İstanbul’daki sellerin sorumlusu betonlaşma ve palazlanan gökdelenler

- Yorumlar

İstanbul’da son yıllarda doğa felaketleri yaşanıyor. Aşırı sıcakların görüldüğü yaz aylarının ardından yağmur sezonunda da şiddetli yağmurlar ile beraber sel görüntüleri de sıkça rastlanır oldu. 1 milyon civarındaki Suriyeli ve diğer kaçaklar nedeniyle nüfusu 16 milyona çıkan İstanbul’da neredeyse her taraf beton; kente nefes aldıracak ormanlar ise gün be gün yok oluyor. Kış aylarında betonlaşmanın etkisiyle kar bile yağmayan İstanbul’da, sıkça yağan yağmurlar ise son günlerde etkisini iyiden iyiye göstermeye başladı. Meydana gelen sel felaketinde sokaklar nehre dönerken, çok sayıda ev ve iş yerini su bastı, bir vatandaş yaşamını yitirdi.

Yağan yağmurlar, dünya metropolleriyle karşılaştırıldığında gerçek bir yağmur suyu şebekesi olmayan İstanbul’da akacak dere de bulamadığı için evleri basıyor. Uzmanlara göre sel felaketlerinde küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişikliğinin rolü olsa da bu tip doğa olaylarının kentler için yarattığı riskler, uzun vadeli çözümler üretildiği taktirde yönetilebilir. İstanbul’un aşırı yağışlardan bu kadar şiddetli etkilenmesinin ardında yatan asıl neden ise artan betonlaşma. DW Türkçe’ye konuşan Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, İstanbul’da artık yağmur sularının süzülebileceği bir ortam kalmadığını belirtiyor.

“Kış kuraklıkları artarken, daha sık dolu ve hortum olacak”

İstanbul’un 30 senedir kent selleriyle boğuştuğunu vurgulayan Türkeş, bu tip felaketlerin ardından yetkililerin açıklamalarında sık sık yer alan ‘mevsim normallerinin üzerinde yağış’ ifadesinin de bir savunma olmayacağı görüşünde. Gök gürültülü sağanak yağışların her zaman olduğunu, ancak yüzey sıcaklıklarının artmasının, yüzeyin nem tutma kapasitesini artırdığını bunun da ciddi atmosferik değişimlere yol açtığını ifade eden Türkeş, bu nedenle daha şiddetli etkiler görüldüğünü, birim alana daha kısa sürede daha hızlı ve büyük taneli yağmur damlaları düştüğünü anlatıyor. Profesör Türkeş’e göre aynı nedenden dolayı bir yandan kış kuraklıkları artarken diğer yandan daha sık dolu ve hortum görülüyor.

Türkeş’in açıklamalarından satır başları şöyle:

– Mega kent artık o kadar aşırı oldu ki ne gök gürültülü sağanak yağışları giderebilecek doğal akarsu kanalları kaldı, ne de bu ani sağanak yağışlar sonucu kent sellerini engelleyebilecek yağmur alt yapısı yapılabildi. Her taraf asfalt, her taraf bina. Yağışın normal süzülebileceği yeraltı sularına dönüşebileceği ortam kalmadı, doğal akarsu morfolojisi yok edildi. Bu nedenle iklim değişikliğinin şiddetlendiği bu olaylar kent sellerine neden oluyor.

– Normal şartlarda yağmur damlalarının bir kısmının ağaçlarda, otlarda kaldığını, bir kısmının buharlaştığını, diğer kısmının da akarsular tarafından toplandığı, toprakta süzüldüğünü ifade eden Türkeş, “Evet, hava olayları daha şiddetli oluyor ama biz de ormanları yok ediyoruz, her tarafı betonla kaplıyoruz, topoğrafyayı yok ediyoruz.

“Bilimsel ve teknik gereklilikler olmazsa su baskını yaşanır”

Politeknik Yönetim Kurulu Başkanı İnşaat Mühendisi Ersin Kiriş de Profesör Türkeş ile aynı görüşte. Kiriş, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, İstanbul’daki plansız yapılaşmanın altyapı sorunlarını da beraberinde getirdiğini vurguluyor.

Ersin Kiriş’e göre yetkililerin ‘mevsim normallerinin üstünde yağmur yağdı’ gerekçesi de teknik açıdan anlamsız. Kiriş bunu şöyle açıklıyor: “Yağmur suyu drenajı, planlama-projelendirme, inşaat ve işletme-bakım aşamalarıyla hayata geçirilir. Yağmur suyu drenajının kentlerde 100 yıllık, 500 yıllık yağış rejimi ve uzun vadeli yapılaşma koşulları göz önüne alınarak hesaplanması gerekir. Bu aşamalarda bilimsel ve teknik gereklilikler yerine getirilmez ise su baskınları, taşkınları yaşanır.”

x