Erdoğan: Suçun varsa yargılanacaksın kardeşim; ben senin milletvekilliğinin bitmesini nasıl beklerim ya!

“Suçun varsa yargılanacaksın; ben senin milletvekilliğinin bitmesini nasıl beklerim ya!”

(Meclis’te katil istemiyoruz tezahüratları)

Sevgili gençler, işte onun için dokunulmazlıkların kaldırılmasını gündeme getiriyoruz. Şimdi dokunulmazlıkların kaldırılması deyince, yani milletvekillerine dokunulmazlık kalksın gibi bir şey anlıyorlar. Kimin fezlekesi varsa sürecin yargıya taşınmasıdır. Suçun varsa yargılanacaksın kardeşim, ben senin milletvekilliğinin bitmesini nasıl beklerim ya? Bu kadar olaylar olacak, sen terör örgütüne silah taşıyacaksın arabanla. Tabutlarla… Ee, ondan sonra? Hani kalksın diyordun, niye geri vitese taktın. Anamuhalefet, diğerleri ipe un seriyor. Niye seriyorsunuz? Herhalde burası parlamento, fezlekeleri takip bürosu değil. Bir an önce halledilmesi gerekir. Sonra, haa. Suçlu olan bedelini öder. Burada siyaset, bana göre bu fezlekelerin önünde bariyer olmamalıdır. Yargının önü açılmalıdır.

Suriçi için bir proje yaptık. Dicle için de bir proje yaptırıldı. Her iki proje de gerçekten mükemmel. Dedim ki, yani belediye seçimlerini kazansak da, kazanmasak da bu iki projeyi bakanlık olarak uygulayalım ve dünya buraya geldiği zaman burada bir medeniyet, kültür altyapısı varmış bunu gösterelim. Şimdi malum bazı batılı medya unsurları var ya, nerede böyle aykırı yerler varsa çekelim, bunun reklamını yapalım. Biz de bunun tersini yapalım. Algı operasyonunu bu millete düşman olanların eline bir fırsat olarak vermemeliyiz. Suriçi 1988’de kentsel SİT alanı ilan edilmişti. 2011’de ayrı bir koruma alanı da oluşturuldu ancak bu planlanan maalesef uygulamaya geçmedi, bundan dolayı da üzgünüz. İlk adımları 2012’de attık. Hem belediyeden kaynaklanan sorunlar, hem de terör ortamı nedeniyle somut ilerleme sağlanamadı. Bu konuda daha kararlı ve hızlı bir sürecin içine girildi. Hem Sur’u tarihi kimliğine uygun bir görünüme kavuşturacak hem de vatandaşlarımızı güvenle yaşayacakları konutların sahibi yapacağız.

Devletin görevi sadece yapıları değil, gönülleri de imar etmektir. Vatandaşlarımızın devletine olan güven, bağlılık ve inançlarını güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Arzum şudur, cumhurun başı olarak burada ağır hasarlı, orta hasarlı, az hasarlı hiç dinlemeden… Sadece tarihi eserleri bir kenara koyarak diğerlerinin tamamını yıkmalıyız. Buraların altyapısı diye bir şey yok. Burada malum anlayışın temsilcisi olan belediyeler buralarda altyapı diye bir şey yapmadılar. Buraları gezen birisiyim. Bütün pislik sokakta, caddede akar. Ne atık su kanalı bulursunuz, ne yağmur suyu kanalı görürsünüz… Yok. Onun için kokar. Ve biliyorsunuz, bir teklifim vardı. Hakkâri’yi yer değiştirelim, Yüksekova olarak değişsin. Hakkâri topoğrafik olarak bir şehir yapısında değil. Orayı nasıl şehir yapmışlar, anlamak mümkün değil. Fakat Yüksekova, gerçekten şehir olmaya aday, çok daha güzel bir yer. Bir defa, tümen orada. Havalimanını da yaptık. Bu yapı itibariyle kaçakçılığın en yoğun olduğu bölge de orası. Hem bütün bunları engellemek, hem de huzurlu bir şehir inşa etme noktasında Yüksekova çok daha uygundur. Hükümetimizde de bu kanaat oluşmuştur. Cizre zaten tarihi itibariyle hakkı. Bu hakkın iadesi gerekir. Cizre’nin yeniden şehir olması lazım ve Şırnak’a giden var mı bilmiyorum ama… Şırnak’a şehir demek mümkün değil. Fakat Cizre hakikaten, tarih, kültür, medeniyet olarak ev sahipliği yapmış bir yer. Orada da Şerafettin Elçi Havalimanı’nı yaptık. Cizre’de, orayı da bu teröristler mahvettiler. Buralara yeni bir kimlik, yeni bir kişilik kazandırmak hükümetimizin en büyük başarısıdır.

Bu habere ekleyebileceğiniz bir görüşünüz var mı? İsterseniz, yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz.

Yorumlar