Kentsel Dönüşüm & Emlak

İstanbul’da Zemin Sıvılaşması Riski Olan Yerler: Anadolu Yakası

İstanbul Anadolu Yakası’nda zemin sıvılaşması riski bulunan dere yatakları ve ilçeler. Kartal, Maltepe, Kadıköy, Pendik ve Tuzla zemin bilgileri.

İstanbul Anadolu Yakası’nda zemin sıvılaşması riski özellikle dere yatakları, alüvyon alanları, bazı kıyı kesimleri ve yer altı suyunun yüzeye yakın olduğu bölgelerde öne çıkıyor. İBB’nin Anadolu Yakası Mikrobölgeleme çalışmasında Beykoz, Kadıköy, Maltepe, Kartal, Pendik ve Tuzla’daki bazı dere yataklarının yanı sıra Sancaktepe, Sultanbeyli, Pendik ve Tuzla’nın bazı iç kesimlerinde sıvılaşma potansiyeli tespit edildi.

Ancak bir ilçenin veya mahallenin adının sıvılaşma haritasında geçmesi, o ilçenin tamamının zemininin zayıf olduğu anlamına gelmiyor. Aynı mahallede dahi zemin koşulları değişebildiği için bina veya parsel hakkında kesin değerlendirme ancak yerel zemin etüdü ve yapı incelemesiyle yapılabilir.

Zemin Sıvılaşması Nedir?

Zemin sıvılaşması, özellikle suya doygun ve gevşek kumlu zeminlerin deprem sırasında taşıma ve kayma direncini önemli ölçüde kaybetmesi durumudur. Bu süreçte zemin geçici olarak akışkan benzeri davranış gösterebilir.

Sıvılaşma meydana gelen alanlarda oturma, taşıma gücü kaybı, zemin akması ve yapı temellerinde deformasyon gibi mühendislik sorunları ortaya çıkabilir.

İBB Anadolu Yakası Sıvılaşma Haritası Ne Zaman Hazırlandı?

İBB’nin Anadolu Yakası Mikrobölgeleme Projesi 2007 yılında başlatıldı ve 2009 yılı sonunda tamamlandı. Çalışma Anadolu Yakası’nda yaklaşık 509 kilometrekarelik alanı kapsıyor.

İBB bu raporu ve sıvılaşma tehlike haritasını günümüzde de Deprem ve Zemin İnceleme biriminin internet sitesinde yayımlıyor. Ancak raporun 2009 yılında tamamlanmış bir mikrobölgeleme çalışması olduğu unutulmamalı. Dolayısıyla harita, 2026 yılında yapılmış yeni bir parsel bazlı zemin etüdü değildir.

İstanbul Anadolu Yakası’nda Sıvılaşma Riski Olan Yerler

İBB’nin mikrobölgeleme raporunda yüksek sıvılaşma tehlikesi taşıyan alanlar arasında özellikle İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’ne ulaşan dere yataklarının alüvyonlu kesimleri gösteriliyor.

  • Beykoz: Göksu Deresi, Küçüksu Deresi, Bekar Deresi ve İstavroz Deresi çevresi
  • Kadıköy: Seyitahmet Deresi ve Kurbağalıdere çevresi
  • Maltepe ve çevresi: Çamaşırcı Deresi, İdealtepe Deresi, Küçükyalı Deresi, Esenyurt Deresi ve Tugay Deresi çevresi
  • Kartal: Savaklar Deresi çevresi sıvılaşma açısından ağır mühendislik önlemi gerektiren alanlara örnek olarak gösteriliyor
  • Pendik: Pendik Deresi ve Kaynarca Deresi çevresi
  • Tuzla: Kemiklidere ve Tuzla Deresi çevresi

Raporda kıyıdaki dere yataklarının dışında Sancaktepe ve Sultanbeyli’nin merkezi kesimleri ile Sabiha Gökçen Havalimanı çevresindeki kuzey Pendik ve kuzey Tuzla’nın bazı bölümleri de sıvılaşma potansiyeli bulunan alanlar arasında gösteriliyor.

Sıvılaşabilir Tabakanın Kalın Olduğu Dereler

İBB raporuna göre sıvılaşabilir tabaka kalınlığının 10 metrenin üzerine çıktığı dere alanları şunlar:

  • Göksu Deresi
  • Küçüksu Deresi
  • Seyitahmet Deresi
  • Kurbağalıdere
  • Esenyurt Deresi
  • Tugay Deresi
  • Kemiklidere
  • Tuzla Deresi

Sıvılaşabilir tabakanın 10 metreden daha az olduğu belirtilen dere alanları ise Bekar Deresi, İstavroz Deresi, Çamaşırcı Deresi, İdealtepe Deresi, Küçükyalı Deresi, Pendik Deresi ve Kaynarca Deresi olarak sıralanıyor.

Ağır Önlem Gerektiren Sıvılaşma Alanları Nereler?

İBB’nin mikrobölgeleme verilerini esas alan imar planı raporlarında ÖA-1a Ağır Önlem Gerektiren Sıvılaşma Alanları için Beykoz’daki Göksu ve Küçüksu dereleri, Kadıköy’deki Seyitahmet Deresi ve Kurbağalıdere, Maltepe’deki Esenyurt Deresi, Kartal’daki Savaklar Deresi ile Tuzla’daki Kemiklidere ve Tuzla Deresi örnek gösteriliyor.

Bu sınıfta sıvılaşabilir tabaka kalınlığının 4 metre ile 50 metre arasında olabileceği, sıvılaşma tehlikesinin yüksek olduğu, yer altı suyunun yüzeye yakın bulunabileceği ve temel mühendisliği açısından zayıf zemin koşullarının görülebileceği belirtiliyor.

Analizlerde bu alanlar için 15 ile 50 santimetre arasında zemin oturması ihtimalinden söz ediliyor. Bu nedenle yapılaşma öncesinde ayrıntılı zemin etüdü yapılması, gerekli durumlarda zemin iyileştirmesi, kazıklı temel veya uygun temel sistemlerinin tasarlanması öngörülüyor.

Hafif Önlem Gerektiren Sıvılaşma Alanları Nereler?

ÖA-1b Hafif Önlem Gerektiren Sıvılaşma Alanları, ağır önlem gerektiren ana dere yataklarının daha ince alüvyonlu kenar bölümleri ile özellikle Ümraniye, Sancaktepe, Sultanbeyli, Pendik ve Tuzla’daki bazı iç dere yataklarında görülüyor.

Bu alanlarda sıvılaşabilir tabaka kalınlığı 4 metreden daha az, sıvılaşma tehlikesi ise çoğunlukla orta veya düşük düzeyde tanımlanıyor. Analizlerde 0 ile 15 santimetre arasında zemin oturması ihtimali belirtiliyor.

Hafif önlem sınıfında bulunmak herhangi bir mühendislik çalışmasına gerek olmadığı anlamına gelmiyor. Yapılaşma öncesinde ayrıntılı zemin ve temel etüdü yapılması ve gerekiyorsa zemin iyileştirmesi uygulanması gerekiyor.

Kartal’da Zemin Sıvılaşması Nerede?

Kartal’da Savaklar Deresi, İBB mikrobölgeleme verilerini kullanan imar planı raporlarında ağır önlem gerektiren sıvılaşma alanlarına örnek olarak gösteriliyor. Savaklar Deresi Kartal sınırları içinde Marmara Denizi’ne ulaşan dere sistemlerinden biri.

Bu bilgi Kartal’ın tamamının sıvılaşma riski altında olduğu anlamına gelmiyor. Kartal’ın jeolojik yapısı mahalleler ve hatta parseller arasında değişiklik gösteriyor.

Maltepe’de Zemin Sıvılaşması Nerede?

Maltepe çevresinde Esenyurt Deresi sıvılaşma açısından öne çıkan dere yataklarından biri. Anadolu Yakası Mikrobölgeleme Raporu ayrıca Çamaşırcı, İdealtepe, Küçükyalı ve Tugay derelerinin bulunduğu Marmara kıyısı kesimlerinde de sıvılaşma tehlikesine dikkat çekiyor.

Özellikle alüvyonlu dere yataklarında ve yer altı suyunun yüzeye yakın olduğu kesimlerde zemin koşulları çevredeki kaya birimlerinden farklılaşabiliyor.

Kadıköy’de Zemin Sıvılaşması Nerede?

Kadıköy’de Seyitahmet Deresi ve Kurbağalıdere çevresi raporda sıvılaşma potansiyeli bulunan alanlar arasında. Bu kesimlerde alüvyon zemin ve yüksek yer altı suyu sıvılaşma tehlikesini artıran başlıca etkenler arasında gösteriliyor.

Pendik’te Zemin Sıvılaşması Nerede?

Pendik’te Pendik Deresi ve Kaynarca Deresi çevresindeki alüvyon alanlarında sıvılaşma potansiyeli bulunuyor. Raporda ayrıca Sabiha Gökçen Havalimanı’nın kuzeyindeki Pendik kesimlerinin bazı bölümleri de sıvılaşma riski taşıyan iç alanlar arasında gösteriliyor.

Tuzla Zemini Sağlam mı?

Tuzla’nın tamamı için “zemini sağlam” veya “zemini zayıf” şeklinde tek bir değerlendirme yapmak doğru değil. İlçe farklı jeolojik birimlerden oluşuyor ve zemin özellikleri bölgeden bölgeye değişiyor.

İBB mikrobölgeleme çalışmasına göre Kemiklidere ve Tuzla Deresi çevresinde sıvılaşma tehlikesi öne çıkıyor. Raporda bu iki dere, sıvılaşabilir tabakanın 10 metreden kalın olduğu alanlar arasında gösteriliyor.

Ayrıca Tuzla’nın kuzeyinde, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın doğusundaki bazı iç kesimler de sıvılaşma potansiyeli bulunan alanlar arasında yer alıyor. Buna karşılık bu tespitlerden yola çıkarak bütün Tuzla’yı riskli kabul etmek mümkün değil.

Bir Binanın Zemini Sağlam mı Nasıl Anlaşılır?

Mikrobölgeleme haritaları belirli bir bölgedeki genel jeolojik tehlikeleri göstermek için hazırlanır. Tek bir bina veya arsanın güvenli olup olmadığını doğrudan göstermez.

Parsel bazındaki değerlendirmede zemin ve temel etüdü, sondaj sonuçları, yer altı su seviyesi, zemin tabakalarının özellikleri, binanın temel sistemi ve yapının taşıyıcı sistemi birlikte incelenmelidir.

Bu nedenle yalnızca ilçeye, mahalleye veya dereye yakınlığa bakarak bir binanın deprem güvenliği hakkında kesin sonuca varılmamalıdır. Sıvılaşma tehlikesi zeminle ilgili bir başlıktır; binanın deprem performansı ise yapı özelliklerinin de ayrıca değerlendirilmesini gerektirir.

İBB Haritasında Sıvılaşma Riski Ne Kadar Alanı Kapsıyor?

Anadolu Yakası Mikrobölgeleme çalışmasının yönetici özetinde sıvılaşma potansiyeli bulunan alanların toplam büyüklüğü yaklaşık 36,02 kilometrekare olarak veriliyor. Bu alan, çalışma sahasının yaklaşık yüzde 7,07’sine karşılık geliyor.

Haritadaki riskli alanların önemli bölümü dere yatakları, kıyı dolguları, alüvyonlar ve yer altı suyunun yüzeye yakın olduğu kesimlerle örtüşüyor.