Mobbing Kesinlikle Gözardı Edilmemeli!

Günümüz iş problemlerini sıraladığımızda önemli bir sorun olan mobbingin (zorbalık) sıradanlaştığını ve bir çok kişinin bu durumdan müzdarip olduğunu görmekteyiz. Bu yüzden mobbinge dikkat çekmek istedim. Mobbing, latince kökenli sözcük; zorbalık ve ya bezdiri, bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal üstünlük ile psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir. Psikolojik yıldırma da diyebileceğimiz koşullu dayatmalar oldukça yıpratıcıdır. Çalışanlarca birbirlerine huzursuzluk ve rahatsız edici muameleri iş ortamlarında isteyerek bilerek psikolojik terör olarak tanımlanması mobbingin baskısını üzerinde hissettirilmesi genellikle yetersiz, statükocu ve yerini kaybedebileceği endişesini taşıyan amirler tarafından daha alt düzeydeki çalışanlara karşı uygulanmaktadır ve küçük düşürme gibi rahatsızlık verici davranışlar “psikolojik yıldırma” tanımı içerisine giriyor. Mobbing şiddettir. Uygulayanlar, muameleye maruz kalanlar ve görüp görmezden gelenler ile iş ortamında olup bitenlerde mağdurun görüşüne, hissettiklerine önem vermediği görülmektedir. Bu durum hak arayanı, kendini ifade etmek isteyenleri manipule etmektedir. İyi bir yaşam için çalışmamız gerektiği, bunu olanaklarımızı gerçekleştirmek için yapmak zorunda olduğumuz gerçeğiyle mobbing, sistemli şekilde huzurlu çalışmanın engelleyicisi haline gelmektedir. Bu muamelenin dışlayıcı, gözden düşürme, yıldırmaların bir gün başımıza geleceğini hiç düşünmeyiz. Ancak bir anda bunun mağduru olabilir ve hayatımıza kötü etkisiyle baş etme durumunda kalabiliriz. Bu yüzden yaşama ihtimalimiz yüksek bir hal alan önemli sorunlardan biridir mobbing. İş ortamlarında çalışanları nasıl etkilediği, araçsallaştırarak amaçlarına hizmet ettirmenin normalleşmesi, yıldırmanın daha kolay hale gelmesi etik bilgi ile insan değeri üzerine düşünmeyi gerektirmektedir.

Bir davranışın psikolojik yıldırma kapsamında değerlendirilebilmesi için belirli bir kişi tarafından sistematik olarak uygulanması gerekiyor.

Heinz Leymann, “İşyerinde Psikolojik Terör ve Mobbing” başlıklı makalesinde mobbing davranışlarını beş başlık altında topluyor:

1. Kendini göstermeyi ve sağlıklı iletişimi engellemek. Çalışanın yaptığı işin sürekli eleştirilmesi, sık sık sözünün kesilmesi, tavır ve bakışlarla rahatsızlık vermek.
2. Sosyal ilişkilere saldırı. Çalışanı sosyal ortamından tecrit etmek.
3. İtibar ve şöhrete saldırı. Çalışanın imajının zedelenmeye çalışılması, dedikodu üretilmesi.
4. Yaşam standartlarına ve mesleki konuma saldırı. Çalışana yetenek ve birikimleriyle orantısız işler verilmesi, sürekli iş değişiklikleri yapılması.
5. Sağlığa yönelik saldırı. Çalışanın fiziksel olarak kaldıramayacağı ağırlıkta ve yoğunlukta işler verilmesi.
Davenport, bu tür tacizde bulunan kişilerin genellikle antipatik, narsist, tehdit altında hissettiğinde benmerkezci, önyargılı ve duygusal ve kendi normlarını örgüt politikası olarak dayatmaya çalışan kişiler olduğunu belirtiyor.

İngilizcedeki “bullying” kavramının dilimizdeki karşılığı olan “sindirme ve zorbalık” ise psikolojik tacizin daha ileri boyuttaki biçimi. Bir davranışın “sindirme ve zorbalık” kapsamında sayılması için fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakma, gözdağı verme ve tahrik etme gibi uygulamaların gerçekleşmesi gerekiyor.

İşyerinde maruz kalınan bu tip davranışlar çeşitli psikolojik ve fiziksel sorunlara yol açıyor. “www.mobbingturkiye.net” sitesinde verilen bilgilere göre; İsveç’te yapılan bir araştırma intiharların %10-20’sinin işyerinde psikolojik şiddete maruz kalan bireyler tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor. Ayrıca psikolojik yıldırma ve zorbalık işyerindeki stresin en önemli nedenlerinden biri. Bu tür davranışlara maruz kalanlarda stres, uykusuzluk, bitkinlik, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve buna bağlı olarak soğuk algınlığı, nezle gibi hastalıklara sık yakalanma, iştah kaybı, yataktan yorgun olarak kalkma gibi semptomlar görülüyor. Ayrıca, düşük konsantrasyon, hafızanın etkinliğinin azalması, korku, güvensizlik hissi, umutsuzluk, uyum bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklara da sık rastlanıyor.

Tüm bunlar, insan kişiliğine de yansıyarak özgüvenin sarsılması, zayıf benlik algısı, kişinin kendini değersiz hissetmesi gibi sonuçlara yol açıyor. Zorbalığa maruz kalan kişi, yaşadığı travma sonucunda kendine yapılan davranışla mücadele edemez duruma geliyor.

AB’ye bağlı Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarını İyileştirme Kurumu tarafından, 30 bin işçi arasında, Türkiye dahil 31 Avrupa ülkesinde yapılan, “4. Avrupa Çalışma Koşulları Anketi”nin sonuçlarına göre; işçilerin %51’i işyerinde çalışma arkadaşlarından şiddet görüyor. Şiddetle ya da şiddet tehdidiyle karşılaşma oranı Hollanda’da %10, Fransa ve İngiltere’de %9, İrlanda’da %8, Türkiye’de ise %4,7. Kadınların bu tür eylemlerle karşılaşma oranı erkeklere göre 3 kat daha fazla.

Bugün Mobbingin, kurumsal iş ortamlarında daha çok yaşandığı bilinmesine rağmen çözüm odaklı her hangi bir ilerleme kat edilmemiş, psikolojik baskılar devam etmektedir. Bunun nedeni taraflı bakış açısının hakim olmasıdır. Bunun için yeterli farkındalık oluşturulmadığından geçiştirilmeye dayalı bir sistem sürdürülmektedir. Toplumsal bilinçlenme ve eğitim ihtiyacıyla birlikte bu sebepten dolayı yıpranan kendini ispat etmek, itibarını korumak zorunda bırakılmaktadır. Psikolojik olarak sorunun üstesinden gelebilmek için ihtiyaç duyulan yönetici desteği oldukça önemliyken bazen bu direk yönetici ve karar vericinin taraflı olmasından kaynaklanmaktadır. Yaşanan durum önemsenmemekte, geçiştirilmektedir. Tamamen profesyonel iş olarak görülmektedir. Çok ciddi problemlerdir, liyakatın olmadığını göstermektedir. Bunu bir kurumun daha iyi işlemesi için yaptığına inananın, değerlendirmesi hak ihlallerine neden olabilmektedir. Ne hissettirdiği önemlidir. Bu travmanın yaşanmaması için önlemler almakla, daha çok kişinin sesi olabilmekte sorumlu olduğumuzu bilerek, bilinçlenmemiz gerekmektedir. Bu şiddete sessiz kalmayalım. Nasıl işlendiğini biraz araştıran bunun ne kadar yaygın olduğunu fark eder. Mağdurların sorunla baş etmesi güç bir durum, ayırımcılığa maruz kalma durumu, dışlanma, sağlık sorunları gibi problemlere sebep olduğu gibi bu süreçte yalnızlaşmasına da neden olmaktadır. En önemlisi verim alma gücünü etkilemektedir. Buna sebebiyet veren kişiler durumlarını, yetkilerini, konumlarını kişisel doygunluğunu haz ve çıkar üzerine keyfilikle kötüye kullandıkları görülmektedir. Yapıp ettiklerini vicdanını rahatlatacak gerekçelere sığdırarak hafifletilmesi bu şiddeti meşru kılmamalıdır. İnsan değerini ve değerlerini korumak ve geliştirmek yerine kuralları korumak pek bir şey ifade etmemektedir. En kötüsü mobbing yaşanan ortamda sorumlu kişilerin yanı sıra yüz yüze bakanların kendi çıkarını, konumunu korumak için susmaları, sorunları görmezden gelmeleridir. Bir gün benzer talihsizliği kendileri de yaşayabileceğini düşünmeyerek umursamaz halde hareket etmektedir. Bu kötü koşulların yaşanmaması için günün anlam ve önemine zorbaların zorbalıklarını yücelten, yaşatılanlara göz yuman, umursamayan, mağdurun yanında olması gerekirken güçlüden yana olanların, değer biçenlerin kirlenen ruhlarının aydınlanmasını, adil ve sağduyulu insanların da çoğalmasını diliyorum.

Kartal24 / Şebnem Şimşek