yeniden açmanın yollarını bulmaya çalıştılar… Sn. Cumhur Başkanı, Sn. Başbakan toplumu geren, ayrıştıran söylemlerin, artık sürdürülebilir olmadığının farkına vardılar… Muhalefet partileri bu adıma olumlu yaklaştılar… Partimizin Genel Başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu “mevzubahis olan vatansa, gerisi teferruattır” diyerek, saraya gitmeme kararı askıya aldı… Bütün toplumsal baskılara kulaklarını tıkayarak, Yenikapı mitingine katılma kararı aldı… Tüm dünyada Yenikapı ruhunun, algısının yaratılmasına olanak sağlayan, birlik beraberlik imajının oluşturulmasına katkıda bulundu 12 maddelik çözüm önerilerini, tüm kamuoyunun önünde, en yapıcı bir dille siyasi iktidara sunmaya çalıştılar…
Değerli arkadaşlar; Tüm bunlar, son derece olumlu ve önemli adımlardır… Ancak şimdi maalesef, üzülerek görüyoruz ki ilk şaşkınlıklar, tedirginlikler, korkular, kuşkular atlatılınca, siyasal iktidar yavaş yavaş kendi alışkanlıklarına, anlayışına ve tavrına geri dönmeye başladı… Kendi gibi düşünmeyen, farklı anlayışları ve hassasiyetleri olan başka insanlarında bu ülkede yaşadığını unutmaya başladı… Köprülere, hastanelere, havaalanlarına isim koyarken bile onların taleplerini, isteklerini görmezden gelmeye, yok saymaya başladı…

Sayın Meclis Üyeleri; Sorunlarımızın çözümünün olmazsa olmaz koşulu, bu ülkede önce toplumsal barışı sağlamaktır. Hiçbir hükumet, kendi gibi düşünenleri önemseyerek, kendinden farklı düşünenleri yok sayarak, dışlayarak, cezalandırarak, hiçbir ülkede toplumsal barışı sağlayamaz. 15 Temmuzdan bu güne kadar, 20 binin üstünde insan gözaltına alındı… Bunların yarısından fazlası tutuklandı.
Buradan açıkça söylüyoruz ki; Kim ki FETÖ terör örgütü ile işbirliği yapmışsa, kim ki başka terör örgütlerine yardım ve yataklık etmişse, kim ki bunların şiddet eylemlerine katılmışsa, karışmışsa, eline kan bulaşmışsa, hesabını kanun önünde en ağır biçimde vermelidir. Suçu sabit olanlar en ağır biçimde cezalandırılmalıdır. Ancak; eğer siz düşüncelerinden, söylediklerinden yada yazdıklarından dolayı, fırsat bu fırsat diyerek, insanları kulaklarından tutup cezaevlerine tıkarsanız, bu ülkede toplumsal barışı sağlayamazsınız…

Ergenekon – Balyoz davalarında olduğu gibi, mışla – mişle, iftirayla, kumpasla masum insanların yıllarca cezaevlerinde tutulmasına mani olamazsınız, sonradan pardon diyerek, Türkiye de toplumsal barışı sağlayamazsınız… Eğer at izi, it izine karışmaya başlarsa, kurunun yanında yaşta yanarsa, yaratılmış olan uzlaşı ortamını kalıcı kılamazsınız, yıkarsınız…

Değerli arkadaşlar; 15 Temmuz’dan sonra, 50 binin üstünde insan işini kaybetti, yada açığa alındı. Bize ulaşan bilgilere göre, bu insanların yaklaşık 800 tanesi İstanbul Büyükşehir Belediyemizde çalışıyorlardı… Şimdi işsizler… Elbette bunların arasında suçlu olanlar vardır. Elbette FETÖ terör örgütü ile yakın ilişki içinde olanlar vardır… Ama biz biliyoruz ki, hatta sizde biliyorsunuz ki, bu işlerle uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan, sadece muhalif oldukları için, açığa alınan, yada iş akdi fesih edilen yüzlerce insan var… Açığa alınanlardan sadece kadrolu memur olanlar maaşlarının 3/2’sini alabiliyorlar ve bunlar küçük bir azınlık grup… İşçilerin, sözleşmelilerin, taşeronda çalışanların hiçbirisi ise bu haktan yararlanamıyorlar ve bunlar büyük bir çoğunlukta… Dediğim gibi FETÖcülere, onlara hizmet edenlere, bundan dolayı işini kaybedenlere söyleyecek hiçbir sözümüz yok… Kaldık ki, büyük bir ihtimalle, bunların birçoğu bu işi zaten onların referansı ile edinmiş olabilirler…

Ama bu milleti yıllarca bilmem ne gazetesine abone olmaya, parasını bilmem ne bankasına yatırmaya zorlayanlar, mecbur bırakanlar, şimdi sözde soruşturma yapıyoruz diye, işten çıkarılan insanların önüne bir kağıt parçası koyuyor ve sen falanca gazeteye aboneymiş sin gibi falanca bankaya hiç para yatırdın mı diye sualler soruyorlarsa, siz orada adaleti sağlayamazsınız. Toplumsal barışı ve uzlaşmayı sağlayamazsınız. Yıllarca bu terör örgütüne ve onun liderine televizyon kanallarında övgüler yağdıran, bu sayede onların bankalarından milyonlarca dolar kredi alanlar, aldatılmışız, kandırılmışız diyerek işin içinden sıyrılırken, bu bankaya 100 lira yatırdı diye insanları cezalandırmaya çalışırsanız, adaleti zedelersiniz, bu ülkede toplumsal barışı sağlayamazsınız…

Değerli dostlar; Büyükşehir Belediyemizde çalışırken, işten çıkarılan bu insanların günahsız olanları, altını çizerek bir daha söylüyorum GÜNAHSIZ OLANLARI, bayramı işsiz ve parasız geçirdiler… Daha acısı, şimdi çocuklarına, akrabalarına, komşularına, arkadaşlarına sıkılarak dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Kendilerini aklamaya çalışıyorlar.

Sn. Cumhurbaşkanı, açtığı hakaret davalarını geri çekerek, davalardan vazgeçerek barış ve uzlaşmayı sağlamaya çalışırken, ona yalakalık yapmak isteyen bazı işgüzarların lafıyla, sosyal medyada şunu paylaştı, bunu paylaştı diye, insanların aşı ile, işi ile ekmeği ile uğraşanlara pirim verirseniz, Türkiye’de toplumsal uzlaşmayı sağlayamazsınız.

Değerli arkadaşlar; Gelin bu anlayıştan biran önce vazgeçelim… Mağdur ettiğimiz suçsuz, günahsız insanları biran önce elbirliği ile işlerine iade edelim… Zedelediğimiz itibarlarını, incittiğimiz onurlarını vakit kaybetmeden acilen onlara geri verelim… Kendimizi hukukun adaletin yerine koymaktan hızla vazgeçelim… Bağımsız yargıya, özgür yargıçlara inanalım unutmayalım ki; adalet bir gün hepimize lazım olabilir…

Ve unutmayalım ki; Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Haber: Hıdır ULAĞ

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Önerilen Başlıklar
Yorumlar