Kartal’da okulun cumaya gönderdiği 14 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu öldü

Kartal’da 14 yaşındaki İ.K okulun izniyle cuma namazına gitti ve otomobil çarpması sonucu hayatını kaybetti. Veli-Der Başkanı Bahadır, ‘Bu zihniyet çocuklarımıza nasıl sahip çıkacak’ dedi

Birgün’den Can Uğur’un haberine göre, İstanbul Kartal’da, cuma namazına gitmek için okuldan izin alarak ayrılan 14 yaşındaki 9. sınıf öğrencisi, bir otomobilin kendisine çarpması sonucunda yaşamını yitirdi. Öğrencinin okulunda, 2 yıldır cuma namazlarına izin verildiği ve hatta öğle tatillerinin cuma namazına göre ayarlandığı iddia edilirken, bu duruma itiraz eden öğretmenlere de soruşturma açıldığı kaydedildi.

Yaşanan bu olay, okulların güvenlik sorununu bir kez daha gündeme getirdi. Her okulda mescit bulunmasına rağmen öğrencilerin herhangi bir güvenlik önlemi alınmaksızın okul saatlerinde dışarıya bırakılması güvenlik zafiyetinin boyutunu gözler önüne serdi. Öğrencilerin güvenlikleri, okulların açıldığı günlerde okul servislerinin denetlenmemesi ve bir okul bahçesinde kayıtlar sırasında servisçilerin çatışması ile kamuoyunun gündemine yerleşmişti. Yine geçen günlerde 17 yaşındaki lise öğrencisi Helin Palandöken’in Pendik’te okuldan çıktığı sırada katledilmesiyle bu yakıcı sorun kendini gösterdi. Cuma günü yaşanan olayın ardından Öğrenci Veli Derneği Genel Başkanı İlknur Kaya Bahadır ile okulların güvenliği meselesini ve öğrencilerin hayatının kimlere emanet edildiğini konuştuk.

Güvenlik en büyük sorun

Kurulduğu günden bu yana çağdaş ve laik bir eğitim için her alanda mücadele yürüten Veli-Der’in Başkanı Bahadır, okulların güvenliğinin alınmasında ciddi sorunlar olduğuna işaret etti. Bahadır’a cuma namazı nedeniyle 14 yaşında bir öğrencinin herhangi bir güvenlik önlemi olmaksızın okuldan çıkmasının ne anlama geldiğini sorduğumuzda ise şunları söyledi:

“Bir kere şunu söyleyelim. Artık her okulda mescitler var. Laboratuvarların kapatılması pahasına yapıldı bu mescitler. Yani çocukların dışarıya çıkıp ayrı bir yerde namaz kılmalarına gerek kalmıyor. Ancak bunu söyleyen ya da bu tehlikeye işaret eden oldu mu, idare vb. baskılarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Yani ‘inanç özgürlüğünü engelleyen kişi’ konumuna düşüyorsunuz. Resmi olarak da bu konuda yaptırımlar oluyor bizzat idare tarafından. Şimdi bu öğrencimizin yaşamını yitirmesinde de benzer bir tablo var. Bir okulda o okuldaki öğrencilerin güvenliği tamamen o okul idaresine aittir. 14 yaşında bir çocuğun bu şekilde okuldan çıkmasına izin veremezsiniz. Bunun kabul edilir bir yanı yok. Sadece öğretmenleri eşliğinde o da velilerin yazılı izniyle olur ama zaten böyle bir süreç ortada yok. Tamamen sorumsuzca yapılan işler var.”

İlknur Kaya Bahadır şöyle devam etti: “Zaten bu tarz Cuma namazı vb. etkinliklerde öğretmenlerin ya da okul görevlisinin öğrencilerle birlikte olması gerekiyor. Ancak denetimsizlik ve siyasi iktidarın bu yöndeki baskıları nedeniyle bu gidiş-gelişlerde herhangi bir pedagojik formasyon aranmıyor. Çocukların ne yapacağını bilen onları tanıyan isimler bu işleri organize etmiyor”