Sivas Kongresi’nden Gezi’ye 2014 CHP’si

CHP 18. Olağanüstü Kurultayı için bir kitapçık hazırlayan CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi ve İstanbul Milletvekili Umut Oran, CHP’nin ilk kurultayı olan Sivas kongresinden Gezi ve 2014 CHP’sine yeni bir vizyon gereksinimine işaret etti. Umut Oran, “CHP 2050 yılına göre kendi politikalarını konumlandırmalı! Birliktedirler ve birbirlerine güven ve umut verirler. Onun için uzaktaki hedeflerine birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde varabilirler. Kurultayımız da bize uzun yolları göçmen kuşlar gibi aşmayı, hedefimiz olan iktidara varmayı sağlasın. Bir tek kişiyi dahi kaybetme, küstürme lüksümüz bulunmamaktadır. Bu kurultay bölünme değil birleşme, ayrışma değil bütünleşme, zayıflama değil güçlenme kurultayı olarak partimizin tarihine yazılmalıdır. Çünkü ‘Evimiz CHP, Hedefimiz İktidar’” dedi.

CHP’li Umut Oran, CHP kurultayı için değerlendirmelerini bir kitapçıkta topladı. Umut Oran’ın kurultaya dair değerlendirmeleri özetle şöyle:

Sivas Kongresi delegeleri de burada

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında, CHP’nin de temellerinin atıldığı Sivas Kongresi’nin bugün 95. Yıldönümü. Kurultaya gelmeden önce parti tarihimize, bir anlamda cumhuriyet tarihimize yeniden baktım. Bugün sanki o günü yaşıyor gibi heyecanlıyım. Sanki burada sadece sizlere değil, 95 yıl önceki delegelerimize de sesleniyorum… Bugün bizler de onlar gibi aynı sorumluluğu yaşıyoruz. Bu durum, sadece 5 Eylül tarihinin kurultayımıza denk gelmesi hadisesi değildir. Sivas Kongresi zamanındaki tehditler ve şartlarla, bugünkü tehditler ve şartlar birbirine çok benzemektedir.

1919 ile benzerlik var

95 yıl evvel CHP kuruluş kurultayını yapıyordu. Bugün yaptığımızsa; AKP faşizminden kurtuluş kurultayıdır. 95 yıl evvel kararlardan biri milli iradeyi hakim kılmaktır. Bugün yaptığımızsa, halkın iktidarını kurmaktır. O gün demokrasiyi engelleyen Vali Ali Galip’tir. Bugün demokrasiyi katleden Recep Tayyip’tir. O gün, emperyalistlerin kuklası sadrazam Damat Ferit’tir, Bugün de işbirlikçilerin piyonu BOP Eş Başkanı Recep Tayyip’tir. O günkü durumla, bugünkü durum eğer aynıysa, o zaman sorumluluklarımız da aynı olmalıdır.
Sivas’a “hayırlı olsun” diyen Erdoğan’ı unutmayacağız

Sivas denilince, 1993’de, 2 Temmuz’da yakılan 35 canımızı da saygıyla, rahmetle anıyorum. Bu acının özeti şudur. Yobaz Yakmıştır, Devlet Bakmıştır, AKP saklamıştır, Yargı Aklamıştır. Yakanları da AK’layanları da unutmayacağız. Sivas Katliamı davasının zamanaşımına “Hayırlı olsun” diyen Erdoğan’ı unutmayacağız, unutturmayacağız. Cemevlerine hakaret edenleri de, Alevileri yuhalatanları da, Alevilere karşı düşmanlığı körükleyip fişleyenleri de unutmayacağız. 14 yaşındaki Berkin Elvan’ı “TERÖRİST” ilan ederek, annesini ve babasını yuhalatanları unutmayacağız.

Kökü Mazide Olan Atiyiz

CHP, 95 yıllık ulu bir çınardır. Gücünü köklerinden alan, gövdesi sağlam, asırlık bir çınardır. Yahya Kemal Beyatlı’nın ifadesiyle “Kökü Mazide Olan Bir Atiyiz” yani kökü geçmişe dayanan bir geleceğiz. Artık bu çınarın yeni filizler ve yeni sürgünler vererek Türkiye’ye yayılma ve Türkiye’yi kucaklama zamanıdır. Bu çınarın 95 yıldır sapasağlam, dimdik ayakta kalabilmesinin tek dayanağı sizlersiniz. Lütfen düşünün. 95 yılda bu çınar; ne fırtınalar, ne badireler gördü, yaşadı ve atlattı. 95 yılda ne partiler geldi geçti. Fakat ulu çınar CHP hep ayakta kalabildi.

Gezi ruhu

Tıpkı Gezi Parkı’nda çınarları için; aslında özgürlükleri için, demokrasi için mücadele eden ve bedel ödemekten korkmayan gençler gibi. Tıpkı; Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Ethem Sarısülük, Hasan Ferit Gedik, Medeni Yıldırım ve Mehmet Ayvalıtaş gibi. Onları rahmetle ve saygıyla anıyorum. 2013’de onlar bedel ödedi. 68’de de bedel ödeyenler Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıydı. Sırf bu fikirler yaşasın diye halkı için vuruldular. Tıpkı UĞUR MUMCU gibi, “Vurulduk ey halkım” diye haykırdılar. Onun için ki Uğur Mumcu’nun sözüyle küllerinden her zaman onun gibiler, onu aşacaklar doğuyor.

Bu kurultayda 2015’in Başbakanını seçiyoruz

O ruhu diri tutmak adına bu kurultay çok önemlidir. Çünkü biz burada sadece Genel Başkanı, sadece Parti Meclisi’ni, sadece MYK’yı değil, 2015’in Başbakanını ve Türkiye’yi yönetecek kadrolarını da seçiyoruz. Cumhuriyetin ve demokrasinin bundan sonraki gidişatını belirleyecekler olanlar bu salondakilerdir, SİZLERSİNİZ. Ülkemizin yakın dönem vizyonunu şekillendirecek olanlar SİZLERSİNİZ. Çocuklarınızın geleceğini, gelecek nesillerin kaderini etkileyecek olanlar SİZLERSİNİZ.

Asılolan CHP’dir

İşte bu tarihi sorumluluk bilinci içerisinde CHP’de asla dedikoduya, kulise, hizipçiliğe, parti içi kısır çekişmeye fırsat vermemeliyiz. Türkiye’nin CHP’ye, CHP’nin birlik, beraberlik, dayanışma, sevgi ve saygıya ihtiyacı var. ASIL OLAN CHP’DİR.

Sol’duyuyu egemen kılmalı
Kişisel kısır tartışmalar yerine, ortak aklı egemen kılarak yaşanabilir bir Türkiye’yi, “Umudun Ülkesi Herkesin Türkiye’si”ni kurmak zorundayız. Bunun için de “Bir olmak, iri olmak, diri olmak” zorundayız. Sol’duyuyu, yeni aklı egemen kılarak yeni fikirleri, yeni bir iddiayla topluma güven ve umut vererek halkın iktidarını kurmak zorundayız. Bunu ancak birlik, beraberlik ve dayanışma içinde yapabiliriz.

Parti içi demokrasi daha da artmalı

Olumsuzlukları bırakmalı ve demokrasiyi kendi evimizde ilerici, öncü şekilde tüm kurum ve kurallarıyla işletmeliyiz. İşte o zaman gerçek ve kucaklayıcı demokrasiyi samimi ve sahici bir şekilde savunan parti oluruz. Değişim olacaksa bu ileriye yönelik bir gelişim olmalıdır, geriye dönük olmamalıdır. Bu sebeple Parti Meclisi seçimleri, kesinlikle ÇARŞAF LİSTE ile yapılmalıdır. Parti Meclisi’ne seçilecek olanlar CHP örgütünün vicdanını yansıtmalıdır. Aslında sorumluluğunu yerine getirmiş üyelerle ÖNSEÇİM, bir kural haline gelmelidir. CHP, bir üye ve program partisi haline dönüştürülmelidir. CHP, yönetim kadrolarında, daha çok KADIN ve GENCİN yer bulabildiği bir parti olmalıdır.

Göçmen kuşların V uçuşu

Partimizi böyle güçlendirirken iktidar yolculuğumuzda göçmen kuşlarını kendimize örnek alalım. Onlar uzun mesafeleri aşarken “Ʌ” şeklinde uçarlar. Böylelikle hava direncini kırarlar, uçarken birbirilerini engellemezler, öndekinin yarattığı hava boşluğunda arkadakiler rahat ederler. Birliktedirler ve birbirlerine güven ve umut verirler. Onun için uzaktaki hedeflerine birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde varabilirler. Kurultayımız da bize uzun yolları göçmen kuşlar gibi aşmayı, hedefimiz olan iktidara varmayı sağlasın.

Gerçek ve kucaklayıcı demokrasiyi inşa etmeliyiz

Bugün bunları her zamankinden daha fazla yapmalıyız. İktidar, sayısal çoğunlukla sınırsız otorite kullanıyor. Bu ülkede bir “Demokrasi Krizi” var. Maalesef doğruları söylememiz, iktidar olmaya yetmiyor. Biz gerçek ve kucaklayıcı bir demokrasiyi inşa etmeliyiz. Kucaklayıcı demokrasi, sadece oylarla değil, alınacak kararlarda katılımcılıkla, çoğulculukla, müzakere kültürüyle olur. Bu demokrasi; dinlemeyi de bilen, yerelden beslenen, aşağıdan yukarıya doğru işleyen bir demokrasi olmalıdır. Biz, farklı görüşlere ve yaşam tarzlarına saygılı olacağız. Biz, ayrımcılık, ötekileştirme, kutsala dayalı bir siyaset yapmayacağız. Biz, bir arada yaşama kültürünü yücelteceğiz. Biz, topluma baskı, dayatma ve yasak getirmeyeceğiz.

CHP 2050 politikasını şimdiden belirlemeli

Başarı için çok çalışacağız. Ama bu yeterli değil. Dün yaptığımızdan farklı çalışmalıyız ki farklı sonuçlar alalım. Dünyada muazzam bir hız ve ritim var. Sosyal ve siyasi alanda, teknoloji, çevre, enerji gibi alanlarda müthiş bir değişim yaşanmakta. CHP bırakın 2015’i, bırakın 2023’ü, CHP 2050 yılına göre kendi politikalarını konumlandırmalı. Ülkemizin 2050 yılındaki geleceğini etkileyecek olan değişim dinamiklerini bugünden öngörmeli ve politikalarını buna göre şekillendirmelidir.

Merkezinde birey olan yeni söylem

2050’yi şekillendirirken, benim siyaset hayalim, siyaset planlamamızı bireyi merkeze oturtacak biçimde tasarlamaktır. En basit ifadeyle siyaset anlayışımız hizmetin ötesinde, hayat kalitesini, umutlarla hayalin buluştuğu yeni bir bileşkeye taşımaktır. Demokrasi, özgürlük, insan haklarını konuşmaya devam edelim. Ama artık halkımızın hislerine daha fazla tercüman olalım. Halkımızın geçimini, geleceğini, işini, aşını, sağlığını, emekliliğini, yaşlılığını daha çok konuşalım. Bir babanın, çocuklarının geleceğine dair umudunda, bir gencin işsizliğinin çaresinde BİZ olalım. Yoksulluğun uykusuz gecelerini paylaşalım. İnsanımızın yarın işsiz kalacağını düşündüğü sabahına güneş olalım. Bir vatandaşımızın, kışın nasıl ısınacağının, bayramda çocuklarına ne alacağının, onlara nasıl bir yuva kuracağının cevabında BİZ olalım. İşçinin, çiftçinin, köylünün, memurun sesi, kimsesizlerin kimsesi olalım.

CHP özüne dönerek değişmeli

Önceki Genel Başkanlarımızdan Rahmetli Bülent ECEVİT’in “Orta’nın Solu” kitabında şöyle bir ifade geçer: “… hayat yükünü ufacık omuzlarındaki küfede taşıyan çocuğun acısını o çocuktan daha çok duyabiliyorsanız, yerin yüzlerce metre altındaki maden işçilerinin ıstırabını sobanıza her kömür attığınızda duyabiliyorsanız…” İşte tam böyle olalım. Söylemimizle insanlara dokunalım. Halkta bir umut ışığı, bir inanç ateşi yakalım. CHP özüne dönerek değişmeli.

CHP solcudur, yenilikçidir, ulusalcıdır

Bunun için de ideoloji, kadro ve söylem bütünlüğü sağlanmalıdır. CHP solcudur, çağdaş bir partidir. CHP kendi solunu süreç içinde şekillendirmiştir, CHP sosyal demokrat bir partidir. CHP emeğin, ezilenin, mağdurun yanındadır. CHP barışçı, çevreci bir partidir. CHP gelir dağılımının, fırsat eşitliğinin peşinde koşan bir partidir. Ulusalcıdan solcu olmaz tartışmasına artık son vermek gerekmektedir. CHP’yi dizayn etmeye çalışanların şimdiki algı operasyonunun sihirli formülü budur. CHP hem ulusalcıdır hem yenilikçidir. Çünkü bizim 6 ok’umuzun ortak ruhu, özetidir ulusalcılık.

Yeni bir hikayeye ihtiyaç var

CHP’nin ve Türkiye’nin toplumu heyecanlandıracak, örgütü harekete geçirecek yeni bir hikayeye, yeni bir Türkiye hayaline ihtiyacı var. Ancak bunu gerçekleştirerek insanımız için umut olabiliriz. Biz bunu sağlayabiliriz. Sevgili dostlarım, emin olun biz bunu sağladığımız zaman iktidar olacağız. Türkiye’yi içinde bulunduğu açmazdan çıkaracağız. Türkiye’nin geldiği uçurumun eşiğinde bizim için risk almamak artık risk almaktan çok daha riskli. Tam demokratik, çağdaş, laik ve ilerici bir siyaseti sahiplenmemiz gerekiyor. Türkiye’nin boğazına geçirilen otoriter prangaları söküp atacağız, ülkede istisnasız herkese daha iyi bir yaşamın sunulacağı ve kimsenin ötekileştirilmediği bir sistemi yaratacağız.

KÜRT MESELESİ, Türkiye’nin bir gerçeği ve temel bir sorunudur. Kürt vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerine iktidardan daha çok sahip çıkacağız, sorunun; kültürel, siyasi, ekonomik, etnik ve güvenlik gibi tüm boyutlarıyla ele alınmasını sağlayacağız. Meseleyi onlar gibi bir siyasal rant olarak değil, birlikte yaşamanın ana teminatı olarak göreceğiz. Kapsamlı bir demokratikleşme ve reform programı ile meseleyi ele almadığımız takdirde bugünkü gibi teröre meşruiyet kazandıran ilkesiz bir müzakere sürecinin vahim neticeleri ile karşılaşırız. İlerici ve öncü siyasetin temsilcisi olarak bu sorunun çözülmesinde daha etkin ve daha tutarlı bir yol izleyeceğiz.

Ayrımcılık insanlık onuruyla bağdaşmaz. Bu ülkede demokrasinin teminatı ve cumhuriyet değerlerinin ödün vermez savunucuları ALEVİLER tarih boyunca türlü haksızlıklara uğradılar. Alevilerin hak ettiği saygınlığı elde etmesi için daha çok çalışacağız. Bize düşen temel bir sorumluluk var; Cemevlerini ibadethane saymalı, inanç ve ibadet özgürlüğünü tesis etmeli ve Alevi yurttaşlarımızın eşit bireyler olarak Devletin tüm olanaklarından faydalanmasını sağlamalıyız

Hak ve hukuk hem demokrasimizin hem de ekonomimizin mihenk taşı olmalı. Halkımızın HUKUK ve YARGI organlarına güvenini tazelememiz ekonomik gelişim ve demokrasinin de önünü açacaktır. Adaletin sürekli ve sistemli kılınamadığı bir ülkede ne ekonomik ne de siyasal bir gelişim gerçekleşebilir. Hep beraber bunu gerçekleştireceğiz.
Yargının iktidar tarafından ekonomik ve siyasal bir silah olarak kullanılmasına asla izin vermeyeceğiz. Hukuksuz bir devlete de, adaletsiz bir hukuka da izin vermeyeceğiz. Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin adil olmasını sağlayacağız. Üstünlerin hukukundan değil, hukukun üstünlüğünden yana olacağız. Yasama, Yürütme ve Yargı bir diğerine üstün değil, eşittirler. Cumhurbaşkanı, yargıdaki üçlü sacayağını bozamaz. CHP iktidarında ne yarı başkanlık, ne başkanlık, ne diktatörlük ne de sıfırlanan yolsuzluklar yaşanacak!

Daha çok katılım

Bu özgürlükçü ve adil iklim hem toplumsal barışı sağlayacak, hem de ekonomik ilerlememizin ana unsurunu oluşturacak. Bu iki meseleyi birbirinden ayıramayız. Hem siyasete hem ekonomiye daha çok katılımı teşvik edeceğiz. Gelin hep beraber ülkemizin genç ve dinamik nüfusunun çalışkanlığını, yaratıcılığını birleştirerek yeni bir ekonomik büyüme modeli yaratalım. Bunun merkezine demokrasiyi koyalım, toplumun yaratıcılığı ve dinamizmi ile yenilikçi anlayışımızı da bu modelin lokomotifi yapalım.

Daha fazla büyüyerek hakça paylaşım

Ülke ekonomisi orta gelir tuzağında takıldı kaldı. Ancak yeni bir ekonomik büyüme modeli bizi bu tuzaktan çıkarır ve insanımızı hak ettiği yaşam seviyelerine yükseltir. Biz bu ülkeyi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokabiliriz. Üreterek, büyüyebilir, büyüyerek paylaşabilir, paylaşarak zenginleşebiliriz. Büyüme ve paylaşım arasında bir seçim yapmak zorunda değiliz. Daha fazla büyüyerek daha hakça paylaşacağız. Ülkemizin en temel problemleri olan gelir adaletsizliğini, yoksulluğu, işsizliği birlikte yeneceğiz.

DIŞ POLİTİKADA da Türkiye’nin hem bölgede hem dünyaya istikrar ihraç eden, etkili ve uluslararası problemlere duyarlı bir aktör olmasının kilit noktası tam demokratik ve seküler bir sistemle güçlü bir ekonomiyi entegre edebilmektir. Bunu yaptığımız takdirde Türkiye küresel sistemde hak ettiği noktaya yavaş ama sağlam adımlarla ulaşacaktır. Türkiye, insanlığın bekası, barış ve huzuru için daha cesur, aktif ama ayakları yere basan bir dış politika anlayışı geliştirmeli ve bu politikaları cesurca uygulamalıdır

Küresel arenada güçlü ve vicdanlı bir ülke olmalıdır. Bunu da salt güçlü olmak için değil, insanlık lehine daha fazla sorumluluk için talep etmelidir. CHP iktidarında Türkiye 21. yüzyılda dünyanın her bölgesindeki sorunlara karşı bir politika gerçekleştirecek ve küresel sorunların çözümünde uluslararası hukuk ve uluslararası organizasyonlar çerçevesinde sorumluluklar alacaktır.

ENERJİ meselesi ekonominin kalbidir, çünkü enerji bağımlılığının hem siyasi hem de jeopolitik sonuçları var. CHP iktidarında akılcı ve sistematik politikalar ile kademeli olarak enerji bağımlılığını minimum düzeye indireceğiz. Enerji kaynaklarını çeşitlendireceğiz. Ancak biz enerji politikamızı Soma’da yaşamını yitiren madencilerimizin acıları üzerine inşa etmeyeceğiz.

275 gün sonra seçim var

Bu kurultay birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışma içinde geçmeli. Bu kurultaydan yenilenerek, güçlenerek, tazelenerek çıkılmalı. 7 Eylül sabahı ortaya çıkacak kurultay sonucu ne olursa olsun; rehavete ve yılgınlığa asla kapılmayacağız, 275 gün sonra CHP iktidarını kuracağımızı unutmayacağız. Bir tek kişiyi dahi kaybetme, küstürme lüksümüz bulunmamaktadır. Bu kurultay; bölünme değil birleşme, ayrışma değil bütünleşme, zayıflama değil güçlenme kurultayı olarak partimizin tarihine yazılmalıdır.

Çünkü CHP evimiz, hedefimiz iktidardır! Çünkü CHP, bu siyaset melodisinin SOL anahtarıdır. CHP, demokrasinin SOLda atan kalbidir. CHP, Türkiye’nin SOLu, ama SOLmayacak değeridir. Güçlü Türkiye için Güçlü Demokrasi için Güçlü CHP’ye ihtiyaç vardır. Yaşasın Cumhuriyet . Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi. Yaşasın Cumhuriyet Halk Partililer

NOT: Kitapçığın orjinaline www.umutoran.com/2014/09/05/sivas-kongresinden-geziye-2014-chpsi/ adresinden ulaşabilirsiniz!

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar