İmamoğlu: Bu millet, yat, villa, saray istemiyor; iş, aş, eğitim istiyor
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Kim ne derse desin, yapacağız” dediği Kanal İstanbul’a yönelik itirazlar devam ediyor. Binlerce İstanbullu günlerdir yağmur ve dondurucu soğuğa aldırış etmeden kuyruğa girerek Kanal İstanbul’a itiraz dilekçelerini İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne teslim ediyor. Kanal İstanbul’a itiraz dilekçesini sunmak için ilgili müdürlüğe giden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ne gördünüz Kanal İstanbul ile ilgili? 70-80 katlı binaların olduğu çizgi film var. Bir de yatlar, villalar, hatta saraylar var. Bu millet, kat, yat, saray istemiyor. 80 katlı bina hiç istemiyor. Bu millet ne istiyor buluyor musunuz? İş, aş, ekmek, eğitim. Bakın milletin çocukları okullarında okuyamıyor diye zoraki satışlar yapılıyor. Özel okullar kapatılıyor. Bütün bu sorunlar varken, bakın yurt dışı ile ilişkilerimizdeki sorunlarımız, bütün bu sorunlar varken, bu şehri ve bu ülkeyi Kanal İstanbul ile meşgul etmek devlet adamlığına sığmıyor. Biz bu bilgileri vermeye devam edeceğiz” dedi. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan satır başları şöyle:
– Bakın dünyada böyle 50 tane kanal var deniliyor. 100 tane de olabilir, 200 tane de olabilir ama İstanbul bir tane. İki kıtayı birleştiren coğrafya, bir tane. Yani dünyanın gözbebeği, en nadide noktasında yaşıyoruz.
– Bir şey mi üretmiş olacaksınız? Tümüyle şaşkınlık verici. Suya etkisi, doğaya etkisi, yaşama etkisi, 500 bin kişilik akıllı şehir… ‘Hadi oradan’ derler ya. 1 milyon 200 bin nüfus sizin raporlarınızda yazıyor. Bana göre daha fazla. Çevre planı askıya çıktı; alın, bakın. 4-5 tane Esenyurt ilçesi göreceksiniz. Kimi kandırıyorsunuz?
– Havaalanında, ‘Airport City’ diye tanıtımlar yapılıyor. Havaalanının kalan kısmında da bir milyonluk şehir mi düşünüyorsunuz? Ya da daha önce Anadolu yakasında ve Avrupa yakasında, kuzeyde iki şehir diye açıklamanız var. Ya ne yapıyorsunuz? İstanbul’da şu anda 1 milyon boş adres konut var. Boş, içi dolu olmayan konut var. Zaten konut stoku dolu. Zaten bu şehir betona boğulmuş durumda.
– Gelsinler, anlatsınlar. Kanalı konuşuyoruz ama bir başka arkadaşımız, ‘Bazı projeler eror (hata) verebilir’ diyor. ‘2050 yılına kadar su sorunu yok’ dediğiniz bir kentin barajı, yaklaşık altı yıldır bitirilemiyor. Bir baraj, bir baraj. Yani Melen’deki bir baraj bitirilemiyor. 600-700 milyonluk ödenek önce çıkarılamadı, şimdi inşallah çıkarılacak. Bizim uyarılarımızdan sonra. Niye? 2020’nin bütçe darlığından dolayı. Şimdi inşallah öncelik verilip çıkarılacak.
– Bu şehrin ekstra binalara, ekstra nüfusa ihtiyacı yok. Bu şehrin, korunmaya ve insani gelişime ihtiyacı var. Bu ülkedeki gençler, liseli gençler, niye ülke dışına gidiyor? Bunu araştırmamız lazım. Onlara kaliteli bir ekosistem oluşturmamız lazım. Yeni teknolojileri geliştirerek, üreten, yeni katma değerlerle bu şehre katkı sunan nesilleri, bu şehirde var etmemiz lazım. Korumamız lazım. Onlara uygun ortamları var etmemiz lazım.
– Bu şehrin derdi, kanal falan değil. Birçok şey anlatabilirim. E-5’i nasıl geçeceksiniz? Daha ortada proje yok, Küçükçekmece Gölü’nü nasıl aşacaksınız? Su ile ilgili üç bilim insanının raporunu okuyorum, 2-3 gecedir uykularım kaçıyor. Bir bilim insanının tarifi aynen şu: ‘Tümüyle siz yeraltı kaynaklarını kurutuyorsunuz. Istrancalar’dan gelen suyun İstanbul’a yeraltı akışını yok ediyorsunuz. Bu yaratmak istediğiniz ada, yarınlarda yerleşime uygun olmayan, kurak bir alana dönüşme riskine sahip.’ Ya bunları ben yazmıyorum ki; bilim insanları söylüyor. Bugün değil, 3-4 sene, 6 sene önce yazılmış.
– Öyle, ‘Ben bilirim, ben yaparım, isteseniz de istemeseniz de’ cümlelerinin hiçbiri geçmiyor. Bu millet hukuksal mücadelesini verecek. Her ilçenin Bağcıların, Gaziosmanpaşa’nın, Ümraniye’nin, Sultanbeyli’nin, Küçükçekmece’nin Arnavutköy’ün köylerinin, varoşlarının, nerede yaşıyor olursa olsun herkesin ekmeğinin, havasının, suyunun, maneviyatının, mezarlarının, geçmişinin, bütün her şeyinin haklarını savunuyoruz. Onun için buradayız.
– Ne gördünüz Kanal İstanbul ile ilgili? Ne var aklınızda? 70-80 katlı binaların olduğu çizgi film var. Başka bir şey yok. Bir de yatlar, villalar, hatta saraylar var. Bu millet, kat, yat, saray istemiyor. 80 katlı bina hiç istemiyor. Bu millet ne istiyor buluyor musunuz? İş, aş, ekmek, eğitim. Bakın milletin çocukları okullarında okuyamıyor diye zoraki satışlar yapılıyor. Özel okullar kapatılıyor. Bütün bu sorunlar varken, bakın yurtdışı ile ilişkilerimizdeki sorunlarımız, bütün bu sorunlar varken, bu şehri ve bu ülkeyi Kanal İstanbul ile meşgul etmek devlet adamlığına sığmıyor.