Altınok Öz: Bir ayı aşkın süredir burada müfettişler var

Kartal belediye başkanı Altınok Öz, her ay düzenlenen Kartal muhtarlar toplantısının Ocak ayı birleşiminde yaptığı konuşmada, “Demokrasi adına sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz” dedi.

Ataşehir belediye başkanı Battal İlgezdi’nin görevinden uzaklaştırılmasının ardından CHP İstanbul il başkanı Cemal Canpolat’ın “Kartal’da 23 müfettiş inceleme yapıyor” demesinin ardından gündeme gelen müfettişler konusu hakkında konuşan Öz, “Bir ayı aşkın süredir burada müfettişler var. Bizler, müfettişlerin burada olmasından dolayı hiçbir şekilde rahatsız değiliz. Teftiş her zaman kurumları biraz daha ileriye taşıyan bir şeydir. Hemen hemen bütün dosyalarımız incelendi.” dedi.

Altınok Öz konuşmasını şöyle sürdürdü:

2014’te aday belirleme gününde bana ‘Aday olamadın’ dediklerinde Twitter’dan bir mesaj atmıştım. ‘5 yıl partime ve ilkelerine ters düşmeden ve rahmetli babamın kemiklerini sızlatmadan görev yaptım. Kartal, hakkınızı helal edin’ demiştim. O doğrultuda yürüyoruz. Bu dönem de hem Başkan yardımcılarım hem de müdürlerimle belli bir uyum içerisinde çalışıyoruz. Güzel işler yapıyoruz. Bundan son derece mutluyum.

Demokrasi adına sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz

Son dönemde belediye başkanları ile ilgili bazı gelişmeler oluyor. Demokrasinin en temel noktasını muhtarlıklarda görüyoruz. Eğer siz halka yakın değilseniz halk sizi seçmez. Nitekim aramızda bu değişimi sağlayan muhtar arkadaşlarımız da var. Bu diyaloğu sağlayamamış olanlar gitti, yerine yenileri geldi. Aynı şey belediye başkanları için de geçerli. Eğer yanlışlar varsa tabi ki ortaya çıkarılmalı. Ama hem görevden almalar, hem de görevden almaya zorlamalar, demokratik teamüllere uymayan şeylerdir. Demokrasi adına sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz.

Bulunduğumuz coğrafyanın büyük bir önemi var. Anadolu Dünyanın merkezi. Hep de öyle olmuş. Dünyada medeniyet kurmuş bütün devletler hep Anadolu’dan çıkmış. Ayağınızı hangi tarafa basarsanız o taraf ağırlık kazanıyor. Batıya doğru basarsanız, batı ağırlık kazanıyor. Şimdi Türkiye’nin gündeminde olan İran, Rusya ve Uzak Doğu ülkelerini hesaba katarsanız, Dünyanın ağırlığı orada. Dolayısıyla gerek Avrupa’nın, Amerika’nın, gerek daha doğudaki ve kuzeydeki ülkelerin istihbarat örgütleri bu ülkede cirit atıyorlar. Yıllarca iyi insan dediğimiz, iyi olarak gördüğümüz insanlar geldi, Amerika geldi, süt tozu dağıttı. Ben o zaman Çorum’da görev yapıyordum Bizim memleketimizde inek yokmuş gibi, süt yokmuş gibi. Ama o süt tozu dağıtanların hepsi uluslararası ajanlardı. Bu coğrafyanın etnik kimliğinin adım adım haritasını çizdiler. ‘Nerde ne söylersek bu halk galeyana gelir?’ diye araştırdılar. Sağ sol çatışmaları yaşandı. Bu sağ sol çatışmalarında, aynı silahla yani Bulgaristan’dan gelen Kayserili bir tüccarın pazarladığı bir silahla sabah solcular, öğleden sonra sağcılar öldürüldü. Yani o silahı birileri verdi ve insanları birbirine kırdırdılar. 12 Eylül’ü yarattılar. 12 Eylül de Fetö’yü yarattı. Geldiğiniz coğrafyaya bakın. 12 Eylül’den sonra Fethullahçı yurtların; din adı altında, ılımlı İslam adı altında nasıl yaygınlaştığını hatırlarsınız. Amaç neydi? Ilımlı İslam ile Arap baharı gibi bu ülkede de bir şeyler yapabilmekti.

15 Temmuz’u ben daha önce gördüm, Deniz Baykal’a anlattım

İşte 15 Temmuz’da gördük. 15 Temmuz’a gelene kadar bunu daha önce görenler var mıydı? Tabi ki vardı. Bunların başında da ben varım. 19 Mayıs 2003’te Deniz Baykal’a bu konuları anlattım. Bugüne geliş yolunda neler olabileceğini anlattım. Aday olduğumda 17 Şubat 2009’da Pembe Köşk Düğün Salonu’nda örgütle ilk buluştuğumda şunu söyledim. ‘Amerika’daki ağlayan sümüklü adam, -Türkiye’ye dönmemek için bir nedenim yok. Ama şartlar olgunlaşmadı- diyor. O adam Humeyni gibi gelmek istiyor. Hem Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak, hem de Amerika’nın mandası haline getirmek istiyor bu ülkeyi’ dedim. Biz bunları söyledik. Dini duygularla bunlara sıcak bakıldı ama biz önce kendimizi iyi bilmeliyiz. Türk Milleti hiçbir zaman uzun boylu, 50 yıllık plan yapmamıştır. Onlar geliştirdi. Demek ki bu stratejiyi geliştiren Amerika idi. Biz bunları yaşayarak öğrendik. İnşallah genç arkadaşlarımız bunları yaşamadan yollarına devam ederler.

33 yıl hekimlik yaptım. Sadece bu iktidar için söylemiyorum, her 10 yılda bir sağlık sistemiyle oynandı. Ve 33 yılda 3 kere sistem değişti. Mesleğe ilk başladığımda 222 sayılı Sosyalizasyon Kanunu vardı. Hiç mecburi hizmetim olmadı ama Bingöl’de görev yaptım. Yaptığım her ay için 1 puan aldım. 3 yıl Bingöl’de Sağlık Müdürlüğü ve Verem Savaş Dispanseri Başhekimliği yaparak üç yıl geçirdim. Sonra ihtisas sınavına girdiğimde ben, yeni mezundan çok daha avantajlıydım. Çünkü 36 puanım birikmişti. Bu sistemde doğuya, hekim olmayan yere çok sağlıklı bir akış vardı. O dönemde köydeki hemşire ve kaymakam da yüksek maaş alıyor diye o sistemi de bozdular.