Gökhan Yüksel: Yerel yönetimlerde gençlerin sayısı artmalı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kartal Belediye Başkan Aday Adayı Gökhan Yüksel, Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) tarafından bu yıl 9.su düzenlenen “Yerel Yönetimler Akademisi”ne katıldı. “Yerel yönetimlerde genç olmak” başlıklı oturumda konuşan Yüksel, Kartal Belediyesi’ndeki tecrübelerini ve ekonomiyle ilgili görüşlerini üniversite öğrencileriyle paylaştı.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği Cumhuriyet Halk Partisi Kartal Belediye Başkan Aday Adayı Gökhan Yüksel, öğrencilerden gelen soruları yanıtladı. “Bugün sizlere, yerel yönetimlerde genç olmanın ne demek olduğunu anlatmaya geldim.” diyerek söze başlayan Yüksel, yerel yönetimlerde gençlerin sayısının artması gerektiğini belirtti ve gençlere belediyelerin meclis üyeliğine aday olarak ilk adımı atabileceklerini tavsiye etti. “Çok ciddi bir iletişim ağı ve tam donanımlı çağrı merkezi ile vatandaşla olan ilişkiniz daha üst noktalara getirebiliriz. Yerel Belediyecilikte dijitale geçiş, gençleri yakalamanın önemli bir adımıdır.” diyen Yüksel, “Teknolojinin en üst seviyeye geldiği çağdayız, bu nedenle siyasette ve yerel yönetimlerde genç bakışlara ihtiyaç var” dedi.

YEREL YÖNETİMLERDE GENÇLERİN SAYISI ARTMALI

Yerel yönetimlerde genç olmak kolay değil, ağzınızla kuş da tutsanız, bütün işleri de yapsanız ‘Hala çok genç bu arkadaş’ algısını yıkamıyorsunuz. Siyasette ve yerel yönetimlerde genç gözlere, genç bakışlara ihtiyaç var. Teknolojinin en üst seviyeye geldiği çağdayız. Artık dijital belediyecilik çağındayız. ‘Şurada bir sorun gördüm, bir dilekçe vereyim. Oradan bana 3 veya 5 gün sonra dönsünler’ çağı kapanmıştır. Yaklaşık 2 yıl sürdürdüğüm Kartal Belediye Başkan Yardımcılığı sürecinde bununla alakalı çok güzel bir uygulama geliştirdik. Bir WhatsApp mesaj hattı ile bir yerde sorun gördüğünüzde, o sorunun fotoğrafını çekip belediye hattına gönderdiğinizde, o sorunun çözümüne daha hızlı ulaşabiliyordunuz. Dijital belediyeciliği ilerletmenin büyük bir adımıdır. Bunun dışında, mail yoluyla veya internet ortamında sorunlarınızı ulaştırabiliyorsunuz. Fakat bunları dahada yukarıya çıkarmak gerekiyor. Çok ciddi bir iletişim ağı ve tam donanımlı çağrı merkezi ile vatandaşla olan ilişkiniz daha üst noktalara gelir. Sosyal medya, Facebook, Twitter, Instagram, WhatsApp ve Mail gibi iletişim ağlarını daha etkin kullanarak iletişime katkı sunmamız gerekir. Bunları arttırmazsak eski tip belediyecilik anlayışı devam etmiş olur. Bu yüzden yerel yönetimlerde gençlerin sayılarının artması gerekiyor.

“Belediyelerin Meclis Üyeliğine aday olun”

Ülkemizde daha önceki süreçlerde bir Gezi Olayı gördük. O süreçlerde dedim ki bu işler oturarak olmuyor. O zaman işin içine girip değiştirmeye çalışacaksın. Ne yapabiliriz diye araştırırken, siyasetin ilk ayağı Belediye ve Belediye Yönetimi olduğunu gördüm. Bunun ilk adımı Belediye Meclis Üyesi olarak, bir adım atabileceğimizi kararlaştırdık. Eğer bunu düşünen veya hayal eden varsa Belediye Meclis Üyesi adaylığını hedeflebilir. Önümüzde 2019 Yerel Seçim süreci var. Şayet siyasi parti gözetmeksizin söylüyorum, hizmet adına Belediye Meclis Üyesi Adaylığı yapabilirsiniz. Bu bir adımdır ve bu adaylığınız onaylandıktan sonra, şayet bir Belediye Meclis Üyesi olursanız, kentte alınacak kararlarda söz sahibi olursunuz. Bu süreçleri doğru takip ettikten sonra, yönetim kademelerine gelebilirsiniz. Şayet ben ilk önce bir Belediye Meclis Üyesiydim, sonra Encümen, Encümen Başkanlığı ve son 2 yıldır da Belediye Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordum. Yönetim kademesine girdiğinizde kent ile ilgili söz sahibi oluyorsunuz. Bana Park ve Bahçeler Müdürlüğü, Kültür Müdürlüğü, Etüt Proje Müdürlüğü ve Destek Müdürlüğü bağlıydı. Yani Park ve Bahçeler Müdürlüğü size bağlıysa, kentteki yeni parkları siz keşfediyorsunuz. Yeni yeşil alanları siz buluyorsunuz. Yeni yerlerin yeşile açılmasına siz karar veriyorsunuz. Başkan Yardımcılığı dönemimde Kartal’a 30 dönümlük bir park kazandırdık. Bir harabenin adım adım parka dönüşmesini izlemenin keyfi paha biçilemez. Doğduğunuz ve büyüdüğünüz kente hizmet etmenin keyfi inanın çok farklı. Kültür Müdürlüğü yine bana bağlıydı bir harabenin Masal Müzesine dönüşmesinin mutluluğunu yaşadım. Bu müzeyi değerli sanatçımız Sunay Akın’ın büyük katkılarıyla gerçekleştirdik.

LİYAKATİN VARSA ADIM ATMAKTAN KORKMAYACAKSIN

18 yaşında Milletvekili olabiliyorsun. Günümüzde çok genç yaşta bakan olanlar var. Fakat siyasetin içerisinde ne kadar hızla ilerlerseniz ilerleyin, ‘Daha çok genç’ algısını yıkmak biraz zor oluyor. Bunları bizler yıkacağız. Eğer yeterli bilgi ve birikimi, bu alanda yeterli deneyimin ve liyakatin varsa adım atmaktan korkmayacaksın. Bu iş cesaretle başlar. Şayet cesaretin yoksa hiçbir yönetim kademesinde, hiçbir karar mekanizmasında olamazsın. Bu yüzden bende sizlere cesaretli olmanızı öneriyorum. Bu cesareti göstererek Kartal Belediye Başkan Aday Adaylığı iddiamı ortaya koydum. Adaylığım gerçekleşirse Kartal’ı kazanacağımın bilgisini bütün Kartal halkıyla paylaştım. Bunu yaparken en büyük idealim doğduğum, büyüdüğüm, çocukluğumun geçtiği, eğitimimin başladığı ve halen yaşadığım kentime hizmet etmek. Yerel yönetimlerde ki temel amacınız da hizmettir.Gökhan Yüksel


Sorular üzerine Türkiye ekonomisi hakkında değerlendirmeler yapan Cumhuriyet Halk Partisi Kartal Belediye Başkan Aday Adayı Gökhan Yüksel, ekonomik vaziyeti ekonomist bir bakış açısıyla anlattı. Yüksel, tüketime dayalı ekonomi modeli nedeniyle ekonominin bu günlere geldiğini belirtti.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SORUNU EKONOMİDİR

Ülkemizin içinde bulunduğu en büyük sorun aslında ekonomidir. Bunu konuşmadan aslında siyaset yapmanında bir önemi yok. Üzülerek ifade ediyorum ki, biz tüketime dayalı bir ekonomi modeli ile uzun yıllar devam ettik. Ne demek bu? Düşük kur, fazla ithalat. Dolar 1.30 TL seviyelerine inmiş ve biz “Acaba dolat 1 TL olur mu?” diyorduk. O dönemlerde, paramız değerli olduğundan her şeyi yurt dışından almaya başladık. Dolayısıyla içerideki üretim sahalarını kapatmak zorunda kaldık. Tüccar bu ithalatlardan ciddi bir kar elde etti ama binlerce işçinin iş sahasını kapattık. Eğer ekonomiyi okumayı bilseydik, eğer 2007 Mortgage Krizini okumayı bilseydik bugün ekonomimiz bu şekilde olmazdı.

ABD Merkez Bankası (FED) Mortgage Krizinde, “Benim ekonomim iyi gitmiyor. Bu yüzden ben faiz oranlarını 0’a indiriyorum.” dedi. Zenginler paralarını bankaya yatırmaktan vazgeçip, faizi yüksek gelişmekte olan ülkelere götürdüler. Sıcak para girişi dediğimiz şey bu işte. ABD veya farklı ülkelerdeki zenginlerin paralarını, bizim gibi ülkelere getirmesidir. Para ve yatırım bolluğu sayesinde kur 1.30 TL seviyelerinde devam etti. Peki bu ne zamana kadar devam etti? Bakın bunu tespit önemli. 22 Mayıs 2013’de, yani Gezi Olaylarından birkaç gün önce, FED başkanı Bernanke, “Ben artık Mortgage Krizini aşıyorum, 0 faizden çıkmayı düşüne bilirim.” dedi ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde finans piyasaları alt üst oldu. Bu gelişme sıcak parayı tekrar ABD’ye çağrılmasının ilk sinyaliydi. Fakat her nedense dövizdeki dalgalanmanın faturası Gezi Olaylarına kesildi. Dövizdeki dalgalanmanın asıl nedeni FED’in 22 Mayıs kararlarıydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomi dümeninde olanlar, bunu okuyabilmeliydi. Bu krizi okuyup ona göre üretim sahalarını arttıracak adımlar atıp, üretime dayalı ekonomi modelinin hazırlıklarını yapmalıydı.

O zaman bunu okuyabilseydik, bugünkü döviz kriziyle karşılaşmazdık. Süreci okuyabilirseniz ona göre önlemler alırsınız. Bizde bu iddiayı ortaya koymaya geldik. Hem yerel yöneticilikte, hemde genel siyasette anlatacaklarımız ve uygulayacaklarımız var. Ama sizlere de ihtiyaç var. Eğer biz bu işleri siyaset minderine çekersek, hepimiz kayboluruz. Senin partin iyi, benim partim iyi söylemleri büyük siyasetçilerin bizleri çekmeye çalıştığı minderdir. Bu anlattığım karşılıklı bilgi yarıştırma, hizmet etme minderidir. Bu minderde karşılıklı sohbet edersek, birbirimizi kırmadan fikirlerimizi çarpıştırarak, doğruya ulaşmak için mücadele etmiş oluruz. Türkiye’nin buna ihtiyacı var.Gökhan Yüksel