Devlet Bahçeli, Partisinin grup toplantısında konuştu

“Bir yanda PKK, diğer yanda IŞİD Türkiye’yi ablukaya almışlardır”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum” sözlerine destek verdi. Bahçeli, “Erdoğan haklı, Türkiye’nin tarihi 1919’da başlamadı; 1919 için tüm tarih geri planda bırakılamaz” dedi. Türkiye’nin IŞİD ve PKK ile mücadele konusunda daha etkin olması gerektiğini söyleyerek “Hükümet çekinmesin, terörizmle mücadele ettiği sürece MHP iktidarın destekçisidir” diye konuştu.

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“İktidarın yanlışlarıyla direnen terör cinayetlerini arttırmaktadır. Terör ve şiddet her yerdedir. Türk milleti ateşle imtihan edilmektedir. Hükümetin düne kadar terörizme tartışmalı bakışı bugünkü hüsran tablosunu hazırlamıştır.

Teröristler vatan topraklarına kademe kademe yerleşirken hükümet oralı bile olmamıştır. Sorumluluk sahipleri uykuya dalmıştır.

Her vicdan sahibi insanımız, Türkiye’nin nereye gittiğini haklı olarak sorgulamaktadır. Her vatandaş, içine düşülen kanlı döngünün ne zaman sonlanacağını sorgulamaktadır. Türk milleti ateşle imtihan edilmektedir, küresel ayak oyunları, devletimizi hedef almıştır. Hükümetin terörü tersinden okuması, pazarlık çabaları bugünkü tabloyu hazırlamıştır. Teröristler, vatan topraklarına kademe kademe yerleşirken hükümet önemsememiş, oralı bile olmamıştır. Tonlarca bomba katiller tarafından göstere göstere taşınırken, sorumluluk sahipleri uykuya dalmıştır. İhmaller serisi, şehitler sayısıyla alenileşmiştir. İşbirlikçiliğin yüz hatları Türkiye’nin yuvarlandığı yokuşla belirginleşmiştir.

Kafa karışıklığı felaketleri kışkırtmış, korkunç boyutlara ulaştırmıştır. Ve kahramanlığın kitabını yazan evlatlarımıza vahşice katledilmiştir. Dün Şemdinli’deki saldırıda iki kahraman mehmedimiz şehit düşmüştür.

Yine 1 Mayıs günü caniler, bu defa Gaziantep’te meydana çıkmışlardır. Emniyet Müdürlüğü önünde 1 ton bomba patlatan şerefsizler, 2 kardeşimizin şehit olmasına, 18 polisimizin yaralanmasına neden olmuştur. Hiçbir terörist saldırının amacına ulaşamayacağını güçlü ve kararlı bir şekilde ifade ediyorum. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize ise acil şifalar temenni ediyorum.

Bir yanda PKK, diğer yanda IŞİD Türkiye’yi ablukaya almışlardır. Hiç kimsenin can güvenliği yoktur. Türkiye, tüm tutarsızlıkları ithal etmiştir. Gündemden sanat ve spora kadar zarar görmemiş hiçbir alan kalmamıştır. Terörizm çok cepheden ülkemize yüklenmektedir. İktidardaki koordinasyon dağınıklığı tedirginliklerimizi arttırmaktadır. Terör, etki etmedik, girmedik, provoke etmedik yer bırakmamıştır. PKK ve IŞİD saldırılarını eş zamanlı düzenlemektedir. Bu olaylar karşısında Dışişleri Bakanı şöyle demiştir. “Bizim esas amacımız 98 km’lik Membiç bölgesini IŞİD’den temizlemektir.” Sayın Bakan cehaletinin kurbanı olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti’nin esas gayesi vatanı ve milleti korumak olmalıdır. Madem temizlik yapılacak, beklenen nedir? Afrin bölgesinin IŞİD’den temizlendikten sonra PYD’ye verilmeyeceğinin bir teminatı var mıdır?

Demek ki Türkiye milli bekasının parametrelerini başka ülkelerin inisiyatifine devretmiştir. Türkiye, kendi göbek bağını kendi kesecek dirayet ve tecrübeye sahiptir. Avrupa’ya el açması, avuç ovuşturması yürek yaralayıcıdır. AKP’nin Dışişleri Bakanı, ılımlı muhalefete hem havadan hem karadan destek verilmesinden bahsetmektedir. Merkel’in Türkiye’ye niçin sık sık geldiği netleşmiştir. Almanya Başbakanı’nın mültecileri ziyareti

‘Hükümet çekinmesin, terörizmle mücadele ettiği sürece MHP iktidarın destekçisidir’

İncirlik’e yerleşebilmek için vize muafiyetiyle birlikte amaç olarak kullanmasıdır. Ortadoğu’nun enerji kaynaklarında kimin gözü varsa Türkiye üzerinden hesap yapmaktadır. Rusya ile içine girdiğimiz kriz, hemen yanı başımızdaki sorunlara müdahale etmemizin önündeki en büyük engeldir. Türkiye’nin kapı gibi tezkere vardır. Hainlerin bataklıklarında mahvedilmesinin önünde hiçbir hukuki engel yoktur. Vakit çok geç olmadan, toprak bütünlüğümüze, insan varlığımıza düşmanlık yapan hangi pis örgüt varsa hepsinin cezası verilmeli, toptan yok edilmelidir. Başkasının müsamahasına sığınarak bu devleti geleceğe taşımak ancak hayaldir. PKK nereden takviye alıyorsa, oralar tümden kurutulmalıdır. Hükümet çekinmesin, terörizmle mücadele ettiği sürece MHP her zaman iktidarın destekçisidir.

Biden, “Irak için bunlar tarihte suni sınırlar çizdiğimiz, birbirinden tamamen ayrı, birlikte alın yaşayın” itirafında bulunmuştur. Masum soydaş kanının hesabını sormak kimsenin aklına gelmemiştir. Ya konfederasyon ya da bölünme tercihleri, Irak’ın önüne konan zalim bir politikadır. Dün Osmanlı’yı yıkan ve parçalayan uluslararası şebeke bir kez daha devrededir. İnsanlık değerlerini yok sayan, bu yolla Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek isteyen çevrelerin asıl hedefi elbette ki Türkiye’dir. Irak ve Suriye’deki bölünme kavgasının Türkiye’ye sıçrayacağını görmek için kâhin olmaya gerek yoktur. Küresel vahşet projeleri, insanlığa sadece ölüm vaat etmektedir. ABD, Ortadoğu’nun kuytu köşelerinde büyük Kürdistan’ın beşiğini sallamakta, parçalanmanın önünü vicdansızca açmaktadır.

29 Nisan günü Kut’ül Amare zaferinin 100. kutlamaları yapılmıştır. Türkiye’nin tarihinde pek çok göğüs kabartan, şapka çıkartılan zaferler vardır. Bu, Türkiye’nin alın yazısında vardır. Merhum Enver Paşa’nın kendisinden 1 yaş küçük Halil Paşa’nın yazdığı destan hayranlıkla anılmalıdır. Biz de bu kanaatteyiz.

‘Türkiye’nin tarihi 1919’da başlamadı; 1919 için tüm tarih geri planda bırakılamaz’

Dönemsel başarılarla avunmak yeterli görülmemelidir. Bu zaferin ne getirip götürdüğünü en iyi tartışabilecek olanlar da tarihçilerimizdir. 100 sene önce Ortadoğu’da hangi kirli eller varsa, bugün de aynıları, hatta daha zalimleri vardır. 100 sene önce üzerimizde hesap yapanlar, aynı emellerle faaliyete geçmiştir. Davutoğlu, şu tespiti paylaşmıştır: Ya Kut’ül Amare kazanacak, ya Sykes-Picot! Davutoğlu Mondros’da belimizi büktüler, Sevr’de idam ettiler. Davutoğlu bilsin ki, Ya kahramanlık ya kölelik! Kardeşçe yaşamak dururken birbirimize girip koz vermemeliyiz. Bu vatana sahip çıkmak varken küselim, darılalım, birbirimizi gözden çıkaralım diyenlere göz yumamayız. Türkiye’nin tarihi 1919’da başlamadı, doğru. 1919 için tüm tarih geri planda bırakılamaz. Ancak 1919, övünç madalyası, ağırlık merkezi, bağımsızlık iradesinin emperyalizme meydan okumasıdır. 1919’u küçümsemek de doğru ve hakkaniyetli bir tavır olarak sayılamayacaktır.

Gazi meclisimizin yasama faaliyetlerinin kavgalarla kesintiye uğraması utanç vericidir. Tekme-tokat sahneler, şiddetin hangi seviyeye ulaştığını gösterme açısından oldukça çarpıcıdır. Meclis’te kavga varsa sokaktakine ne diyeceğiz? Milletvekilleri anlaşamıyorsa sokaktaki insanların geçinmesini nasıl bekleriz?

‘HDP, TBMM’yi terörize etmektedir’

HDP, TBMM’yi terörize etmektedir. HDP, TBMM’nin çalışmalarını kilitlemektedir. Parti olarak yasama ve denetleme dışındaki dokunulmazlıkların kaldırılmasını açıklamıştık, terörle mücadelenin sürdürülmesini tartışırken, dokunulmazlık görüşmeleri, bu mücadeleyi savsaklayabilecektir.

En doğrusu, öncelikle PKK sevici sözde milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, milli iradenin tecelli yeri olan TBMM’de propaganda yapılmasını engellemektir.

Milletvekilliği dokunulmazlığı, yeni arayışlarda kilit konumdadır. Siyasi kriz ortamının demokrasi ve hukuk devleti üzerindeki tahribatını bertaraf etmek için kullanılacak çıkış yolunun adresi, hiç şüphesiz ki TBMM’dir. Bize söven hainlerin dokunulmazlıklarını kaldırmak, artık milli bir vicdandır. Dokunulmazlık konusu, HDP’lilerin dışarıdan getirdiği yedek militanlarla birlikte Kandil taşeronlarının adalete teslim edilmesidir. Karar sırası şimdi AKP ile CHP’dedir ve milletimiz onları izlemektedir.

Şimdi ise ya bu vatanda yaşayacağız, ya da seve seve can vereceğiz, Ya bir ve kardeşçe kalacağız, ya da Türk milletinin kayıplarına bir yenisinin eklenmemesini izleyeceğiz. Bu iftihar ettiğimiz Türk milleti, köklerin, kökenlerin, dinlerin, mezheplerin üstünde maddi ve manevi bir bağ ile kucaklaşmıştır. Bizleri bir araya getiren acılarımız, anılarımız, zaferlerimiz, hüzünlerimiz ve ülkülerimiz olmuştur. Her tüten ocak, toprağa düşen her şehit bizi bir millet yapmıştır. Yokluğa uzun yıllar beraber göğüs gerdik, Ankara’da dökülen gözyaşı, Diyarbakır’da silinmiştir. Erciyes olmadan Ağrı dağı mahsun. Allahu ekber dağları olmadan toroslar yapayalnızdır. Bizi korkular değil, umutlar bir araya getirmiştir. Bizi çıkarlar değil, tarihimiz buluşmuştur. Verdiğimiz şehitler, çektiğimiz çileler, oturduğumuz semtler, kız alıp vermelerimiz millet olmamızın ispatıdır. Ne var ki, bizi bölmek istiyorlar. Eğer gerekli tedbirleri alamazsak mukadderat dağılma olacaktır. Bugün, karşımızdaki tehlikede budur. İnsanlığımızın tarihi, bunları öngörememiş yöneticilerimizin kalıntılarıyla doludur.

Türk milletinin bir zamanlar 3 kıtayı avucuna almasını hazmedemeyenler, içimizden devşirdikleri yerli kuryelerle hedeflerine adım adım yürümektedir.

Türkiye Cumhuriyeti şehit yadigarıdır, mutlaka payidar kalacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin çiğnenmesine, çiğnetilmesine, yutulmasına izin verilmeyecektir. Allah’ın izniyle bayrak inmeyecektir.

Düşmemizi, tökezlememizi gözleyenler Miraç’ın ruhuyla cevap verelim. Miraç, bir ahlak, bir fazilet ürünüdür, en görkemlisidir. Miraç, halden hale girmenin, sırdan sırra girmenin halidir. Temennim, Miraç’ın mirasına Türk İslam alemi olarak layık olabilmemiz, barış ve huzur içinde yaşayabilmemizdir. “

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar