İşte CHP’nin YSK’ya referandumun iptali için başvurusunun tam metni

YÜKSEK SEÇİM KURULU BAŞKANLIĞINA
ANKARA

İTİRAZ EDEN : Cumhuriyet Halk Partisi adına

1) Genel Başkan Yardımcısı Bülent TEZCAN
2) YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi YAKUPOĞLU
Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü ANKARA

KONU : 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylamasının tam
kanunsuzluk nedeni ile iptali taleplidir.

AÇIKLAMALAR
Yüksek Seçim Kurulu, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa Değişikliği
Halkoylamasında doğu illerindeki sandıklar açılıp oy sayım döküm işlemleri devam
ederken Adalet ve Kalkınma Partisi Temsilcisi Recep ÖZEL’in talebi üzerine sandık
kurulu mührü olmayan oy pusulalarının ve zarfların geçerli sayılmasına karar
vermiştir.

YSK, benzer kararların geçmişte de verildiğini, mühür basma görevinin sandık
kurullarında olduğunu ve bu görevin yapılmamasından seçmenin sorumlu
tutulamayacağını belirterek seçme hakkına üstünlük tanınması gerektiğini gerekçe
kılmıştır. Ayrıca oy pusulasının sahteliği kanıtlanmadıkça mühürsüz oy pusulalarının
tamamının geçerli olacağını belirtmiştir.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 77.
maddesinde, sandık kuruluna oy pusulasının arkasını ve zarfları mühürleme görevi
verilmiştir. Aynı Kanunun 98. maddesi mühürsüz oy zarflarının, 101. maddesi ise
mühürsüz oy pusulalarının geçersiz olacağını düzenlemiştir. Kanun koyucu sahtecilik
ve hileyi önlemek için seçim güvenliğini her şeyden üstün görmüştür.

Bunun yanında YSK, 135 sayılı Genelgesinin 41 ve 43. maddelerinde oy pusulaları
ve zarflarının, sandık kurulu tarafından mühürlenmemesi halinde geçersiz
olacaklarını açık olarak -son üç seçimde olduğu gibi- düzenlemiştir.
2
1) Yüksek Seçim Kurulunun kararı Kanun ve Genelge hükümlerine açıkça
aykırıdır
Yukarıda anılan Kanun ve Genelge hükümleri, halkoylamasının işleyişini
belirlemektedir. Tüm siyasi partiler, bu hükümler çerçevesinde kendi sandık kurulu
başkan ve üyelerine, müşahitlerine, bina sorumlularına, hukukçularına ve üyelerine
mühürsüz oy pusulası ve zarflarının geçersiz olacağı eğitimini vermiştir. YSK da
gerek sandık başkanlarına gerekse üyelerine verilen eğitimlerde bu konuyu önemle
vurgulamıştır.

Ayrıca 16 Nisan 2017 oy verme günü YSK tarafından sandık başkanlarına saat
05.58’de gönderilen ilk kısa mesaj “Oy zarfı ile birleşik oy pusulalarını sayıp,
tutanak defterine geçiriniz. Oy pusulalarının arka tarafını ve oy zarflarını sandık
kurulu mührü ile mühürleyiniz.” talimatıdır. Henüz oylama devam ederken, Kurulca
alınan 559 sayılı kararda “Oy pusulalarının sandık kurulu mührü ile mühürlenmesinin
amacı, oylamada sahte oy pusulası kullanımını engellemek için olup, bu amacı
gerçekleştirmeye yönelik mührün sandık kurulu tarafından sehven oy pusulasının ön
yüzüne basılmış olması veya arka yüzüne basılmış olmakla birlikte mürekkep
fazlalığı nedeniyle ön yüzüne yansımış olması, oy pusulasının geçersiz sayılmasını
gerektirecek nitelikte görülmemektedir.” denmiştir.

Aynı gün, doğu illerindeki sandıklar açıldıktan sonra, Kurul tarafından Adalet ve
Kalkınma Partisinin talebi üzerine, oy sayım döküm işlemi devam ederken verilen,
mühürsüz oy pusulası ve zarfların geçerli olacağı şeklindeki karar, 298 sayılı
Kanunun 77, 98 ve 101. Maddeleri; 135 sayılı Genelgenin 41 ve 43 maddeleri ile gün
içinde YSK tarafından alınan tedbir ve diğer karara aykırıdır. YSK, Kanunun amir
hükmü, kendi hazırladığı genelgesi ve aynı gün içindeki önceki uygulamasıyla
çelişmiştir.

YSK, bu kararla oy sayım döküm işlemi başladıktan sonra kural değiştirmiş; kendisini
kanun koyucu yerine koyarak yasama yetkisi kullanmıştır.

2) Karar önceki kararlarla benzer nitelikte değildir
Kurulun karar gerekçesinde ve kamuoyuna yapılan açıklamada, söz konusu kararın
yeni olmadığı, Kurulun geçmişte de benzer kararlar aldığı hususu yer almıştır.
Halbuki kararın alınış zamanı, etkisi ve sonuçları göz önünde bulundurulduğunda bu
kararın önceki alınan kararlarla aynı nitelikte olmadığı, 2014 kararının ise aksi yönde
olduğu aşikardır.

3
YSK’nın 04/04/2014 tarih ve 1439 sayılı kararında: “298 Sayılı Kanunun 101/3 ve 138
Sayılı Genelgenin 44/B-3 maddesinde, arkasında sandık kurulu mührü olmayan
birleşik oy pusulalarının geçerli olmayacağının açık bir şekilde düzenlendiği”
gerekçesi ile bu pusulaları geçerli sayan Antalya İl Seçim Kurulu kararını
kaldırılmasına karar verilmiştir. Sandık kurulu mührünün bulunup bulunmaması ile
ilgili verilen son kararlar, bu tür oy pusulaları ve zarfların geçersiz sayılması gerektiği
yönündedir. Seçim yargısının, her bir olay için aynı kuralı farklı şekilde
değerlendirmesi, oy kullanan seçmenin güven duygusunu sarsacak niteliktedir.
Seçmen, oy kullanma yönteminin ve kurul uygulamalarının her dönemde değişiklik
gösterdiği bir ortamda oyunun hesaba katılması konusunda güven duygusunu
kaybeder. Vatandaşlar ve siyasi partiler, halkoylamasına giderken kararların bu
şekilde olduğu fikri ile hareket etmişlerdir. Her seçimde aynı konuda farklı bir karar
alınmasının izahı olamaz.

Oylama günü karar, somut bir olay üzerine YSK önüne gelmiş bir itirazla ilgili olarak
alınmamış, AKP Temsilcisinin, itiraz niteliğini taşımayan soyut bir iddiası/talebi
üzerine alınmıştır. YSK’nın, somut uyuşmazlık olmaksızın yapılan başvurularda görüş
vermeme yönündeki ilkesi bilinmektedir ve buna ilişkin onlarca kararı bulunmaktadır.
Söz konusu karar açıkça, somut bir iddia olmaksızın soyut bir talep üzerine
talimat verilmesi niteliğindedir ve bu itibarla dayanılan önceki kararlardan
farklıdır. YSK’nın bu nitelikte daha önce aldığı hiçbir kararı yoktur.
Aynı zamanda alınan bu karar yargısal bir karar değil bir talimattır. Oylama devam
ederken talep üzerine verilen bir talimatın karar niteliği bulunmamaktadır. Yüksek
Seçim Kurulu’nun bu talimatı 298 sayılı yasaya açıkça aykırıdır.

Daha önceki seçimlerde alınan bu konudaki kararlar, sandık kurullarının sayım
döküm işlemlerini bitirmesi ve tutanakları bağlaması sonrası, tutanaklara ve kurulların
kararlarına karşı yapılan itirazlar sonrası alınmış kararlardır. YSK eski
uygulamalarında bitmiş bir sayım döküm sonrası, sandık kurullarının, ilçe seçim
kurullarının ve il seçim kurullarının kararlarını etkilemeyecek şekilde, bu kurulların
kararlarını itirazen sonuca bağlarken karar vermiştir. YSK’nın oylama günü verdiği
karar ise sandık kurullarının uygulamalarına doğrudan müdahale niteliğindedir.
Haliyle veriliş şekli ve aşağıda anlatılacak sonuçları bakımından bu karar, önceki
kararlardan farklıdır.

4
3) Alınan karar ile itiraz hakkı kısıtlanmıştır
Bu kararın bir sonucu olarak da; sandık kurulları, sandık kurulu mührü olmayan
oy pusulalarını ve zarfları, hakkında geçerli geçersiz tartışması yapmadan
geçerli kabul edip oy torbasına koymuşlardır. Pusula ve zarflarla ilgili tutanaklara
kayıt geçilememiş, bu hususta yapılan şikayetler dahi tutanak defterine
geçirilmemiştir. Dolayısıyla tüm seçim çevrelerinde kaç tane oy pusulasının
mühürsüz olduğu tespit edilmediği gibi tespit edilmesi imkanı da ortadan
kaldırılmıştır. Bu durumda küçük bir farkla sonuçlanan seçim sonucuna, mühürsüz oy
pusulalarının geçersiz sayılmaları halinde etki edip etmediğinin denetlenmesi imkanı
fiilen ve hukuken ortadan kaldırılmıştır.

Verilen karar, seçim sonucunun denetlenmesi imkanını ortadan kaldırmıştır. Evet ve
Hayır oyları arasındaki farkın altında veya üstünde mühürsüz oy pusulası olup
olmadığı tespit edilemediği sürece seçim sonucunun denetlenmesi mümkün
olmadığından halk oylamasının güvenilirliğinden de söz edilemez. Şu anda dahi
geçersiz oy sayısı 846.000 civarındadır. Kurul, bu kararı oy kullanma anında almamış
ve seçimin akışına müdahale etmemiş olsaydı; sandık kurullarının geçerli geçersiz
tespitini itiraz yolları ile inceleseydi, aradaki farkın seçim sonucunu etkileyecek
nitelikte olup olmadığı da ortaya çıkacaktı. YSK, bu değerlendirmenin yapılmasını
engelleyerek halkoylamasının sonucuna doğrudan etki etmiştir. Bu durumda geçerli
geçersiz denetiminin yapılamamasının en önemli sonucu, bu durumun siyasi
partilerin geçerli ve geçersiz oylara ilişkin itirazda bulunmasının önüne
geçilmesine neden olmasıdır. Zira siyasi partiler hangi oylara itirazda bulunacağını
öğrenme imkanını kaybetmiştir. Ortada Anayasal bir ihlal bulunmaktadır.

4) Sahteliğin ispatı imkanı ortadan kalkmış, sahte oy pusulası kullanıldığı
şüphesi artmıştır
Sahteliğin ispatı konusunda en önemli husus sandık kurulu mührüdür. Bu konudaki
ispat yolu YSK kararı ile ortadan kaldırılmıştır. Türkiye’nin birçok yerinde, oy
torbalarından eksik oy pusulası ve zarf çıkmıştır. Bu yaygın usulsüzlük, YSK
tarafından paketleme hatası olarak açıklanmıştır. Oysa bundan önceki seçimlerin
hiçbirine bu ölçüde yaygın eksik oy pusulası gönderilmesi söz konusu olmamıştır.
Seçim kurulu ve sandık kurulu mührü olmayan zarf ve sandık kurulu mührü olmayan
oy pusulalarının geçersiz olması, oyların çalınarak dışarıda hazırlanıp sandığa
girmesini engelleyecek bir önlemdir. YSK kararı ile mühürsüz oy pusulası ve zarfların
geçerli sayılması bu önlemi etkisiz hale getirmiştir. Bu husus, sabah oy kullanma
başlamadan önce sandık kurullarına yaygın şekilde eksik oy pusulası ve zarf
gönderilmesi ile birlikte ele alındığında, organize olarak filigranlı oyların önceden
çalınıp sonradan sandığa sokulduğunun kanıtı olmuştur.

5
5) Karar, Anayasa’da güvence altında bulan temel hakların ihlali niteliğindedir
Yukarıda da belirtildiği üzere, Yüksek Seçim Kurulu’nun anılan kararı, seçim
hukukunun temel ilke ve kurallarına aykırı olmasının yanı sıra, sandık kurullarında
üyesi bulunan siyasî partilerin, mühürsüz oy pusulalarının ve mühürsüz zarfların
geçersizliğine ilişkin itiraz haklarının da ellerinden alınmasına yol açmış
bulunmaktadır. Zira anılan karar neticesinde, geçersiz oyların tespiti ile tutanağa
geçirilmeleri mümkün olmamış; bunun sonucu olarak da, Cumhuriyet Halk Partisi’nin
bu oyların tespiti ve geçersizliğine ilişkin olarak Yüksek Seçim Kurulu’na yargısal
anlamda “etkili bir başvuru yapma hakkı” ortadan kaldırılmıştır. Cumhuriyet Halk
Partisi’nin, söz konusu usulsüzlükle ilgili olarak; bağımsız, etkili, temel hak ve
özgürlüklerin çiğnendiğini belirlememe ve buna son verme gücüne sahip bir ulusal
makama başvurma hakkını fiilen ortadan kaldıran bu durumun ise, Anayasa’nın 40.
ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13. maddesinde düzenlenen güvencelerin
ihlâli anlamına geleceği açıktır.

Dahası, bu durumun Anayasa’nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.
maddelerinde düzenlenen “Adil Yargılanma Hakkı”nın da, söz konusu itirazın
incelenmesi amacıyla bağımsız ve tarafsız bir yargı organına erişim hakkı yönünden
ihlâli anlamına geldiğini belirtmek gerekmektedir. Bütün bunların ise, yine
Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan ve bizzat bir temel hak niteliği
taşımanın ötesinde, diğer tüm temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde
yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olan
“Hak Arama Özgürlüğü”nün de bir bütün olarak ihlâli sonucuna yol açtığını ifade
etmek lazımdır.

6) 16 Nisan 2017 Halkoylaması açık oy gizli sayım esasına göre yapılmıştır
İçişleri Bakanının 10 Nisan 2017 tarihli, sayım döküm işlemleri esnasında sadece
görevlilerin sandık başında bulunması ve seçmenlerin sandık alanına sokulmayacağı
yönünde önlemler alınacağına ilişkin açıklaması sonrası konu, temsilcimizce kurulun
gündemine sunulmuştur. Yine vali, kaymakam ve güvenlik güçlerinin birçok ilimizde
seçmenleri açık oylamaya zorladığı, teşvik ettiği, tahrik ettiğine dair tarafımıza birçok
şikayet gelmiştir. Bu konuda da Yüksek Seçim Kuruluna ve ilçe seçim kurullarına
bildirimde bulunulmuş ve gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. Oylamadan bir gün
önce, seçmenlerin açık oy kullanmaya zorlanacağını bildiren ve buna karşı önlem
alınması talepli dilekçemiz YSK’ya iletilmiştir. Oy kullanma anında da Erzurum İli
Karayazı İlçesinde seçmenlere baskı yapıldığını bildiren ve tedbir alınması talebini
içeren dilekçemiz YSK’ya gönderilmiştir. (Ek: Açık oy kullanılacağını ve seçmenlere
baskı yapılacağını bildirir dilekçe örnekleri)

6
Bu konulardaki uyarılarımız ve tedbir alınması taleplerimize karşın YSK tarafından
konu geçiştirilmiş ve önceden herhangi bir önlem alınmamıştır. YSK, kamu
otoritesinin seçimlere müdahalesine engel olmamıştır.
Öte yandan oylama günü boyunca özellikle doğu illerinde açık oy kullanıldığı ve
sayım döküm esnasında oy kullanılan binalara seçmenlerin alınmadığı şikayetleri
gelmeye devam etmiştir. Bu durum da YSK’ya anında dilekçe ile bildirilmiştir.
Şanlıurfa İli Eyyübiye İlçesinde 2016 numaralı sandıkta oyların açık şekilde
kullanıldığına dair sosyal medyada bulunan görüntü kaydı da dikkat çekicidir. Kamu
otoritesi müdahalesi nedeni ile aynı usulsüzlüğün kayıt altına alınamadığı birçok yer
bulunmaktadır.

Sayım dökümün başlamasından sonra ülke çapında gizli sayım şikayetleri artarak
devam etmiştir. Üstelik bu şikayetler, aynı yerlerde birden fazla kişilerce tarafımıza
iletilmiştir. Gizli sayım yapıldığı şikayeti gelen 19 yer, dilekçemiz ekinde sayılmıştır.
(Ek: Gizli sayım yapıldığı ihbarı alınan yerlerin bazıları)
Gizli sayım nedeni ile birçok yerde sandık kurullarınca geçersiz oyların sonradan
geçerli hale getirildiği, sayım döküm sırasında seçmen iradesinin sonuçlara doğru
yansıtılmadığı bilinmektedir. Mühürsüz oy pusulası konusunda seçmen iradesini
gerekçe gösteren YSK, öncelikle gizli sayımı engellemek için çözmesi gereken somut
olayları çözüme kavuşturmamıştır.

YSK bu konuda da önlem alma hususunda gecikmiş, doğu sandıklarının birçoğunda
sayım dökümün tamamlanması ve batıda da sandıklarda sayım döküm işlemlerinin
devam etmesi anı olan saat 17.21’de ısrarlı taleplerimiz sonucu kurullara,
“seçmenlerin ve müşahitlerin sayım döküm işlemlerini izlemesine imkan
sağlanması gerektiğine” dair bir kısa mesaj göndermiştir. Bu mesaj dahi başlı
başına gizli sayımın delilidir.

YSK’nın geç ve zayıf müdahaleleri nedeniyle “Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir.”
YSK’nın seçime ilişkin tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile
halkoylaması sonuçları şaibeli hale gelmiştir.

7
7) Yasak propaganda engellenmemiştir
YSK, Anayasa’nın 67. maddesindeki, seçim kanunlarında yapılan değişikliklerin
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içindeki seçimlerde uygulanmayacağına ilişkin
hükmüne rağmen bir Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile propaganda
yasaklarına uymayan televizyon kanallarınca yaptırım uygulanması maddesinin
değiştirilmesini yürürlükte saymıştır. Oylama günü basın yayın organlarının yaptığı
yasak propaganda faaliyetlerine ilişkin YSK’ya başvurumuz bulunmasına karşın (Ek:
dilekçemiz örneği) hiçbir işlem yapılmamış, bu talebimiz karara dahi bağlanmamıştır.
YSK, oylama günü, yasak propaganda faaliyetinde bulunan televizyon kanallarının
bu faaliyetini engelleme konusunda hiçbir çaba göstermemiş, konuyu görmezden
gelmiştir. Seçime ilişkin her türlü tedbiri alma hakkı ve görevi olan YSK’nın görevini
yerine getirilmemesinin izahı bulunmamaktadır.

8) Oylama süresince düzensizlikler önlenememiştir
135 sayılı Genelgede, Halkoylamasında yalnızca “TERCİH” mührü kullanılması
hükmü bulunmasına rağmen, ülke genelinde yaygın bir biçimde oy torbalarının
içinden “EVET” mührü çıkmış, seçmenler Evet ve Hayır tercihinin bulunduğu
oylamada “EVET” mührü kullanmak zorunda kalmıştır. Yine oy torbalarından birçok
eksik oy pusulası ve zarf çıkmıştır. Bazı sandıklarda eski oy pusulalarının
kullanılması nedeni ile kahverengi kısımlarda renk farklılığı oluşmuş, seçmenler sahte
oy pusulası basıldığı endişesi taşımıştır. Belki sadece bir ya da birkaç yerde olsa göz
ardı edilebilecek olan bu ihlaller, tüm ülke genelinde olmuş, oylama birçok yerde
durmak zorunda kalmıştır. Yüksek Seçim Kurulu, yanlış uygulamaları engellemekte
gecikmiş, gün boyu oylamanın tartışmalı şekilde yapılmasına neden olmuştur.
Tüm bu usulsüzlükler yanında, başka şehirde olan seçmenler yerine oy kullanıldığı,
birden fazla sandıkta oy kullanıldığı, kabine başkaları ile girilerek oy kullanıldığı,
kolluk güçlerinin sandık başında sürekli bulunduğu, görüntü alınacak cihazlarla oy
kabinine girildiği, Örnek 142 Belge ile sandık başına gelenlerin oy kullandığının ilçe
seçim kuruluna bildirilmemesi nedeni ile bu kişilerin mükerrer oy kullandığı yönünde
birçok usulsüzlük tarafımıza ihbar edilmiştir (Ek: Oylama günü usulsüzlüklerine ilişkin
ihbar örnekleri). Bu konular gün boyunca sosyal medyada da sıkça yer almıştır.
AKP’nin mühürsüz pusulalar konusundaki soyut başvurusu üzerine sonucu
etkileyecek şekilde karar alan YSK, ülke çapında konuşulan usulsüzlüklerin
hiçbirisine etkili müdahalede bulunmamıştır.

8
Kamuoyunda da yaygınca örnekleri görüldüğü üzere bazı sandık kurulları geçerli
geçersiz tartışması içinde arkası mühürlenmemiş oy pusulalarını zarflar açıldıktan
sonra mühürlemiştir. Bunun yanında ilçe seçim kuruluna teslim edilen sandık
torbaları, siyasi partilerin kontrolü dışında muhafaza edilmektedir. Bu noktadan sonra
mühürsüz zarf ve pusulalara mühür vurulup vurulmadığı ve torbaların içine müdahale
edilip edilmediğini tespit de mümkün değildir. Bu nedenle sayım dökümün yeniden
yapılması halinde, artık sağlıklı sonuç alınması mümkün olmayacaktır. Halk
oylamasının iptali zorunlu hale gelmiştir.

9) Bütün bu olumsuzluklar, tam kanunsuzluk hali oluşturmaktadır. Tam kanunsuzluk
nedeni ile halkoylamasının tümünün iptali gerekir.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan
Anayasa Değişikliği Halkoylamasının tam kanunsuzluk nedeni ile iptaline karar
verilmesini saygılarımızla dileriz. 18/04/2017

Ekler :
1. Açık oy kullanılacağını, seçmenlere baskı yapılacağını ve gizli sayım yapılacağını
bildirir dilekçe örnekleri
2. Gizli sayım yapıldığı ihbarı alınan yerlerin bazıları
3. Yasak propaganda yapıldığını bildirir dilekçe örneği
4. Oylama günü usulsüzlüklerine ilişkin ihbarların bazıları
Bülent TEZCAN Mehmet Hadimi YAKUPOĞLU

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar