Maltepe İsmi Nereden Geliyor? Eski Adı ve Tarihi
Maltepe ismi nereden geliyor? Dragos Tepesi’nin hazine efsanesi, Bryas ve Pelekanon adları, Maltepe’nin tarihi ve 1992’de ilçe oluşunun hikâyesi.
Maltepe ismi nereden geliyor? İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki Maltepe ilçesinin adı, eski dönemlerde hazine veya define bulunduğuna inanılan tepelerle ilişkilendiriliyor. Yaygın tarihî anlatıya göre Maltepe adı, Dragos Tepesi çevresinde oluşan hazine ve ejderha efsanelerinden doğdu. Bizans döneminde ise bölge Bryas, Obnias ve Pelekanon gibi farklı yer adlarıyla ilişkilendirildi. Ancak bu adların bugünkü Maltepe ile birebir örtüştüğü kesin olarak kanıtlanmış değil.
Maltepe’nin geçmişi Bizans dönemine, en azından 6. yüzyıla kadar uzanıyor. Marmara Denizi kıyısındaki konumu, verimli toprakları ve su kaynakları nedeniyle yüzyıllar boyunca yerleşim alanı olarak kullanılan bölge, Osmanlı döneminde küçük bir sahil kasabasıydı. Cumhuriyet döneminde büyüyen Maltepe, 1992 yılında Kartal’dan ayrılarak bağımsız ilçe oldu.
Maltepe Adı Nereden Geliyor?
Maltepe adının kökeni, halk arasında “hazine tepesi” olarak açıklanıyor. Eski yer adı kullanımında Maltepe, içinde değerli eşyalar bulunduğuna inanılan höyükler, tümülüsler ve eski mezar tepeleriyle ilişkilendirilen bir adlandırmaydı.
Bu tür tepelerin tarih boyunca define arayıcılarının ilgisini çekmesi, Maltepe kelimesinin hazine ve gömülü servet anlamlarıyla birlikte kullanılmasına yol açtı.
İstanbul Maltepe’nin adının da Kocaeli Yarımadası’nın Türkler tarafından ele geçirilmesinden sonra Dragos Tepesi çevresindeki söylencelerle bağlantılı olarak ortaya çıktığı anlatılıyor.
Ancak bu açıklama, Dragos Tepesi’nde kesin olarak büyük bir hazine bulunduğunu gösteren tarihî bir kayıt anlamına gelmiyor. İlçenin adının kökeniyle ilgili anlatılarda halk efsaneleri ve tarihî yer adı yorumları iç içe geçiyor.
Dragos Tepesi ve Maltepe İsminin Hikâyesi
Maltepe isminin ortaya çıkışıyla ilgili en bilinen anlatılardan biri, Kartal ile Maltepe arasındaki Dragos Tepesi çevresinde geçiyor.
Efsaneye göre eski dönemlerde Dragos Tepesi’nde büyük bir hazine bulunuyordu. Bu hazinenin bir ejderha tarafından korunduğuna inanılıyordu. Dragos adının da ejderha anlamıyla bağlantılı olduğu anlatılıyor.
Yöreye ilişkin başka bir söylencede, tepede bir küp dolusu altın bulunduğu ve bu olayın ardından çevrenin Maltepe olarak anılmaya başlandığı belirtiliyor.
Bazı anlatılarda ise hazineyi koruyan yarı insan, yarı yılan biçimindeki efsanevi yaratıklardan söz ediliyor. Bu tür hikâyeler, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan eski yapıların ve tepelerin çevresinde oluşan define inanışlarıyla bağlantılı.
Tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall’ın bölgeyle ilgili aktarımlarında da Marmara kıyısındaki tepelerin Maltepe adıyla ilişkilendirildiği belirtiliyor.
Dolayısıyla Maltepe isminin en yaygın açıklaması Dragos Tepesi, hazine söylenceleri ve eski tepe adlandırmaları üzerinden yapılıyor. Ancak bu efsanelerin tarihî olaylarla birebir doğrulandığı söylenemez.
Maltepe’nin Eski İsmi Neydi?
Maltepe’nin Bizans dönemindeki eski adı için Bryas, Brias, Urias, Obnias ve Pelekanon gibi farklı isimler kullanılıyor. Ancak bunların hepsini bugünkü ilçe merkezinin kesin ve resmî eski adları olarak kabul etmek doğru değil.
Maltepe Kaymakamlığı’nın tarihçesinde ilçenin eski adı Bryas olarak aktarılıyor. Bununla birlikte Maltepe’nin tarihî coğrafyasını araştıran uzmanlar, Bryas adının bugünkü ilçe merkeziyle kesin biçimde eşleştirilmesini tartışmalı buluyor.
İstanbul’un tarihî yer adları üzerinde çalışan Prof. Dr. Semavi Eyice, Bryas’ın Maltepe olarak tanımlanması için yeterli kesin kanıt bulunmadığına dikkat çeken araştırmacılar arasında yer alıyor.
Eski yerleşimin Dragos Tepesi eteklerinde bulunduğu ve daha sonraki bir dönemde bugünkü Maltepe merkezine taşındığı yönünde tarihî anlatılar da mevcut.
Bu nedenle Maltepe’nin eski ismi sorusuna verilebilecek en doğru yanıt, Bizans döneminde bölgenin Bryas ve başka yer adlarıyla ilişkilendirildiği, ancak bu isimlerin kesin coğrafi karşılıklarının tartışmalı olduğudur.
Bryas Sarayı ve Maltepe’nin Bizans Tarihi
Maltepe’nin eski adları arasında Bryas’ın önemli bir yer tutmasının nedenlerinden biri, Küçükyalı çevresindeki Bizans kalıntılarıdır.
Bugünkü Küçükyalı’da, eski Akduman Pınarı yakınlarındaki tarihî yapı kalıntıları uzun yıllar Bryas Sarayı ile ilişkilendirildi.
Bizans kaynaklarında Bryas adıyla anılan bir sarayın, İmparator Theophilos döneminde Abbasi saray mimarisinden esinlenilerek yaptırıldığı anlatılıyor. Theophilos, 829-842 yılları arasında Bizans İmparatoru olarak hüküm sürdü.
Bazı eski yerel tarih metinlerinde sarayın yapım yılı 816 olarak verilse de bu tarih, Theophilos’un hükümdarlık dönemiyle uyuşmuyor. Bu nedenle 816 yılını kesin yapım tarihi olarak kullanmak doğru değil.
Küçükyalı’daki kalıntıların gerçekten Bryas Sarayı’na mı, yoksa başka bir Bizans yapı topluluğuna mı ait olduğu konusu da arkeolojik araştırmalarla yeniden değerlendirildi. Bölgedeki kalıntıların bir manastır kompleksiyle bağlantılı olduğu yönündeki değerlendirmeler, eski saray yorumunun tek görüş olmadığını gösteriyor.
Bu tartışmalar, Maltepe’nin Bizans dönemindeki geçmişinin yalnızca bir saray veya tek bir yer adı üzerinden açıklanamayacağını ortaya koyuyor.
Pelekanon Maltepe’nin Eski Adı mı?
Maltepe’nin eski adıyla ilişkilendirilen bir diğer önemli yer adı Pelekanon. Bu isim, Osmanlı Beyliği ile Bizans İmparatorluğu arasında 1329 yılında gerçekleşen Pelekanon Muharebesi nedeniyle tarih kitaplarında yer alıyor.
Savaş, Orhan Gazi’nin kuvvetleriyle Bizans İmparatoru III. Andronikos’un ordusu arasında gerçekleşti ve Osmanlıların zaferiyle sonuçlandı.
Avusturyalı tarihçi Hammer başta olmak üzere bazı tarihçiler, Pelekanon’u bugünkü Maltepe çevresiyle ilişkilendirdi. Bu nedenle muharebe, bazı kaynaklarda Maltepe Savaşı olarak da anılıyor.
Ancak Pelekanon’un tam konumu konusunda farklı araştırmalar bulunuyor. Tarihçi Vladimir Mirmiroğlu, savaş alanının bugünkü Maltepe değil, Darıca ile Eskihisar arasındaki Manastır mevkii olduğunu ileri sürdü.
Bu nedenle Pelekanon’un doğrudan bugünkü Maltepe ilçesinin eski adı olduğunu kesin bir bilgi olarak sunmak mümkün değil. İsim, Bizans ve erken Osmanlı döneminin tarihî coğrafyasındaki tartışmalı yer adlarından biri olarak değerlendirilmeli.
Maltepe Eskiden Dragos Tepesi’nde miydi?
Maltepe’nin yerleşim geçmişiyle ilgili anlatılarda, eski köyün Dragos Tepesi’nin Kartal’a bakan eteklerinde ve deniz kıyısında bulunduğu belirtiliyor.
Yerel tarih kaynaklarına göre bu eski yerleşim, büyük bir depremde ağır hasar gördükten sonra bugünkü Maltepe merkezinin bulunduğu bölgeye taşındı.
Prof. Dr. Semavi Eyice’nin aktardığı tarihî değerlendirmelerde, Dragos çevresindeki eski yerleşimin 1509 İstanbul depreminde yıkılmış olabileceği üzerinde duruluyor.
16. yüzyılda İstanbul çevresini inceleyen Fransız seyyah ve doğa bilimci Pierre Gilles’in, Dragos eteklerinde Obrias veya Abrias olarak anılan eski yerleşimin kalıntılarını gördüğüne ilişkin aktarımlar da bulunuyor.
Ancak bu anlatımlar, bugünkü Maltepe’deki bütün yerleşimin tek bir deprem sonrasında bir defada kurulduğunu kesin olarak göstermiyor. Bölgedeki yerleşimin zaman içinde değişen konumlar ve farklı yer adlarıyla geliştiği anlaşılıyor.
Maltepe’nin Selçuklu ve Osmanlı Dönemi Tarihi
Maltepe, Anadolu’nun kuzeybatısında Bizans ile Türk devletleri arasındaki mücadelelerin yaşandığı Kocaeli Yarımadası üzerinde bulunuyor.
11. yüzyılın sonlarında Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın batıya doğru ilerlemesi sırasında Kartal, Pendik ve Maltepe çevresi de Türk kuvvetlerinin etkisi altına girdi.
Maltepe Kaymakamlığı’nın tarihçesinde, 1084 yılında Selçuklular ile Bizans arasında yapılan anlaşmayla Dragos Çayı’nın sınır olarak belirlendiği aktarılıyor. Bu bilgi, dönemin Türk-Bizans sınır ilişkilerini anlatan yerel tarih kayıtlarında önemli bir yer tutuyor.
Ancak bölgedeki siyasi hâkimiyet kalıcı olmadı. Haçlı Seferleri döneminde Bizans’ın Anadolu yakasındaki etkisi yeniden güçlendi.
14. yüzyılda Osmanlı Beyliği’nin Kocaeli Yarımadası’na ilerlemesiyle Kartal, Aydos ve çevresindeki kaleler Türk kuvvetlerinin hedefi haline geldi.
Orhan Gazi döneminde Akça Koca, Konur Alp ve Gazi Abdurrahman gibi uç komutanlarının faaliyetleri, bölgenin Osmanlı hâkimiyetine geçiş sürecinde önemli rol oynadı.
Bu süreç, yalnızca tek bir fetih tarihiyle açıklanabilecek kadar basit değil. Maltepe ve çevresinde Bizans ile Osmanlı arasındaki hâkimiyet mücadelesi, 14. ve 15. yüzyıllardaki siyasi gelişmelerle birlikte değerlendirilmeli.
Osmanlı Döneminde Maltepe Nasıl Bir Yerdi?
Maltepe, Osmanlı döneminde Marmara Denizi kıyısında bulunan küçük bir yerleşim yeriydi. Verimli topraklar, tarım alanları, bağlar ve doğal su kaynakları, bölgenin ekonomik ve sosyal yaşamını şekillendiriyordu.
İstanbul’dan Anadolu’ya uzanan tarihî ulaşım güzergâhı üzerinde yer alması, Maltepe’nin bir geçiş ve konaklama noktası olarak kullanılmasını da sağladı.
İlçenin Osmanlı dönemindeki önemli eserlerinden biri, 1728 yılında Kazasker Feyzullah Efendi tarafından yaptırılan tarihî çeşme. Kayışdağı’ndan künklerle getirilen suyun Maltepe’ye ulaştırılması, dönemin yerleşim altyapısının dikkat çekici örneklerinden biriydi.
Feyzullah Efendi Çeşmesi, Maltepe’nin eski su sistemini ve Osmanlı dönemindeki günlük yaşamını günümüze taşıyan tarihî yapılardan biri olarak varlığını sürdürüyor.
Maltepe’nin Cumhuriyet Dönemindeki Gelişimi
Maltepe, Cumhuriyet’in ilk yıllarında sahil yerleşimi özelliğini koruyordu. Demiryolu ulaşımı, çevredeki tarım alanları ve zamanla gelişen konut bölgeleri ilçenin büyümesini etkiledi.
Maltepe, 1928 yılında belediye statüsü kazandı. Ancak o dönemde bağımsız bir ilçe değildi; Kartal’a bağlı bir yerleşim olarak yönetilmeye devam etti.
20. yüzyılın ortalarında Maltepe sahili, İstanbul’un denize girilen ve yazlık yaşamın sürdüğü bölgelerinden biri haline geldi. Süreyya Plajı, ilçenin bu dönemle özdeşleşen yerleri arasındaydı.
1953 yılında Süreyya İlmen tarafından yaptırılan Bakireler Anıtı da Maltepe sahilinin simgelerinden biri oldu. Eski fotoğraflarda denizin içinde görülen anıt, sahil dolguları ve sonraki düzenlemeler nedeniyle zamanla ilk görünümünü kaybetti.
1960’lı yıllardan itibaren İstanbul’un sanayileşmesi ve nüfus artışı, Maltepe’nin yerleşim dokusunu değiştirdi. D-100 Karayolu çevresinde sanayi ve ticaret alanları gelişirken sahil kesimlerinde apartmanlaşma hızlandı.
Eskiden bahçeler, müstakil evler ve geniş boş alanlardan oluşan mahalleler, zaman içerisinde yoğun konut bölgelerine dönüştü.
Maltepe Ne Zaman İlçe Oldu?
Maltepe, 3 Haziran 1992 tarihinde Kartal’dan ayrılarak bağımsız ilçe oldu. İlçenin kuruluşu, 27 Mayıs 1992 tarihinde kabul edilen 3806 sayılı Kanun’un 3 Haziran 1992 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla gerçekleşti.
Bu tarihten önce Maltepe, uzun yıllar Kartal ilçesinin idari yapısı içerisinde yer alıyordu. 1928 yılında belediye statüsü kazanmış olmasına rağmen bağımsız kaymakamlığı bulunan bir ilçe değildi.
1992 yılındaki düzenlemeyle Maltepe, İstanbul’un müstakil ilçelerinden biri haline geldi. Aynı yıl yapılan yerel seçimlerin ardından yeni belediye yönetimi görevine başladı.
Maltepe Nerede, Nereye Bağlı?
Maltepe, İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, Marmara Denizi kıyısında bulunan bağımsız bir ilçedir. Batısında Kadıköy, doğusunda Kartal, kuzeyinde ise Ataşehir ve Sancaktepe bulunuyor. Güneyinde Marmara Denizi ve Adalar yer alıyor.
İlçe günümüzde 18 mahalleden oluşuyor. Sahil kesimindeki Küçükyalı, İdealtepe, Feyzullah ve Yalı mahallelerinin yanı sıra Başıbüyük, Gülsuyu, Gülensu, Zümrütevler, Fındıklı ve Büyükbakkalköy gibi farklı yerleşim bölgelerini kapsıyor.
Maltepe’nin bugün bağımsız ilçe olması, tarih boyunca aynı idari sınırlara sahip olduğu anlamına gelmiyor. Geçmişteki köyler, çiftlikler, Bizans yerleşimleri ve Osmanlı dönemi yer adları, günümüzün mahalle ve ilçe sınırlarından farklı bir coğrafyayı ifade edebiliyor.
Maltepe İsminin Ardındaki Tarih
Maltepe adının kökeniyle ilgili en yaygın açıklama, eski hazine tepeleri ve Dragos çevresindeki define söylencelerine dayanıyor. Ejderhanın koruduğu hazine ve bir küp altın bulunduğu yönündeki anlatılar, ilçenin yerel tarihindeki efsaneler arasında bulunuyor.
Bryas, Obnias, Abrias ve Pelekanon gibi tarihî adlar ise bölgenin Bizans geçmişini anlamak açısından önemli. Ancak bu isimlerin hepsini bugünkü Maltepe’nin doğrudan eski adı olarak kabul etmek, tarihî coğrafyadaki belirsizlikleri göz ardı etmek olur.
Maltepe’nin tarihi yalnızca karadaki eski yerleşimlerle sınırlı değil. İlçenin Marmara Denizi açıklarında bulunan ve İstanbul’un kayıp adası olarak anılan Vordonisi de bölgenin Bizans geçmişi ve deprem anlatılarıyla bağlantılı tarihî konular arasında yer alıyor.