‘Sıra Ankara, İstanbul, İzmir’de mi?’

- Yorumlar

Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerinin HDP’li belediye başkanlarının görevden alınarak, yerlerine kayyum atanmasına YetkinReport adlı kendi sitesindeki köşesinde yer veren Gazeteci-yazar Murat Yetkin, “Şimdi sırada ne var? Sırada Ankara’da Mansur Yavaş, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, İzmir’de Tunç Soyer ve CHP’nin aldığı büyükşehir belediye başkanlarını da “terörle bağlantılı”, ya da bulunacak başka gerekçelerle görevden almak, yerlerine Erdoğan’ın atadığı valileri getirmek mi var?” dedi.

AK Parti’nin bindiği dalı kesici adımlar attığına dikkat çeken Yetkin, “Bütün siyasi programını, lafa gelince ‘atanmışların, seçilmişlerden üstün olmaması’ üzerine kurmuş bir siyasi hareket için, koltuğunu sağlam tutmak adına ne kadar acı, ibret verici ve bindiği dalı kesici adımlar bunlar?. Eğer o “geçici tedbir” gerçekten geçiciyse, yanlıştan dönülüp, halkın oylarıyla seçilmiş başkanlar makamlarına derhal iade edilmeli. İşin suç boyutu varsa, o “bağımsız yargının” işi olmalı, Cumhurbaşkanı ve içişleri Bakanının değil” diye konuştu.

3 belediye başkanının görevden alma gerekçesi ‘haklarındaki adli/idari soruşturma/kovuşturmaların selameti için’ alınmış bir ‘geçici tedbir’ idi. Bu “geçici tedbir” ifadesi inandırıcı değil. Çünkü daha seçimlerin hemen arkasından çıkmıştı, kimsenin artık inanmak istemediği görevden alma iddiaları. Çünkü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan daha 31 Mart seçimlerinden önce halkın AK Parti adaylarını değil de yeniden HDP’li adayları belediye başkanı seçmesi halinde, yeniden görevden alabileceklerini şu sözlerle ifade etmişti: “Kayyım atanan yerleri geri alacağız diyorlar. Benim vatandaşım bunları geri almana fırsat veriyorsa, devletin imkânlarını Kandil’e gönderecek olursanız yine kayyımlarımızı atarız.”

Yetkin’in yazısının devamı şöyle:

Atandılar. Hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun, HDP’nin önceki Genel Eş-Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’ın doğum gününü birlikte kutladıklarının fotoğraflarının yayınlanmasının ertesi günü. Oysa “vatandaş” Erdoğan’ın uyarısına rağmen 31 Mart’ta Diyarbakır’da Mızraklı’yı yüzde 63, Mardin’de Türk’ü yüzde 56, Van’da Özgökçe Ertan’ı yüzde 54 oyla işbaşına getirdi. Şimdi, İçişleri Bakanlığı aradan geçen 4,5 ay sürede, daha yeni başkanlar kayyumların dosyalarını yeni açmaya başlamışken Mızraklı, Türk ve Özgökçe Ertan’ın “devletin imkânlarını Kandil’e gönderdiğini” mi saptadı? Üstelik aylardır sınırın Irak tarafında PKK hedeflerine yönelik Pençe-1 ve Pençe-2 harekâtları devam ediyorken mi? Üstelik aylardır devlet güvenlik güçleri Fırat’ın Doğusu harekâtı için Suriye sınırına yığınak yapıyorken mi?

Geçelim bunları. Bu gerekçelerin AK Parti seçmeni gözünde bir inandırıcılığı da kalmıyor artık. Zaten seçmen de bu girişimlerin bir sonuç getirmeyeceğini, hâlâ çoğulcu demokrasiye sahip çıkmak istediğini, seçimlere inandığını, hâlâ çoğulcu demokrasinin temel kuralının halkın oyuna saygı duymak olduğunu 31 Mart’ta gösterdi. İstanbul hazımsızlığına karşı CHP’li İmamoğlu’nu açık farkla yeniden seçerek Erdoğan ve Soylu’yu tebrik eden ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’ye “Bu hukuk zorlamalarına kalkışmayın, durun” dedi. Ama anlaşılan durma niyeti yok.

O hep dilden düşürülmeyen “ileri demokrasi” bu değil, hukuk devleti de bu değil. Erdoğan’ın ucuz ve grevsiz emek ve vergi indirimleriyle çekmeye çalıştığı Avrupa sermayesine güvenerek Avrupa Birliği ile yeniden yakınlaşma söylemini boşa çıkarıcı eylemler bunlar. Bu tür adımlar, Türkiye’de seçimlerin eğer sandıktan AK Parti çıkmıyorsa geçersiz sayılacağı propagandası yapanların değirmenine su taşıyor, ilerden faz geçtik “eh işte” demokrasinizin dahi altını oyuyor; Erdoğan ve eylem birliği otağı Bahçeli bunun farkında mı değil, yoksa artık umursamıyorlar mı?

İnsanın aklına Erdoğan’ın 31 Temmuz’da Bahçeli’nin terasında, bozkurt heykelleri önünde çektirdiği fotoğraf geliyor. Şimdi sırada ne var? Sırada Ankara’da Mansur yavaş, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, İzmir’de Tunç Soyer ve CHP’nin aldığı büyükşehir belediye başkanlarını da “terörle bağlantılı”, ya da bulunacak başka gerekçelerle görevden almak, yerlerine Erdoğan’ın atadığı valileri getirmek mi var?

Bütün siyasi programını, lafa gelince “atanmışların, seçilmişlerden üstün olmaması” üzerine kurmuş bir siyasi hareket için, koltuğunu sağlam tutmak adına ne kadar acı, ibret verici ve bindiği dalı kesici adımlar bunlar? Eğer o “geçici tedbir” gerçekten geçiciyse, yanlıştan dönülüp, halkın oylarıyla seçilmiş başkanlar makamlarına derhal iade edilmeli. İşin suç boyutu varsa, o “bağımsız yargının” işi olmalı, Cumhurbaşkanı ve içişleri Bakanının değil.

x