Hakan Fidan kimdir?

Hakan Fidan, 25 Mayıs 2010’dan bu yana Milli İstihbarat Teşkilâtı’nın (MİT) başında bulunuyor. Fidan, 2015 yılındaki genel seçim sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AK Parti) milletvekili adayı olmak için görevinden istifa etti. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu adaylığa karşı çıktı. Fidan, AK Parti’ye yaptığı adaylık başvurusunu 9 Mart’ta “lüzûm üzerine” geri çekti; hemen ardından MİT Müsteşarlığı’na yeniden atandı.

Muhabere Astsubaylığı’ndan MİT Müsteşarlığı’na

Fidan 1968 yılında Ankara’da dünyaya geldi. 1986’da Kara Kuvvetleri Muhabere Okulu’ndan mezun olduktan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) astsubay olarak göreve başladı.

Kara Kuvvetleri Dil Okulu’nda da eğitim gören Fidan, Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) Otomatik Bilgi İşlem (OBİ) Bölümü’nde bilgisayar teknisyeni olarak çalıştı.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) Almanya’daki Süratli Reaksiyon Kolordusu İstihbarat ve Harekât Başkanlığı’nda görevlendirilmesi Fidan’ın eğitim ve kariyerinde dönüm noktası teşkil etti. Yurt dışı vazifesi sırasında University of Maryland University College’dan (UMUC) yönetim ve siyaset bilimi alanlarında lisans derecesi aldı.

Türkiye’ye döndükten sonra Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “İstihbarat ve Dış Politika” başlıklı teziyle yüksek lisans aldı. Yüksek lisans tezi İngiliz, Amerikan ve Türk istihbarat sistemlerinin karşılaştırılması üzerine kuruluydu.

Fidan aynı üniversitede doktorasını yaptı. Doktora tezi “Bilgi Çağında Diplomasi: Enformasyon Teknolojilerinin Uluslararası Anlaşmaların Doğrulanmasındaki Rolü” başlığını taşıyordu.

Hakan Fidan, TSK’dan 2001’de 15 yıllık mecburi hizmet süresini doldurmasının ardından ayrıldı.

Sivil hayata geçtikten sonra Avustralya’nın Ankara Büyükelçiliği’nde Siyasi ve Ekonomik Danışman olarak görev aldı.

Aynı dönemde Viyana’daki Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve Cenevre’deki BM Silahsızlanma Enstitüsü (UNIDIR) ile Londra merkezli Verification Research, Training and Information Center’da (VERTIC) akademik çalışmalarını sürdürdü.

2002 yılı sonunda AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra devlette görev aldı.

2003-2007 yıllarında Başbakanlığa bağlı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nda (TİKA) başkanlık görevini yürüttü. TİKA, bu dönemde tam anlamıyla bir kurumsal dönüşümden geçti ve Türkiye’nin en önemli yumuşak güç unsurlarından biri haline geldi.

Fidan, bu görevdeyken Afrika, Ortadoğu, Orta Asya, Kafkasya ve Balkanlar’da pek çok ülkedeki TİKA faaliyetlerini yerinde izledi.

Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na danışmanlık yapan Fidan, Kasım 2007’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “dış politika ve uluslararası güvenlikten sorumlu” Müsteşar Yardımcısı olarak görevlendirildi. Kasım 2008’de ise Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ( IAEA) Yönetim Kurulu üyesi oldu.

12-13 Nisan 2010’da Washington’da düzenlenen Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde Türkiye’yi temsil etti. Mart 2008’den Şubat 2011’e kadar Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde yer aldı.

En genç MİT Müsteşarı

Hakan Fidan 15 Nisan 2010’da, dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner’in yardımcılığına getirildi. Daha önce görev süresi iki kez uzatılan Taner’in emekli olmasının ardından, AK Parti hükümeti tarafından 27 Mayıs 2010 tarihinde, henüz 42 yaşındayken, MİT Müsteşarlığı makamına atandı. Fidan böylece MİT tarihinde müsteşarlık koltuğuna oturan en genç isim oldu.

Fidan’ın yeni görevi medyada, “MİT’te yeni dönem” yorumlarıyla karşılandı.

Türkiye’nin istihbarat zaaflarını ortadan kaldırmayı hedefleyen Fidan, öncelikle haber alma örgütlerinin ABD’deki gibi dış (CIA) ve iç (FBI) şeklinde ikiye ayrıldığı modeli teşkilâta uyarlamaya çalıştı.

Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığı’na atanması o zamana kadar benzeri görülmeyen yankıları da oldu.

Fidan’ın MİT’in başına getirilmesi İsrail’i rahatsız etmişti. Dönemin İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ın, “Türkiye dost bir ülke ve stratejik bir müttefik. Fakat son haftalarda İran destekçisi bir adam Türkiye MOSSAD’ının başına atandı. Onların elinde önemli miktarda sırrımız var. Son iki aydaki izlenimimiz, bu sırları İran’a açabilecekleri yönünde. Bu da çok rahatsız edici” dedi. İsrail’in Haaretz gazetesi de aynı günlerde, İsrail’in gizli istihbarat örgütü MOSSAD’ın, Fidan’ın MİT Müsteşarı olarak atanmasından kaygı duyduğunu yazdı.

İmralı’da Öcalan’la görüşmeler

Hakan Fidan ismini Türkiye gündeminin ilk sıralarına çıkartan gelişme ise PKK’nın yöneticileriyle 2009 yılında Norveç’in başkenti Oslo’da yapılan müzakerelerin ses kaydının 2011 yılı Eylül ayında internete sızmasıyla oldu.

Dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’le beraber katıldığı görüşmelerde Fidan, PKK’nın önde gelen isimlerinden Sabri Ok, Mustafa Karasu ve diğer isimlere kendisini, “Sayın Başbakanımızın özel temsilcisiyim, Sayın Başbakanımız bu konuda beni görevlendirdi” sözleriyle tanıtıyordu.

O günlerde bu kasetin DTP’nin Diyarbakır’da bürosunda yapılan bir aramada ortaya çıktığına dâir haberler yayıldı. Ancak 15 Temmuz darbesinden sonra ifade veren tutuklu isimlerden eski HSYK 1. Dairesi Başkanı İbrahim Okur, o günlerde MİT Müsteşarı Fidan’la yaptığı bir görüşmeyi anlatırken, “Fidan bana, bu ses kaydının yabancı bir istihbarat örgütü tarafından yurtdışında Gülen örgütü mensuplarına verilmiş olduğunu söyledi” dedi.

Bu doğruysa, bu kaset hem çözüm sürecini baltalamaya hem de Fidan’ı yıpratmaya dönük olarak servis edilmişti. Gülen örgütünün Hakan Fidan’ı hedef alan bilinen ilk hamlesi buydu.

7 Şubat Krizi: Fidan ifadeye çağırılıyor

7 Şubat 2012 tarihi, Hakan Fidan etrafında gelişen olaylar arasında sivil bürokrasideki çekişmeleri açığa çıkaran en bariz olaydı. Emre Taner, Afet Güneş ve iki MİT mensubuyla birlikte Fidan’ın da KCK’ya dönük soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrılması Türkiye’yi derinden sarstı.

Gülen örgütü, devleti ele geçirme yolundaki en cür’etkâr hamlelerinden birini yapıyor. Milli istihbaratın başındaki isim, Gülen örgütüne mensun savcılar tarafından ifadeye çağrılıyordu.

Bu tablo hükümetin çok sert tepkisiyle karşılaştı.

Bu girişim sonrası Fidan ve diğer dört ismi ifadeye çağıran savcı Sadrettin Sarıkaya’ya dosyadan el çektirildi. Ardından da MİT mensuplarıyla bazı kamu görevlileri hakkında ceza soruşturması açılmasına, Başbakanlık’tan izin alınması şartı getiren 6278 sayılı “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilâtı Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dâir Kanun” çıkarıldı. O dönem Başbakanlık koltuğunda oturan Tayyip Erdoğan Fidan’a sahip çıktı, onun için, “Benim sır küpüm. Türkiye Cumhuriyeti devletinin sır küpü. Türkiye’nin geleceğinin sır küpü” ifadelerini kullandı.

İstifa ve bir aylık ayrılık

Hakan Fidan, Erdoğan’ın 10 Ağustos 2014’te cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından MİT Müsteşarlığı’nı sürdürdü. 2015 genel seçimi sürecinde ise AK Parti’den milletvekili adayı olmak için görevinden istifa etti. Fidan, istifa dilekçesini 7 Şubat’ta verdi ve 10 Şubat’tan geçerli olmak üzere MİT Müsteşarlığı’ndan ayrıldı. 20 Şubat’ta ise AK Parti’ye adaylık başvurusu yaptı.

Ancak Fidan’ın MİT Müsteşarlığı’ndan ayrılmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan karşı çıktı. Erdoğan, Fidan’ın adaylığını açıklamasının ertesi günü Güney Amerika ziyareti öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ben adaylığına olumlu bakmıyorum. Bunu çok açık, net söyleyeyim. Bunu Sayın Başbakan’a da söyledim. Adaylığını kabul etmek Başbakan’ın kendi takdiridir, benim ona karışmam mümkün değildir” dedi.

“Müsaade edilmiyorsa kalmalıydı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hakan Fidan’ın adaylığına karşı olduğunu 4 Mart’ta bir kez daha dile getirdi. Suudi Arabistan dönüşü uçakta bir gazetecinin, “Hakan Fidan meselesinde kırgın olduğunuzu söylemiştiniz. Hâlâ aynı hissiyatta mısınız?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Biz devlet yönetiyoruz. O konuya ilişkin kanaatimi daha önce de söyledim. Kanaatlerimizi ifade etmiş olmamıza rağmen istifa edip, adaylık söz konusu olmuş ise elbette bir kırgınlık söz konusudur. MİT sıradan bir kurum değildir. Devletin en önemli kurumudur. Devletin Milli İstihbarat Teşkilâtı zayıfsa, o devletin ayakta kalması mümkün değildir. Şimdi biz onu böyle bir göreve getirdik. Getiren de benim. Madem öyle, ayrılırken de, eğer müsaade edilmiyorsa orada kalması ve ayrılmaması gerekirdi. Dolayısıyla tabii ki kırgınım.”

Adaylığını geri çekti

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan’ı ziyaret ettiği günlerde Hakan Fidan da umredeydi. İddiaya göre Erdoğan’la Fidan, Suudi Arabistan’da bir araya geldi.

Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’nu Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda topladığı 9 Mart’ta ise Hakan Fidan yazılı bir açıklamayla milletvekili adaylığını geri çektiğini duyurdu:

“Gördüğüm lüzûm üzerine bugün itibariyle 25’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimi aday adaylığı başvurumu geri çekmiş bulunuyorum. Ülkeme ve milletime hizmet yolunda, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tevdi edilen her vazifeyi hakkıyla yerine getirmenin gayreti içinde olacağım. Bu vesileyle, destek ve itimatlarından dolayı, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Başbakanımıza ve aziz milletimize şükranlarımı arz eder, saygılar sunarım.”

Hakan Fidan adaylıktan çekilmesinin hemen ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yeniden MİT Müsteşarı olarak atandı. Fidan, 10 Mart 2015’te ikinci kez MİT Müsteşarlığı görevine başladı.

MİT darbe istihbaratını alamıyor

Hakan Fidan’ın müsteşarlık döneminde vukû bulan en önemli gelişme şüphesiz Gülen örgütünün 15 Temmuz darbe girişimiydi.

Milli İstihbarat Teşkilâtı darbe istihbaratını önceden alamamıştı. Bu bilginin MİT ve Emniyet istihbaratı tarafından önceden alınamamış olmasının Türkiye’ye maliyeti ağır oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada darbe bilgisini o gece “eniştesinden” aldığını söylemesi, hem MİT hem de Hakan Fidan açısından sıkıntı verici bir durumdu.

Müsteşar Fidan’ın saat 19:00 civarı Marmaris’te bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradığı, ancak koruma müdürünün “Sayın Cumhurbaşkanı dinleniyor” cevabı verdiği belirtiliyor. Müsteşar’ın Cumhurbaşkanı’na ulaşamayınca Başbakan Binali Yıldırım’ı neden aramadığı ise en azından kamuoyu tarafından hâlâ bilinmiyor. Başbakan Yıldırım bir televizyon programında, “MİT Müsteşarı’na sordum ama tatmin edici bir cevap alamadım” dedi.

MİT darbe istihbaratını önceden alamamıştı ama yine darbe girişiminin akâmete uğramasını sağlayan gelişmeler MİT Karargâhı’nda başladı. O gün saat 15:00 civarında MİT merkezine gelen bir binbaşı darbeyi ihbar etti.

Hakan Fidan, bu ihbarın ciddi olduğunun anlaşılması üzerine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’la önce yardımcısı üzerinden sonra doğrudan temas etti. Devletin darbe girişiminden haberi olduğunu bu temaslar üzerinden fark eden darbeci generaller, gece 03:00 olarak planladıkları darbenin saatini erkene (saat 21:00’e) çekmek zorunda kaldı. Bu durum da halkın sokaklara dökülüp canı pahasına darbeyi püskürtmesini sağladı.

MİT Bylock’u çözüyor

Milli İstihbarat Teşkilâtı darbe öncesinde 2016 başından itibaren Gülen örgütü mensuplarının Bylock isimli bir haberleşme sistemi üzerinden birbirleriyle temas kurduklarını fark etmişti. Uzun süren çalışmalardan sonra bu sistemin şifrelerini de çözmeyi başarmıştı. Darbe sonrasında hem darbecilerin hem de bu örgütün devlete sızmış elemanlarının tespitinde savcıların elindeki en önemli delil Bylock sistemi oldu. 2017 Şubat ayı itibariyle MİT bu gizli haberleşme sistemi üzerinden birbirleriyle haberleşen 215 bin örgüt üyesinden 184 binini deşifre etmiş durumdaydı.

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar