Nihat Erim Nasıl Öldü? Kartal Dragos Suikastı
Nihat Erim nasıl ve kim tarafından öldürüldü? 19 Temmuz 1980’de Kartal Dragos’ta gerçekleşen suikastın öyküsü, Dev-Sol bağlantısı ve 12 Mart dönemi.
Eski Başbakan Nihat Erim, 19 Temmuz 1980’de İstanbul’un Kartal ilçesindeki Dragos’ta, Orhantepe Deniz Kulübü’nün girişinde silahlı saldırıyla öldürüldü. Erim’le birlikte koruma polisi Ali Kartal da hayatını kaybetti. Olay yerinde Dev-Sol imzalı bir bildiri bulundu ve örgüt suikastı üstlendi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başbakanlık yapmış bir ismin silahlı suikast sonucu öldürülmesinin ilk örneği olan olay, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden yalnızca 55 gün önce gerçekleşti.
Nihat Erim suikastı yalnızca 1980’in siyasi şiddet ortamıyla değil, Erim’in yaklaşık sekiz yıl önce sona eren 12 Mart dönemi başbakanlığıyla da bağlantılıydı. Olay yerine bırakılan bildiride Erim’in 1971-1972 dönemindeki uygulamaları hedef alınıyor, saldırı siyasi bir hesaplaşma olarak sunuluyordu.
Nihat Erim Kimdir?
Nihat Erim, Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde doğan hukukçu, akademisyen ve siyasetçiydi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Paris’te hukuk doktorası yaptı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim üyeliği ve profesörlük görevlerinde bulundu.
1940’lı yıllardan itibaren siyasette etkili olan Erim, Kocaeli milletvekilliği, Bayındırlık Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yaptı. Birleşmiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonunda görev aldı ve Kıbrıs meselesine ilişkin diplomatik çalışmalara katıldı.
12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından dönemin Başbakanı Süleyman Demirel istifa etti. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, CHP milletvekili olan Nihat Erim’i hükümeti kurmakla görevlendirdi. Erim CHP’den ayrıldı ve 26 Mart 1971’de partilerüstü olarak tanımlanan hükümetin başbakanı oldu.
12 Mart’tan Nihat Erim Hükümetine
Nihat Erim’in ilk hükümeti 26 Mart 1971’de kuruldu. Erim hükümeti başlangıçta ekonomik, sosyal ve anayasal reformlar vaat ederken kısa süre içinde ülkedeki silahlı siyasi eylemler ve güvenlik krizi gündemin merkezine yerleşti.
23 Nisan 1971’de Erim’in alınacak tedbirlerin “balyoz gibi” ineceğini söylemesi sonraki dönemin simgesel ifadelerinden biri oldu. Üç gün sonra, 26 Nisan 1971’de İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’nin de aralarında bulunduğu 11 ilde sıkıyönetim ilan edildi.
Takip eden dönemde çok sayıda gözaltı ve tutuklama yapıldı; basın kuruluşları, dernekler ve siyasi örgütler üzerinde sıkıyönetim uygulamaları devreye girdi. Bu süreç sonraki yıllarda genel olarak Balyoz Harekâtı adıyla anıldı.
Deniz Gezmiş Erim Hükümeti Döneminde mi Yakalandı?
Bu konuda sık tekrarlanan bir kronoloji hatasını ayırmak gerekiyor. Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 16 Mart 1971’de, Hüseyin İnan ise 23 Mart 1971’de yakalandı. Nihat Erim’in ilk hükümeti ise 26 Mart 1971’de kuruldu.
Dolayısıyla Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Erim’in başlattığı Balyoz Harekâtı sonucunda yakalandığını söylemek tarih sıralaması bakımından doğru değil. Yakalanmaları Erim’in başbakanlığından önce gerçekleşti.
Buna karşılık yargılama, idam kararlarının siyasi ve hukuki süreçleri ile infazları Erim hükümetleri döneminde devam etti. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam cezaları Meclis sürecinin ardından 6 Mayıs 1972’de infaz edildi. Nihat Erim’in ikinci hükümeti bu tarihte görevdeydi ve 22 Mayıs 1972’ye kadar işbaşında kaldı.
Kızıldere Olayı ve 12 Mart Dönemi
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve beraberindeki grup, Mart 1972’de Ünye’deki radar üssünde görev yapan üç yabancı teknisyeni kaçırdı.
Grup Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde kuşatıldı. 30 Mart 1972’de gerçekleştirilen operasyon ve çatışma sonucunda Mahir Çayan ile beraberindeki dokuz kişi ve kaçırılan üç teknisyen hayatını kaybetti. Ertuğrul Kürkçü olaydan sağ kurtuldu.
Kızıldere de Nihat Erim’in ikinci başbakanlık döneminde gerçekleşti. Sekiz yıl sonra Erim’i hedef alan suikastın gerekçelendirilmesinde, Dev-Sol’un 12 Mart dönemindeki idamları ve ölümleri öne çıkardığı görüldü.
Nihat Erim Nasıl Öldü?
Tarih 19 Temmuz 1980’di. Nihat Erim, eşi Kamile Erim ve koruma polisi Ali Kartal ile birlikte Dragos’taki Orhantepe Deniz Kulübü’ne geldi.
Dönemin gazete kayıtlarına göre Erim ile koruması otomobilden inerek kulübün girişine doğru yürümeye başladı. Bu sırada saldırganlar ateş açtı. Nihat Erim ve koruma polisi Ali Kartal aldıkları kurşun yaraları nedeniyle olay yerinde hayatını kaybetti. Kamile Erim saldırıdan yara almadan kurtuldu.
20 Temmuz 1980 tarihli Cumhuriyet gazetesinin ilk sayfasında saldırının dört kişilik bir grup tarafından gerçekleştirildiği, saldırganların bir otomobille olay yerinden uzaklaştığı ve bölgede Dev-Sol imzalı bir bildirinin bulunduğu aktarılıyordu.
Gün Sazak’ı cezalandırdık, şimdi de Nihat Erim’i cezalandırıyoruz.
Dönemin basınına yansıyan bildirideki bu ifade, saldırının örgüt tarafından sahiplenildiğinin en önemli dönem belgelerinden biri oldu.
Nihat Erim’i Kim Öldürdü?
Nihat Erim suikastını Dev-Sol üstlendi. Olay sonrasında yürütülen soruşturmalarda örgüt mensupları gözaltına alındı ve suikast Dev-Sol soruşturmalarının önemli dosyalarından biri haline geldi.
4 Ekim 1980’de dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından basına yapılan açıklamada, Ahmet Karlangaç ile Sadettin Güven saldırıyı gerçekleştiren silahlı kişiler olarak gösterildi. Aynı açıklamada Dursun Karataş ve Hüseyin Solgun’un olayın planlanmasında rol aldığı ileri sürüldü.
Suikastla bağlantılı sanıkların bir bölümü daha sonra İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesinde görülen Dev-Sol davalarında yargılandı. Tarihsel açıdan örgütün suikastı üstlenmesi ile soruşturma makamlarının kişilere yüklediği rollerin birbirinden ayrılması gerekiyor; dönemin emniyet açıklamaları bütün sanıklar bakımından tek başına kesinleşmiş yargı kararı anlamına gelmiyor.
Nihat Erim Neden Öldürüldü?
Suikastın açıklanan siyasi gerekçesi Erim’in 12 Mart dönemindeki başbakanlığına dayanıyordu. Dev-Sol, saldırıyı sahiplenen bildirilerinde 12 Mart dönemindeki operasyonları, idamları ve devrimci örgüt mensuplarının ölümlerini gerekçe gösterdi.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamları ile Kızıldere’de Mahir Çayan ve arkadaşlarının ölümü, Erim’in başbakanlığı sırasında meydana gelmişti. Bununla birlikte bu olayları yalnızca başbakanın kişisel kararı gibi anlatmak tarihsel süreci eksik bırakır. İdam kararlarında askeri mahkeme, TBMM, Cumhuriyet Senatosu ve diğer anayasal makamların dahil olduğu ayrı bir hukuki ve siyasi süreç vardı.
Suikastın Yapıldığı Dragos Deniz Kulübü Nerede?
Nihat Erim suikastının gerçekleştiği yer, dönem kaynaklarında hem Dragos Deniz Kulübü hem de Orhantepe Deniz Kulübü olarak geçiyor. Kulüp Dragos sahilinde, Orhantepe tarafında bulunuyordu.
Dragos’un 1960’lardan itibaren gelişen sayfiye yaşamında Orhantepe Deniz Kulübü önemli bir yere sahipti. İskele, restoran, kafe ve tenis kortu gibi bölümleri bulunan tesis özellikle Dragos tepesindeki yazlık evlerde yaşayanların kullandığı özel bir deniz kulübüydü.
Akademik çalışmalara göre Orhantepe Deniz Kulübü 2000’li yıllarda kapandı. Sahildeki eski plaj ve kamp alanlarının önemli bölümü dolgu ve kıyı düzenlemeleriyle değişti. Dolayısıyla Nihat Erim suikastının gerçekleştiği deniz kulübü bugün 1980’deki haliyle mevcut değil.
Nihat Erim Neden Balyoz Olarak Anıldı?
Nihat Erim’in Balyoz adıyla anılması, 23 Nisan 1971’de siyasi şiddete karşı alınacak önlemler için kullandığı balyoz benzetmesi ve ardından başlayan sıkıyönetim uygulamalarıyla ilişkilendirildi.
26 Nisan’da 11 ilde sıkıyönetim ilan edilmesinin ardından çok sayıda sol görüşlü öğrenci, akademisyen, gazeteci ve siyasetçinin gözaltına alınması, dönemin kamuoyunda Balyoz ifadesinin Erim yönetimiyle özdeşleşmesine neden oldu.
Şalcı Nihat Sözü Nereden Geliyor?
Nihat Erim’le özdeşleştirilen “şal” sözü ise sanıldığı gibi 12 Mart dönemine ait değil. Erim bu düşünceyi yaklaşık 25 yıl önce, 1946 yılında Ulus gazetesinde yayımlanan bir yazısında dile getirdi.
Erim, toplumsal bunalım dönemlerinde bir süre için “hürriyet ilahının üzerine bir şal örtmek” ifadesini kullandı ve yukarıdan aşağıya otorite kurulabileceğini savundu. Bu görüş dönemin muhalefetinden sert tepki gördü. Sonraki yıllarda kendisi için kullanılan “Şalcı Nihat” nitelemesinin kaynağı da bu yazı oldu.
Nihat Erim Suikastı 12 Eylül’den 55 Gün Önce Gerçekleşti
Nihat Erim’in öldürülmesi, Türkiye’de siyasi şiddetin son derece yükseldiği 1980 yazındaki peş peşe suikastlardan biriydi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak 27 Mayıs’ta, CHP İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu 15 Temmuz’da öldürüldü. Erim suikastından yalnızca üç gün sonra, 22 Temmuz’da DİSK’in kurucularından Kemal Türkler de evinin önünde silahlı saldırıyla öldürüldü.
Nihat Erim suikastından 55 gün sonra, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Erim cinayeti, darbeyi tek başına açıklayan bir neden olarak değil, darbe öncesindeki yoğun siyasi şiddet ortamının en çarpıcı olaylarından biri olarak tarihe geçti.
Nihat Erim Nereye Defnedildi?
Nihat Erim için suikasttan sonra cenaze töreni düzenlendi ve eski başbakan İstanbul’daki Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
1977 yılında Cumhuriyet Senatosundaki görevi sona erdikten sonra aktif siyasetten büyük ölçüde çekilmiş olan Erim, öldürüldüğünde başbakanlık görevinden ayrılmasının üzerinden sekiz yıldan fazla zaman geçmişti.
2017’de ABD Büyükelçiliğinin Nihat Erim Paylaşımı
Nihat Erim’in adı yıllar sonra diplomatik bir sosyal medya paylaşımıyla yeniden gündeme geldi. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Ocak 2017’de, Erim’in 1972’de Washington’a yaptığı ziyaret sırasında ABD Başkanı Richard Nixon ile çekilmiş bir fotoğrafını Türk-Amerikan dostluğu temasıyla paylaştı.
Paylaşım, Erim’in 12 Mart dönemindeki siyasi rolü ve suikastla öldürülmüş olması nedeniyle sosyal medyada tartışmalara yol açtı. Fotoğraf ise Erim’in başbakanlığı döneminde Türkiye ile ABD arasındaki yoğun diplomatik ilişkilerin arşiv belgelerinden biri olarak kaldı.