TEMA Vakfı, Kaz Dağları için korkutan tabloyu açıkladı!

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) tarafından “Kaz Dağları Yöresi’nde Madencilik Raporu” adlı raporda Kaz Dağları için korkunç tablo ortaya kondu. TEMA, Biga Yarımadası ve Ege’nin kuzeyinde yer alan 1 milyon 697 bin hektarlık alanın yüzde 79’unun madencilik ruhsatlı olduğunu açıkladı.

Raporun açıklamasında, “Zengin canlı tür çeşitliliği, ormanları, kadim kültürü ve tarımsal ekonomisi ile Türkiye’nin ve Dünya’nın önemli doğa ve kültür alanlarından biri olan “Kaz Dağları Yöresi” bugün madencilik faaliyetleri nedeniyle bir varoluş mücadelesi vermektedir. Maden Kanunu’nda bugüne kadar yapılan değişiklikler tüm koruma statülerini hiçe sayarak doğa alanlarını, tarım alanlarını, meraları ve kültür miraslarımızı madencilik faaliyetine açmıştır.” denildi.

Yüzde 79’una maden arama ruhsatı vermişler

TEMA, Biga Yarımadası ve Ege’nin kuzeyinde yer alan 1 milyon 697 bin hektarlık alanın yüzde 79’unun madencilik ruhsatlı olduğunu açıkladı. Vakfa göre belirtilen alanda ormanların, SİT alanlarının ve Milli Parklar’ın çok büyük bir bölümü madencilik faaliyetleri için ruhsatlandırılmış durumda.

Raporda, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) göre dağlarda 1 milyon 294 bin 335 hektarlık toplam ruhsat alanı olduğu belirtildi. Alan ihale, arama ve işletme safhalarındaki bin 634 ruhsata bölünmüş durumda. TEMA’nın MAPEG’den elde ettiği verilere göre IV. Grup ruhsatların (altından uranyuma, kömürden nitrata birçok maden türünü kapsayan ruhsatlar) alansal dağılımına göre çalışma alanının yüzde 79’u aktif ve ihale türünde ruhsatlandırıldı.

Raporda, “Çalışma boyunca Biga Yarımadası ve Kuzey Ege’yi kaplayan 1.697.062 hektar alan Kaz Dağları Yöresi olarak tanımlanmıştır. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden (MAPEG) elde edilen verilere göre bu alanın 1.294.335 hektarı (%76’sı) ruhsatlandırılmıştır. Yöre, ihale, arama ve işletme safhalarında 1.634 ruhsata bölünmüştür. Bu yoğunlukta bir madencilik faaliyetinin yörenin tüm ekolojik, kültürel ve ekonomik yapısını büyük ölçüde tahrip edeceği açıktır.” ifadeleri kullanıldı.