İstanbul’da meslek odalarından ‘hayır’ açıklaması

İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu “Bu ülkenin avukatları, doktorları, eczacıları, mali müşavirleri, diş hekimleri, veteriner hekimleri, mühendisleri, mimarları, şehir plancıları ‘hayır’ diyor” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi.

İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu (İMOK), 16 Nisan referandumuna yönelik olarak “Hayır” açıklamasında bulundu.

Mali Müşavirler Odası İstanbul Şubesinde düzenlenen basın toplantısında, oda temsilcileri referandumda niçin “hayır” diyeceklerini açıkladılar.

Toplantıya TMMOB İl Korrdinasyon Kurulu, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Barosu, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, İstanbul Mali Müşavirler Odası temsilcileri katıldı.

Basın toplantısında İMOK adına açıklamayı Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Hüseyin Demirdizen yaptı.

Demirdizen şunları söyledi:

Anayasa metinleri toplumların mutabakat metinleridir ve birlikte yaşamanın kurallarının birlikte oluşturulduğu belgelerdir. Hedeflenen anayasa değişikliği metni hazırlanırken toplumsal uzlaşma aranmamış, 2 parti kapalı kapılar ardında bu taslağı hazırlayarak, mecliste bile detaylı görüşülmeden halkımızın önüne getirilmiştir.

Hazırlık sürecinde yok sayılan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu referandum sonucunda evet çıkarsa da adeta yok edilecektir. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası her yere ‘egemenlik milletindir’ diye yazıldığı halde, hazırlanan bu anayasa değişikliğiyle egemenlik tek kişiye teslim edilmek istenmektedir.

Ülkemiz 15 yıldır tek parti iktidarı ile yönetilmektedir; yani hep ifade edilen siyasi istikrar vardır. Bugün bu referanduma gerekçe gösterilen tüm argümanların tek uygulayıcısı, tek karar vericisi ve sorumlusu bu istikrara sahip partidir. İktidar topluma neyi, neden ve nasıl yapamadığını en açık şekilde anlatmalı, tüm yetkilerin tek elde toplanmasıyla gerçekleşecek mucizeyi açıklamalıdır.

Düzenleme ile yasama, yürütme ve yargı tek elden yönetilebilir hale gelecek, bu durumda alınan kararların denetimi mümkün olamayacağı gibi devletin başına seçilecek kişi istediği kişiyi kendi yerine seçebilecek, veliahtlarını atayabilecektir.”

“BÖYLE BİR METNİ HALKOYUNA SUNMAK DOĞRU MU?”

Anayasaların kanunlardan farklı olarak istendiği zaman kolaylıkla değiştirilemez metinler olduğunu hatırlaytan Demirdizen sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yarınlarda hangi parti iktidara gelirse gelsin o partinin belirleyeceği kişinin ülkenin kaderini belirleyecek olması kabul edilebilir mi?

Bu koşullarda böyle bir metni halkoyuna sunmak doğru mudur?

Yarınlarda hangi parti iktidara gelirse gelsin o partinin belirleyeceği bir kişinin TBMM’den yetki almadan tek başına Kanun Hükmünde Kararname çıkartabilmesini ve uygulayabilmesini kabul edebilir miyiz?

Yarınlarda hangi parti iktidara gelirse gelsin o partinin belirleyeceği kişinin Olağanüstü Hal yetkilerini tek başına kullanacak olmasını kabul edebilir miyiz?

Yarınlarda hangi parti iktidara gelirse gelsin o partinin belirleyeceği kişinin atayacağı Cumhurbaşkanı Yardımcılarının ve Bakanların TBMM tarafından denetlenemeyecek olması kabul edilebilir mi?

Yarınlarda hangi parti iktidara gelirse gelsin o partinin belirleyeceği bir kişinin tek başına ve bir nedene bağlı olmaksızın meclisi fesih edebilmesini kabul edebilir miyiz?

Gelecek kuşaklarımızı, çocuklarımızı, torunlarımızı yapılan her şeyi kabullenmek zorunda bırakılacakları bir kölelik düzenine teslim edebilir miyiz?”

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar