Kılıçdaroğlu: Türkiye bir iç savaşın içinde

“AKP, içlerindeki ByLock’çuları temizlemek için seçime gitmek istiyor”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin bir iç savaş halinde olduğu” görüşünü savunarak, “Türkiye’nin geleceğini önemseyen herkes oturup düşünmeli. Halk iç savaştan mı yoksa barıştan mı yana? Şimdi başkanlık sistemi, niçin, muhalefet olmasın. Dünyada böyle bir sistem yoktur” dedi.

Kılıçdaroğlu, Fethullah Gülen cemaati mensuplarının kripto mesajlaşma uygulaması olduğu söylenen ByLock tartışmalarına ilişkin olarak, “İktidar, kendi içlerindeki ByLock’çuları temizlemek için seçime gitmek istiyor. Bizim partimizin içinde de kullandığını söyledikleri 1 isim ilettiler. Araştırdık, böyle bir şey çıkmadı” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, kendilerinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la sorunu olmadıklarını vurgulayarak başkanlık sistemi konusunda eleştirilerini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi ateşe atmak istiyorlarsa, siyaseten de bölünme noktasına taşımak istiyorlarsa ‘evet’ oyu verebilirler. Türkiye’nin bölünmesi söz konusu olabilir. Siyasal yapı tamamen değişecek. Sorun Türkiye’nin bekaası sorunudur” dedi.

Kılıçdaroğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’na da katılmayacağını açıkladı.

Habertürk TV’de Alican Uludağ’ın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının satır başları şöyle:

Bir ülkenin sistemini o ülkenin kültürü, tarihi belirler. Türkiye’de gerçek anlamda sağlıklı işleyen bir demokrasi istiyorsak, o zaman sorun kalmaz. ABD’nin yaşadığı tarihsel koşulları içerisinde başkanlık sistemi var. Başkan en zayıf halkadır. Almanya’da da eyaletler var. Parlamenter sistem içinde gayet güzel gidiyor. Diğer ülkelerde de tek adam rejimine dayalı sistemler. Biz parlamenter sistemi kurduk, ne şikayetimiz var? ‘Bununla istediğimiz tarzda yasaları çıkaramıyoruz.’ ‘Yasama, yargı benim için ayakbağıdır diyor’ Cumhurbaşkanı. Yani güçlerin ayrılığı değil, güçlerin birleşmesi. Sağlıklı işleyen demokrasilerde güçler ayrılığı vardır. Bütün yetkiler bende olsun dersen, biz buna karşıyız. Binali Yıldırım neden başkanlık istediğini bir anlatsın.

“Seçim barajı yüzde 1’e düşürülmeli”

12 Eylül döneminde çıkan yasaları tam demokrasi bağlamında ele alıp düzenlememiz gerekiyor. Yüzde 10 seçim barajı var, dünyada örneği yok. Asker yüzde 10 seçim barajını HDP Meclis’e girmesin diye yaptı. Şimdi HDP giriyor. Ama diğer partiler giremiyor. Milli irade diyorsanız, buna izin vermeniz gerekiyor. Yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı parlamentoya gelsin. Parlamenter sisteme darbe vuran birinci nokta budur. İkincisi darbe döneminde çıkan yasalar. Sayın Davutoğlu beni ziyaret ettiğinde şu örneği verdim: ‘Basın hürdür.’ Basın şimdi hür mü? Anayasa böyle diyor da basın üzerindeki baskı nereden kaynaklanıyor, 12 Eylül döneminde çıkan yasalardan kaynaklanıyor.

“Önseçim şartı getirilmeli”

TBMM Başkanı’na bir mektup yazdık. Biz kendi görüşlerimizi aktardım. Anayasa değişikliği evet ve Türkiye’nin tam demokrasiye ihtiyacı vardır, diye. Lider sultasının kalkmadığı bir yerde parlamento, milletvekilleri özgür iradelerini kullanamıyorlar. Milletvekillerinin özgür iradelerini yerine getirmesi için önseçim getirilmeli. Türkiye’deki bütün STK’ları davet ettik, Ankara’da güçlü bir parlamenter sistem için neler yapılmalıdır diye 16 maddede anlattık. Bizim kadar açık ve net bu konuya yaklaşan ikinci bir parti yok.

Sayın Bahçeli, güçlü bir parlamenter sistem için ne öngörüyor? Bugün yapılan hükümet açıklaması var, parlamentoya gelecek maddeler 60 ila 100 arasında olacakmış. Nedir bunlar? Bu siyasi irade ve halkı kandırmaya yönelik adımdır. Bunları hükümet hazırlamıyor, Saray’da hazırlanıyor. Bir hükümetin iradesi olmazsa olmaz. Sayın Bahçeli ‘Fiili bir durum var’ diyor. Fiili durum nedir, şu an başkanlık sistemini yaşıyoruz demektir. Bu durum hangi sorunu çözdü? Tam tersine Türkiye sorunlar yumağının içine itildi. Sorumsuzluğu anayasa ile güvence altına alınmış bir kişi, başbakanın görevlerini kullanıyorsa, o başbakan nasıl oturabiliyor o koltukta? Demokrasiyi sindiremeyenler kendilerine özel rejim istiyorlar.

“Bizim Erdoğan’la bir sorunumuz yok”

Bizim Erdoğan’la bir sorunumuz yok. Halkın oylarıyla seçilmiştir, tarafsızlığını bozmadığı sürece eleştiri almamıştır. Tarafsızlığını bozunca eleştirdik. Sen Anayasa’da yemin ettin. Ettiği yemine sadık kalmaması son derece tehlikeli bir durumdur. Hukuka örnek olması gereken Sayın Cumhurbaşkanı’dır. Bizim muhatabımız Sayın Başbakan. Bizim muhatabımız Başbakan’dır. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğu esastır. O makam sadece bir partiyi temsil etmiyor.

Türkiye’nin bu kadar sorunu varken, başkanlık sistemi tartışmaları ötelenmişken, bunun tekrar getirilmesini anlamış değilim. Önümüzdeki süreç için de Sayın Bahçeli daha ayrıntılı bilgi verebilir. Sayın Bahçeli’nin ne düşündüğünü bilmiyoruz. Şu aşamada Bahçeli ile görüşmemiz olmayacak.

Türkiye’yi ateşe atmak istiyorlarsa, siyaseten de bölünme noktasına taşımak istiyorlarsa “evet” oyu verebilirler. Türkiye’nin bölünmesi söz konusu olabilir. Siyasal yapı tamamen değişecek. Sorun Türkiye’nin bekaası sorunudur. Sayın Bahçeli de Türkiye’nin bekaasını benim kadar savunuyordur. Yarın bir kişi başkan olup, ‘Bu bölgeyi size veriyorum’ dese ne olacak? Biz Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü düşünüyoruz. Bizim rejim sorunumuz yok.

“Referanduma gidilirse…”

Halk bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü, geleceğini düşünmez mi? Türkiye’nin geleceğini önemseyen herkes oturup düşünmeli. Halk iç savaştan mı yoksa barıştan mı yana? Şimdi başkanlık sistemi, niçin, muhalefet olmasın. Dünyada böyle bir sistem yoktur.

Biz her koşulda seçime hazırız. Tek başına iktidarken niçin seçime gidiyorsun? İçlerindeki Bylockçuları elemek için. Haziran’dan sonra bir koalisyon ortamı çıkmıştı, o dönemi anlarım. Şimdi, tek başına iktidarlar ve ‘Biz Türkiye’yi yönetemiyoruz’ diyorlar. 550 milletvekili çıkarsalar bile Türkiye’yi yönetemezler. Çünkü yönetme erkini kaybetmişlerdir. Kendi içlerinde de ciddi sorunlar var. FETÖ’cü olan, olmayan var. Bir Cumhurbaşkanı milletin yarısına nasıl hain der. Bir Cumhurbaşkanı konuşurken kelimeleri dikkatle seçer.

“Bu süreçte kolektif suç yaratıldı”

Darbe ile doğrudan ilişkisi olmayan kişilere yönelik yaptırımları mağduriyet kabul ederiz. Mağdur sayısı 1 milyonu aşkın. Bir KHK çıkarıyorsunuz, 10 binlerce kamu görevlisinin işine son veriyorsunuz. Şüphe üzerine hukuk oluşturulmaz. İdare suçluyu belirlemez, hukuk karar verir. Bu süreçte kolektif suç yaratıldı. Bir kişi suçluysa, bütün aileyi suçluyorsunuz. Suratli bir şekilde bu Meclis’i kim bombaladıysa, Akıncı Üssü’nde kim talimat verdiyse yakalayın, yargılayın ve bu işi bitirin. Er ve erbaşlar ne yaptı, emre uydular. Öğrenciyi, eri, erbaşı hapse atıyorsunuz. Hapse atacağın adam o talimatı veren adam. Bu ayrımı bilmiyorsanız siz devleti kinle, öfkeyle yönetiyorsunuz demektir.

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar