‘İstanbul asalak bir şehir oldu’

- Yorumlar

Prof. Dr. Doğanay Tolunay; mega projeler ve inşaatlar nedeniyle İstanbul’un artık, suyunu Düzce, Adapazarı, Sakarya ve Trakya’dan, gıdasını ise yine Trakya ve Anadolu’dan karşılayan asalak bir şehir olduğunu söyledi.

Birgün’e konuşan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Önceleri kent içinde ve kent çeperinde tarım ve hayvancılık yapılır ve buralarda yetiştirilen ürünler İstanbulluların kullanımına sunulurken bu durum tarım alanlarının yerleşim alanlarına dönüşmesiyle değişmeye başladı.”

Nüfusu giderek artan İstanbul, yeşil alanlarını da aynı ölçüde kaybediyor. TÜİK verilerine göre İstanbul’un 1970’te yaklaşık 4 milyon kadar olan nüfusu, 2000’de 11 milyonu, 2018’de ise 15 milyonu aştı. Böylece 40 yıllık bir dönemde İstanbul’un nüfusu 4’e katlanmış oldu. Tolunay, son 18 yılda ekilmekten vazgeçilen ve yapılaşmayla yok edilen tarım alanının toplamda 21 bin hektar olduğunu ifade etti.

21 BİN HEKTAR KAYBEDİLDİ

Verilerle kaybedilen yeşil alanlardan bahseden Tolunay şöyle konuştu: “İstanbul Çevre Durum Raporu’na göre 1990 yılında 176 bin hektar kadar olan ekilebilir tarım alanları, meyve bahçeleri ve mera alanları 2012 yılında 161 bin hektara gerilemiştir. Aynı dönemde orman, funda, kumul gibi doğal alanlar da 27 bin hektar azalmıştır. Buna karşılık yerleşim, gölet ve diğer yapay alanlar ise 42 bin hektar kadar artmıştır. Bu verileri TÜİK’in ekilebilir tarım alanı verileri de desteklemekte olup, 2000 yılında 94 bin hektar kadar olan tarım alanı 2018’de 73 bin hektar olarak belirlenmiştir.”

Durumun bu noktaya gelmesindeki en büyük pay mega projelerin. Bu projeler için Kuzey Ormanları’nda yaşanan talan adeta kentin “nefesini kesti.” Tolunay, “Sadece İstanbul Havaalanı ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile 9 bin hektara yakın bir orman alanı orman vasfını kaybetmiştir” bu durumu açıklıyor. “Planlanan Kanal İstanbul ise tarım ve orman alanlarının daha fazla azalmasına yol açacaktır” diyen Tolunay sözlerine şöyle devam etti: “Kanal İstanbul’un ÇED başvuru dosyasındaki verilere göre 8 bin hektar kadar bir tarım alanı, 750 hektar kadar orman alanı ve 650 hektar kadar bir mera alanı kaybedilecektir. Kanal İstanbul ayrıca İstanbul’un 20 günlük su ihtiyacını karşılayan Sazlıdere Barajı’nın tamamen kullanım dışı kalmasına da yol açacak. Ek olarak diğer mega projelerle birlikte Terkos Gölü’nün havza sınırlarının daralmasına da yol açarak bu gölde biriken su miktarını azaltacaktır.”

SUYA MUHTAÇ HALE GELDİK

Azalan su kaynaklarına bağlı olarak şehrin su ihtiyacının artık yakınındaki diğer şehirlerden sağlandığını söyleyen Tolunay, “İstanbul’un nüfusundaki hızlı artışla birlikte kentin su tüketimi de artmıştır. İSKİ’nin en son verilerine göre İstanbul’da yıllık 1 milyar metreküpün üzerinde bir su tüketimi olmaktadır. Su tüketiminin hızla artmasına rağmen Küçükçekmece Gölü gibi su kaynakları kaybedilmiştir. Tarihsel olarak bakıldığında büyük deresi olmayan ve kilometrelerce uzaktan su getirilen İstanbul’a 1990’lı yıllarda Istrancalardaki derelerden 2000’li yıllarda ise Sakarya ve Melen nehirlerinden su aktarılmıştır” diyerek İstanbullunun suya nasıl giderek muhtaç duruma geldiğini de özetledi.

“Tarım alanlarının azalmasıyla birlikte de kentin gıda ihtiyacı Trakya ve Anadolu’dan yani binlerce kilometre uzaklıktan getirilmeye başlanmıştır” diyen Prof. Dr. Tolunay, sözlerini “Böylece İstanbul kendi su ve tarım kaynaklarını heba ederken çevresindeki diğer kentlerin su ve tarımsal üretimini tüketir olmuştur” şeklinde sürdürdü.

Tüm bunlar sonucunda İstanbul’un artık asalak bir kent olduğunu söyleyen Tolunay, sözlerini şöyle sonlandırdı: “İstanbul Düzce, Adapazarı, Sakarya illerindeki suya ortak olmuş ve sömürür duruma gelmiştir. Özetle İstanbul Kırklareli’nden Düzce’ye kadarki tüm illerin suyuna, Anadolu’daki illerin tarımsal ürününe ortak olarak asalak bir kent haline gelmiştir. Bu durum gıda fiyatlarının yükselmesine de neden olmaktadır.”

x