Tuzla tersane işçisi Mehmet Kılıç’tan mektup

- Yorumlar

İstanbul Tuzla’da Tersane İşçisi olarak çalışan Mehmet Kılıç yazdığı mektupta yaşadıkları kötü koşulları anlattı. Kılıç, “Patronlar 5 kişilik işi 2 kişiye yaptırıyor. Birileri sefa sürüp karına kar katsın diye bizler iş cinayetinde ölmek istemiyoruz.” dedi.

Evrensel’de yayınlanan mektupta, “Bir iş yerinde iş güvenliği uzmanı hiç mi olmaz? Bu kadar kötü çalışma koşullarında insanlar çalıştırılır mı? Aldığımız maaş ne kadar ki bu kadar ağır çalışma koşullarında çalışıyoruz?” diye sordu ve “Baskıcı patronlara ve temsilcisi iktidara karşı fabrikadan tersanelere üretim alanlarında sınıf bilinci ile birleşip örgütlü mücadele yürütmemiz gerekir.” sözleriyle mektubunu sonlandırdı.

“Kış yaklaşıyor”

Kış yaklaşıyor, geminin güvertesinde denizin manzarasında, rüzgarın esintisi ile birlikte çalışıyoruz tersanede. Bir işyerinde iş güvenliği uzmanı hiç mi olmaz? Bu kadar kötü çalışma koşullarında insanlar çalıştırılır mı? Aldığımız maaş ne kadar ki bu kadar ağır çalışma koşullarında çalışıyoruz? Emeklilik yaşı 65 yaş, biz gerçekten emekliliğimizi görecek miyiz? Ekonomik kriz var. Faturasını kimlere ödetecekler ya da ödetmeye çalışıyorlar?

Hiç kuşkusuz yapılan zamlardan, kamu emekçileri ve işçileriyle yapılan toplu sözleşmelerden faturayı kimlere ödetmek istediklerini gördük. Sendikaların tutumu ve hükumetin yaptığı baskılar gözaltılar, Yüksek Hakem Kurulunun nasıl patron yanlısı kararlar verdiğini gördük. Ekonomi bakanı yeni ekonomi programını açıkladı. Ve ardından oto gaza 27 kuruş elektriğe yüzde 15 zam yapıldı. Yıl boyunca yapılan zamlara değinmiyorum bile. İşçiye emekçiye yapılan zam 5-6 temel ihtiyaç zamlarına baktığımız zaman zaten emekçiye bir şey kalmıyordu. Yaptıkları zamlarla işçinin elindeki maaş uçup gitti. Yeni açıkladılar, asgari ücret vergisi ekimde kesilmeye başlayacak. Mevcut iktidar kendi yandaş müteahhitlerinin borçlarını silip patronlara refah sağlarken emekçinin maaşından vergi alıyor. Zorunlu BES dayatıp kıdem tazminatlarımızı fona devretmekle uğraşıyor. İşsizlik maaşını yağmaladıkları gibi tüm kazanılmış haklarımızı gasp etmeye çalışıyorlar.

Yine tersanede iki gün önce bir arkadaşımız iş cinayetine kurban gitti. Her gün 3-4 arkadaşımız iş kazası geçirip yaralanıyor. Ne için yaralanıyor, sorsak dikkatsiz çalışıyorlar diyorlar. Patronların kâr hırsı yüzünden esnek çalışma koşullarına kötü çalışma koşullarına mecbur bırakılıyoruz. Hükumetin yaptığı zamlarla biz işçiler kaygılıyız. Patronlar 5 kişilik işi 2 kişiye yaptırıyor, birileri sefa sürüp karına kar katsın diye bizler iş cinayetinde ölmek istemiyoruz.

Ve bu zamana kadar olan iş cinayetleri politiktir. Hükumet müteahhitlerin yaptığı köprüler rantlara teşvik ve garanti veriyor. Ve patronları kolluyor.

535 gündür Cargill işçileri ve çeşitli iş yerlerinde işçi arkadaşlarımız direniyor. Ses veren yok, aksine gözaltına alınıyorlar. Korkmuyorlar baskılardan, gözaltılardan ve biz de korkmuyoruz işten atılmaktan. Ve hükumetin baskılarından. Bizim tek yapmamız gereken aynı talep etrafında birleşip mücadele etmekten geçer. Biz mücadele etmezsek daha ağır çalışma koşullarında çalışmaya zorlayacaklar. Daha çok arkadaşımız iş cinayetlerinde hayatını kaybedecek. Kurtuluşun yolu sendikalarda olan bürokrasiye karşı daha önde gelen işçilerin inisiyatifi ellerine alması. Baskıcı patronlara ve temsilcisi iktidara karşı fabrikadan tersanelere üretim alanlarında sınıf bilinci ile birleşip örgütlü mücadele yürütmemiz gerekir. Birleşerek güçlüyüz.

x